Sözer AKYILDIRIM

Sözer AKYILDIRIM

sozerakyildirim@hotmail.com

İSTANBUL'UN MAYMUNLARI NASIL IDAM EDİLDİ ?

05 Haziran 2021 - 13:48

İSTANBUL’UN MAYMUNLARI NASIL IDAM EDİLDİ ?
Sözer AKYILDIRIM
Öğretim Görevlisi,IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

Tarihimiz, çok ilginç olaylara tanıklık etmiştir. Osmanlı
İmparatorluğu'nun 12. padişahı olan Sultan 3. Murat Han (ya da Sultan
Murat veya 3. Murat) da bunun en ilginç örneklerinden birisinin baş
aktörüdür. Oldukça başarılı bir kumandan, zeki bir savaş stratejisti ve
son derece eğitimli bir kişiydi.
Tarihin bu kesitinin ikinci aktörü ise maymunlar... Ancak daha spesifik
olarak, İstanbul;da yaşayan maymunlar! Özellikle Yavuz Sultan Selim
dönemindeki fetihler ve fethedilen bölgelerden getirilen mallar (ki
bunlara canlılar da dahildir) sebebiyle İstanbul'daki maymun
popülasyonu dikkate değer miktarda bir artış göstermiştir. Ancak bu
hayvanlar öylesine, zevk olsun diye Osmanlı topraklarında taşınan
hayvanlardan ibaret olmamışlardır. Çeşitli nitelikleri sebebiyle hem ev
hayvanı olarak kullanılmışlar hem de çok sıra dışı amaçlara alet
edilmişlerdir. Bu amaçlardan birisi de Osmanlı Donanması'nda görev
almalarıdır! 
16. yüzyılın Akdeniz'deki en güçlü donanmasına sahip olan Osmanlı
İmparatorluğu, söz konusu maymunları eğiterek özellikle donanma
gemilerinde gözcü olarak kullanmışlardır. Elbette ki Osmanlı
Donanması nda maymunların kullanılması kör bir tesadüf değildir. Tam
tersine, bu yakın kuzenlerimizin yüksek zekâları ve insanlarda
olmayan bazı nitelikleri sebebiyle bu işlere harika birer aday olarak
karşımıza çıkmaktadırlar. Dursun Gürlek tarafından kaleme alınan
Kültür Dünyamızdan Manzaralar isimli kitap içerisinde konu şu şekilde
anlatılmaktadır:

Bu hayvanlar, görme yeteneklerinin çok güçlü olması nedeniyle, eğitilerek
böyle değerlendiriliyorlardı. Maymunlar, çok uzak mesafelerden kalyonları
fark ederler ve belli ses ve hareketlerle aşağıdakilere haber
verirlerdi. Eğitilmiş maymunlar Azap kapı çarşısında satışa sunulurlardı.
Maymun dükkânları bugünkü Unkapanı Köprüsü’nün Şişhane tarafının,
Haliç kıyısında bulunan Sokullu Mehmet Paşa Camii kenarındaydı.

İbrahim Hakkı Konyalı ise konuyla ilgili şunları yazıyor:
Kuzey Afrika tamamen Türk sınırları içine alındıktan sonra İstanbul’a çok
sayıda maymun getirilmişti, üçüncü Sultan Murat devrinin refahlı ve zengin
halk tabakaları arasında maymun bir süs ve oyuncak olmuştu.
Maymunların zekâsı modern bilim sayesinde de yakından tanıdığımız
bir gerçekliktir. İnsan haricinde doğada karşınıza çıkabilecek en zeki,
dolayısıyla en fazla eğitilebilir hayvanlardan birisi de bu canlılardır. Ne
yazık ki kaynaklarda spesifik olarak hangi maymun türünün özellikle
donanmada kullanıldığı belirtilmemiş; bu nedenle çok kesin bir analiz
yapmak mümkün değil. Ancak coğrafi gerekçeler ve çeşitli
görsellerden elde edilen bilgiler çerçevesinde bu maymunların,
insanların da dahil olduğu Kuyruksuz Maymunların en yakın kuzen
grubu olan Eski Dünya Maymunları arasından Macaca cinsi makaklar
olması çok olası gözükmektedir. Bu canlıların yüksek zekâsı,
fazlasıyla eğitilebilir oldukları gerçeği, hareketlerinin insansı’ lığı
dönemin kumandanlarının ve eğitmenlerinin dikkatini çekmiş olmalıdır.
Öyle ki, Kemaleddin Ebu Abdullah ed-Demirî tarafından kaleme alınan
Hayâtü’l-Hayevan isimli kitapta hem terzilikte görev alan hem de
kuyumculukla uğraşan maymunlardan söz edilmektedir. Aynı kaynağa
göre Yemen deki maymunlar bakkallık ve kasaplık gibi işlerde bile
çalıştırılmıştır.

Tabii ki bu durum herkesin hoşuna gitmiyordu. Bazı Osmanlı
vatandaşları ve güç sahipleri, maymunların insanlarla bu kadar iç içe
olmasından hiç de hoşnut değildi. Öyle ki, Sultan Muradın imamlığını
yapan ve daha sonra Rumeli kazaskeri olan Manisalı Molla
Abdulkerim Efendi adeta "maymun düşmanı; seviyesine varacak
kadar bir nefret besliyordu. Maymunların oyun ve eğlenceye alet
edildiğini düşünüyor, bunun Müslüman halkı yoldan çıkardığına
inanıyordu. Bu nefreti öyle boyutlara ulaşmıştı ki, her maymun
gördüğünde hayvanın asılmasını emrettiği, dolayısıyla adının
"maymunkeş imam;a çıktığı rivayet edilmektedir. Dursun Gürlek,
1590-1591;li yıllara denk gelen olayları şöyle anlatıyor:
Bilhassa Hicri 999 yılında istanbul meydanlarındaki bütün büyük ağaçlar,
sanki maymundan meyve vermiş ağaçlara benzemişti. İri maymunlar için
özel idam sehpaları bile kurularak cesetleri halka teşhir ediliyordu.
Abdulkerim atına atlar, semt semt dolaşır, idam edilecek maymunların
iplerini kendi eliyle çekerdi.
Bu olaylar kimi zaman toplu katliam düzeyine de ulaşmıştır. Son
derece tutucu olan Abdulkerim Efendi, ayrıca maymunların fuhuş
amacıyla ve kadınların kendilerini tatmin etmek amacıyla
kullanılmasından da korkmakta; halkın bu sebeple de yoldan
çıkacağını düşünerek maymunlara daha da fazla nefret beslemektedir.
Çeşitli kaynaklara göre bu olaylardan birisi şu şekilde yaşanmış ve
Abdulkerim Efendi'ye ;maymunkeş lakabını kazandırmıştır:
Tüm hikaye bu dini bütün mollanın Fatih Camii’nde verdiği bir Cuma
vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla kadınların bu maymunları
fena işlerde kullandığını anlatıyor. Cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim
molla, Azapkapı ve Galata’daki maymun satıcılarını basıyor. Tarihçiler o
günü İstanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı. diye
anlatır. Molla, yakalanan maymunları kendi elleriyle asıyor, iri maymunlar
için ayrı idam sehpası hazırlıyor. İstanbul’un maymunlarının hikayesi
maalesef bu şekilde sona eriyor, yapılan katliama tanık olan halk o günden
sonra mollaya'maymunkeş' lakabını takıyor. Tarihçiler, Maymunkeş

Abdülkerim Efendi’nin vefatında birçok hayvansever İstanbullu’nun
kutlamalar yaptığından bahseder.
Murat Bardakçı da bu tarihi verileri doğruluyor. Reşad Ekrem Koçu
tarafından kaleme alınan eserlerden yola çıkan Bardakçı, 17. yüzyılda
maymunların topluca katliyle ilgili Koçu'nun şunları yazdığını belirtiyor:
Yelken ve kürek devri gemiciliği zamanında direklerin tepesine tırmanarak
korsan gözcülüğü yapan tálimli maymunlardan istifade edilirdi. İstanbul'da
Tersane Kapısı önünde ‘‘gemi maymunu’’ yatiştirip satan esnaf dükkánları
vardı. Bir gün Üçüncü Murad'ın hürmetini kazanmış olan váizlerden
Abdülkerim Efendi ;kadınlar maymunları fuhuş aleti yaparlar'deyip başına
binlerce kişiyi topladı, bu dükkánları bastı ve zavallı hayvanları idam ettirdi’.
Sunay Akın ise 23 Mart 2007'de Sabah Gazetesi';ne yazdığı İnsanlar
Cehennemi başlıklı köşe yazısında şöyle anlatıyor:
İstanbul'da yasaklanan hayvan yalnızca sokak köpeği olmamıştır. Kuzey
Afrika'nın, İmparatorluk sınırlarına katılmasından sonra kente getirilen ve
zenginler arasında bir süs oyuncağına dönüşen maymunlar da yasaklardan
paylarına düşeni fazlasıyla almışlardır. Halk arasında yaygınlaşan maymun
sevgisine düşman olan, III. Murat'ın imamı ve sonradan Rumeli Kazaskeri
görevine atanan Molla Abdülkerim Efendi dir. Nefretinden dolayı
;Maymunkeş imam; olarak anılan Abdülkerim Efendi zamanında, İstanbul';da
neredeyse dallarına bir maymun asılmayan ağaç kalmamıştır. İri yapılı
maymunlar için özel idam sehpaları bile hazırlatan Maymunkeş imam, atıyla
İstanbul;u gezmekte, zavallı hayvanların iplerini bizzat kendi elleriyle
çekmekteydi. Oysa, Osmanlı donanmasının Akdeniz';de kurduğu
egemenlikte büyük payı vardır maymunların! Özellikle II. Beyazıt'tan sonra,
maymunların uzağı görmedeki başarılarından faydanılmak amacıyla onları
birer dürbün gibi kullanma yoluna gidilmiştir. Gelibolu ve İstanbul';daki
tersanelerde özel bir eğitimden geçirilen maymunlar, görev yaptıkları
gemilerin direklerinde gözlerini ufuktan ayırmaz ve bir gemi gördüklerinde
aşağıya haber verirlerdi.

1. S. Kaliç. (2012). Tarihimizdeki Garip Olaylar. ISBN: 6055675509. Yayınevi: Maya Kitap.
2. M. Bardakçı. Eskiden Maymunları Bile Idam Ederdik. (09 Temmuz 2000).

YORUMLAR

  • 0 Yorum