Sözer AKYILDIRIM

Sözer AKYILDIRIM

[email protected]

IĞDIR 'da BALKAN GÖÇMENLERİ (Bulgar'dan Gelenler):

01 Temmuz 2021 - 18:38

IĞDIR ’da BALKAN GÖÇMENLERİ (Bulgar’dan Gelenler):

Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM
IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

Şu dünya ne garip? Beş yüz sene yaşadığınız toprakları, bir gün gelecekte terk edeceksiniz
deseler inanır mısınız? Osmanlı orduları Orhan Bey döneminde Balkanlara seferler,
düzenler, yeni topraklar kazanılır. Balkanların büyük bir bölümü Arnavutluk’tan, Romanya’ya,
Bulgaristan’a kadar yerler, Osmanlı mülküne intikal eder...
Bölgeye Anadolu’dan insanlar gönderilmiş, Türk ve Müslüman insanların yaşaması
sağlanmıştır...
Balkan ülkeleri yüzyıllar boyu, Osmanlının vilayetleri olarak kalır, Hıristiyan ahalinin
inançlarına, yaşamlarına, müdahale edilmez… 19.yüzyılda Osmanlı gücünü yitirince,
Balkanlardaki Türklerin evleri, köyleri, kasabaları basılmış, tecavüzler ölümler, yangınlar,
yağmalar başlamış ki, içler acısı… Plevne’de aylarca süren direnişte kırılınca, umutlar
sönmüş… 1912 de Balkanları bir kurşun atmadan terk ettik…
Onların hikâyesi de böyle başlar… Bir yüz yıl boyunca hep yollara koyulurlar, kimi zaman
sahipsiz, kimsesiz, birkaç hayvanı arabası ile Anadolu’nun yoluna düşerler...
İlk göç 1877-1878 de başlar bir milyon Rumeli Türkü göçe zorlanır. Bu sürülüş “93
Muhacereti” olarak kayıtlara geçer… 1879-1880 / 1884/ 1912-1913/ 1923-1939/ 1940-1949/
1969-1978 /1989 göçleri Balkan Türklerinin acı dolu yaşamlarını anlatır…
Iğdır’a ilk göçler 1937-38 arası başlar. Bulgaristan neresi, Deliorman, Varna, neresi, Türkiye,
Iğdır neresi, binlerce kilometre yol, aylarca yollarda geçen zahmetli yolculuklar, kimisi
yollarda ölür, aç kalırlar, umut tükenmez Iğdır ovasına varırlar.
Iğdır şimdiki gibi, bağlık, bahçelik bir yer değil, bataklık araziler, sivrisinekler, kıraç
topraklar…
Zaten o yıllarda Iğdır’da yaralarını yeni yeni sarmaya başlamış, ”Kaça kaçın” travmalarını
yaşayan bölge halkı hem yoksulluk ile hem de sıtma ile mücadele eder. Kinin bulunmaz…
Zahmetli yolculuktan sonra gelenler, Şimdiki Melekli kasabasına giden Aralık yolu üzerindeki Kışla Mahallesine, Topçular Mahallesine, civar mahallere Ak Yumak köyü ve Beyazıt yol güzergâhına, iskân edilirler. Hava sıcak, sıtma bir taraftan, yoksulluk bir taraftan, Balkanlar soğuk, serin olurken, bu kardeşlerimiz, sıcaktan, bataklıktan yayılan sıtmadan, ilk önce titretmeye sonra, şişerek ölmeye başlarlar, öyle ki ölümler artınca kefen bulunmaz, telis adı verilen çuvallara sararak ölüler gömülür…
Bu kardeşlerimiz yanlarında getirdikleri hayvanları sebze tohumları ile bölge halkı için yenilik yaratmışlardır.
Bizim Iğdır’da “CIR” inek diye tanımlanan kara ineklerden başka cins bulunmazken,
göçmenlerin inekleri daha iri ve bol süt veren alacalı türdenmiş…
Iğdır’da yaşayan Bulgar göçmenleri zamanla Bursa’ya ve batı illerimize yerleşmeye başlarlar.
Şurası önemli bir gerçektir ki bu insanlar VATANSIZ ’lığın ne olduğunu çok iyi bilirler. Kavga,
küfür bilmezler, iyi bir komşu ve iyi vatandaştırlar. Türkiye Cumhuriyeti’ne, içten bir sadakatle
bağlıdırlar…

GAZETE ARŞİVİ: DOĞU GAZETESİ,İKİNCİ TEŞRİNİ 1937
SALI: 9, SAYI : 3

ANAYURTTA YENİ IRKDAŞLAR
Iğdır’a gelen Varna göçmenler ile görüştüm
Yeni yapılan ve yapılmakta olan evlerine yerleşmekle meşgul bulunan bu ırkdaşlarımız Iğdır
tarımında çok faydalı bir unsur olacaklardır.
Iğdır kasabasına giren dört ana yol vardır: Kars yolu, Halfalı yolu, Bayazit yolu ve Markara
yolu. Kazayı evvelce görmüş olanlar,şimdi bir daha gelseler muhakkak ki şaşıracaklardır.
Bu dört medhalde öteden beri sırıtan duvar ve ev harabelerinin yerinde şimdi şosenin sağ
ve solunda birbirine mütenazir sıra sıra evler görürsünüz. Bunlar, bir kısmı yapılmış ve bir
kısmının yapısına devam edilmekte olan göçmen evleridir. Varna’dan kalkarak yirmi beş
günlük yolculuğun sonunda buraya gelen göçmenler, kısmen de yakın köylere misafir
edilmişlerdir.
               Çünkü asıl emelimiz Atatürk’ümüze kavuşmaktı. Allaha binlerce şükür, bu dileğimiz olmuştur.
               Hükümet bizimle bir baba gibi meşgul oluyor. Kaymakam ve Doktor günde birkaç defa yanımıza geliyor,halimizi soruyorlar, en ufak arzumuzu bile büyük bir ehemmiyetle karşılıyor ve yapıyorlar.
            Bir iki gün süren yağmurdan sonra kendini gösteren güneş bütün mahalle halkını sokağa dökmüştür. Her evin önünde hummalı bir onarma ve yerleşme faaliyeti var.İçlerinde
demircisi, marangozu ve hatta makinistleri dahi vardır. Her işlerini kendileri yapıyorlar. Ev
eşyaları, üstleri başları o kadar temiz ki; bizim şark köylülerinin yanıbaşında-kadınlarının
orijinal kıyafeti olmasa-şehirliden farkları yoktur.Bir kelime ile, Iğdırın tarımsal ve sosyal
hayatı için değerli bir yenilik ve kaza için sevimli bir süsdür bunlar.
Vapur yolcuları Karadenizin yıllardanberi eşi görülmemiş fırtınalı zamanına raslamıştır.ve
korkunç dalgalar üstünde bir beşik gibi sallanan vapurda dünyaya gelen bir erkek
çocuğun adını Çoşkun Ahmet koymuşlar

YORUMLAR

  • 0 Yorum