Sözer AKYILDIRIM

Sözer AKYILDIRIM

[email protected]

AŞURA

13 Ağustos 2021 - 22:16

AŞURA

Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM
IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

             Muharrem ayının onuncu gününe AŞURA denilir. Hz. Hüseyin ve aile fertlerinin 10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) tarihinde Yezid güçlerince (Emeviler’ce) şehid edildikleri gündür. Aşura bir yas günüdür. Emeviler Kerbela faciasını unutturmak için o günü adeta bayram kabul etmişlerdir. Şenlikler düzenlenmiş, tatlı yiyecekler pişirilmiş ve çeşitli hadisler uydurulmuştur.
          Kerbela vakasını unutturmak için İslam’da yas ve matemin olmadığını yaymışlardır. Emeviler tarafından uydurulan sahte hadislerde şunlar yer almaktadır:
O gün yıkanmak (Aşura günü), gözlere sürme çekmek, süslenmek, kına yakmak,
bayramlaşmak, hububat karışımı aş (aşüre ) pişirmek, kurban kesmek gibi fiiler
uydurulmuştur. Sözde; Hz Ademin tövbesi o gün kabul edilmiş, Hz. Nuh’un gemisi o gün
karaya çıkmış, tufandan kurtulmuş, Hz. Yunus balığın karnından, Yusuf kuyudan, İbrahim
ateşten, Hz. Eyyub hastalıktan, kurtulmuş, Musa Kızıl denizi Aşura günü geçtiği için bayram
edilmiş ama bir türlü İslam Peygamberinin evlatlarının o gün nasıl vahşice şehit edildikleri
dillendirilmemiştir. Amaç AŞURA günü alçakça işlenen vahşetin üstünü örtmektir.
Emevi zihniyeti peygamber evlatlarına yas tutmayı gerekli görmez, göz yaşı dökmez. Oysaki İmam Hüseyin hak ile batılı birbirinden ayırmış, onurlu ölümü seçmenin, zillet altında
yaşamaktan daha iyi olduğunu söylemiştir.
          Aşura ; adaleti isteyenlerin az bir sayıyla ,fakat büyük bir iman ve aşkla zalim ve yağmacı,kibirden gözleri kör olan ve kendisini her şeyden büyük gören zihniyetin karşısında yapılan görkemli bir kıyamdır.
          Aşura , peygamber efendimizin ‘’Hüseyin bendendir, bende Hüseyin’denim’’ hadisinin
tecellisi olmuş, İslam dini, şehitlerin Efendisinin kanıyla yeniden canlanmıştır.
Yezid, Muaviye bin Ebu Süfyan’ın soyundan gelmiştir , Ebu Süfyan  Emevi
Hanedanı ';nın kurucusudur.
Annesi  Kureyş';in başkanlarından olan " Utbe bin Rebîa 'nın kızı  Hind bint Utbe 'dir.
Yezid’de muaviyenin oğludur.

Eğer Aşura olmasaydı, Ebu Süfyanın çocuğu Yezid ‘’Ne kıyamet vardır ,ne de Vahiy
inmiştir ‘’ diyerek İslam’ı ortadan kaldıracaktı. Atalarının Cahiliye devrine dönme
düşüncesini gerçekleştirecekti.

EBU SÜFYAN:
         Hicretten elli yedi yıl önce (m. 565) Mekke’de doğdu. Bedir Gazvesi’nde
Öldürülen oğlu Hanzale’den dolayı Ebû Hanzale künyesiyle de anılır.
Resûlullah’ın peygamberliğini ilân etmesinden sonra Kureyş ileri gelenleri gibi o da İslâm’a
cephe aldı. Onun bu tavrında, Ümeyye ailesiyle Hz. Peygamber’in mensup olduğu Benî Hâşim arasında öteden beri devam edegelen rekabet ve düşmanlığın önemli rolü vardır.
Hz. Muhammed’in öldürülmesine karar veren müşrikler arasında Ebû Süfyân da yer aldı.
Ebû Cehil’in Bedir savaşında öldürülmesi üzerine Ebû Süfyân Mekke müşriklerinin reisi oldu.
          Kureyş, Bedir mağlûbiyetinin intikamını bir an önce alma görevini ona verdi ve bu savaşa sebep olan Suriye kervanındaki malları Müslümanlara karşı yapılacak savaşın masraflarına tahsis etti.
         Bedir’in intikamını almadıkça yıkanmayacağına yemin eden Ebû Süfyân, hicretin 3. yılı Şevval ayı ortalarında (Mart 625) cereyan eden Uhud Savaşı’na müşrik ordusunun kumandanı olarak katıldı. Karısı Hind bint Utbe de diğer Kureyş kadınlarıyla birlikte def çalarak orduyu savaşa teşvik ediyordu. Bu savaşta müşrikler, parlak bir zafer elde edememekle beraber Hz.Peygamber’in amcası Hamza’nın Vahşî tarafından şehid edilmesi sebebiyle bir ölçüde intikam duygularını tatmin etmiş oluyorlardı. Hind de aynı intikam duygusuyla Hz. Hamza’nın ciğerini çıkarıp ağzında çiğnemişti. Ebû Süfyân Hendek Gazvesi’nde de Kureyş’in kumandanlığını yaptı. Onun bu liderlik görevinin Mekke’nin fethine kadar sürdüğü, Müslümanlara karşı yapılan hareketlerde en üst seviyede rol aldığı görülmektedir.
MUHARREM AYININ 10.GÜNÜ: AŞURA
Ömer b. Sa‘d’ın sancağıyla gelip ilk oku atması üzerine başlayan savaş birbirine denk olmayan kuvvetler arasında tam bir dram şeklinde devam etti ve Hz. Hüseyin’in savaşa başlarken yirmi üç süvariyle kırk piyadeden oluşan askerleri kısa sürede azaldı.
Savaşın sonlarında artık sıcak ve susuzluktan bitkin hale düşen bu az sayıdaki insanın başında piyade olarak cesaretle dövüşen Hz. Hüseyin’e, Şemir b. Zülcevşen’in emriyle her taraftan hücum edildi.
            Sinân b. Enes en-Nehaî önce bir harbe saplayıp onu yere düşürdü, sonra da
atından inerek saçlarını ve daha sonra başını kesti; oradakiler de cesedini soyup her şeyini,
ardından da çadırları yağmaladılar. Ubeydullah bin ziyad’ın emri üzerine Hüseyinin cesedi
atlara çiğnetildi.
           Bu arada Hz. Hüseyin’in hasta yatağındaki oğlu Ali Zeynelâbidîn öldürülmek
istendiyse de Ömer b. Sa‘d buna engel oldu (10 Muharrem 61 / 10 Ekim 680). Şehidlerin
cesetleri ertesi gün Benî Esed mensuplarının ikamet ettiği Gādiriye köylülerince toprağa
verildi.
             Ertesi gün kadınlar ve çocuklar çıplak develere bindirilerek Kufe üzerinden Şama’a
götürüldüler. Çok kötü muamelelere tabi tutuldular. Açlık ve susuzluğun üzerine Hüseyin ve
askerlerinin kaybının acısı da eklenmişti. Yezid’in bu kötülükleri yapmaktaki amacının
Hüseyin’in destekçilerinin ne hallere düştüğünü gösterip, halkın desteğini kaybetmesini
sağlamak olduğu söylenir.

               Hz. Hüseyin’in kesik başı ve esirler Dımaşk’a (ŞAM) gönderildiğinde Yezîd görünüşte üzülmüş ve Hüseyin’i öldürtmesi sebebiyle Ubeydullah b. Ziyâd’a lânet etmiştir. Ancak onun bu üzüntüsünde samimi olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü gerçekten üzülmüş olsaydı
          Ubeydullah, Şemir ve diğerlerini hiç değilse görevlerinden alması gerekirdi; ayrıca öldürme emrini verenin bizzat kendisi olduğu yolunda rivayetler de vardır. Kufe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilan etti ve Hüseyin’in yezid’e başkaldırısını övdü.
Bununla beraber Hz. Hüseyin’in katliamdan kurtulan oğlu, kızları, kız kardeşi ve
Tâliboğulları’ndan diğer esirler Dımaşk’ta bir sene (Şam’da) tutulduktan sonra Yezîd
tarafından bir muhafız birliği refakatinde Medine’ye gönderilmiştir. Hüseyin’in dört yaşındaki
kızı Sakine bin Huseyin acıya dayanamayarak vefat etti. Yerel halk tutukluları hapiste yalnız
bırakmadı ve Zeynep bin Ali her gelen ziyaretçiye Hüseyin’in haklı davasını anlattı.
          Hz. Hüseyin’in başının nereye gömüldüğü konusu ihtilâflıdır. Medine’de Bakī ‘Mezarlığı’na,Necef’te babasının yanına, Kûfe dışında bir yere, Kerbelâ’da cesedinin konulduğu kabre,Dımaşk’ta bilinmeyen bir yere, Rakka’ya, hatta Kahire’ye gömüldüğüne dair rivayetler bulunmakta ve bunlardan birincisi daha güçlü bir ihtimal olarak görülmektedir.
         Ali bin Ebu Talip ile Muaviye arasında gerçekleşen Sıffın Savaşı sonrasında İslam Devleti ikiye bölünmüştü. Ali yönetiminde başkenti Kufe olan ve Muaviye yönetiminde başkenti Şam olan iki devlet kurulmuştu. Hz. Ali’nin bir harici tarafından şehit edilmesi, daha sonra Hz.Hasan’ın,baskıyla halifeliği Muaviye’ye bırakması ve en sonunda Hz.Hüseyin ile Yezid arasında gerçekleşen ve Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi, İslam’da derin ayrılıklara yol açmıştır.
KAYNAKÇA:
https://islamansiklopedisi.org.tr/huseyin
https://islamansiklopedisi.org.tr/ehlibeyt
https://islamansiklopedisi.org.tr/kerbela
https://eksisozluk.com/kerbela-olayı-1087675?p=2
AĞRISÖZ, Kerbela Matemi nedir? Nasıl Yapılır.18 Eylül 2018
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ebu_sufyan

YORUMLAR

  • 1 Yorum