Sözer AKYILDIRIM

Sözer AKYILDIRIM

[email protected]

Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası

23 Eylül 2021 - 21:04

Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM
Araştırmacı Yazar
Iğdır Üniversitesi
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Medine kahramanı
Fahreddin Paşa’ya “hırsız” iftirasını attı. Medine'yi çekirge yiyerek müdafaa
eden Paşa, kutsal emanetleri İstanbul’a getirerek İngilizlerden kurtardı. Peki
‘Çöl Kaplanı’ lakabıyla anılan Fahreddin Paşa kimdir, İngilizlerden kurtardığı
kutsal emanetler nelerdi?

Fahreddin Paşa Kimdir?
Fahreddin Paşa, tarihimizdeki şerefli yeri Kanije müdafi Tiryaki Hasan Paşa’nın,
Budin müdafileri Kara Mehmed ve Koca Abdi Paşaların, Plevne müdafi Gazi
Osman Paşa’nın ve Edirne müdafi Şükrü Paşa’nın yanındaki büyük
kumandandır. İngilizler ’in taktığı isimle “Türk Kaplanıdır.

Askeri edebiyatımızın seçkin bir siması ve Türk neferine alem olan
“Mehmetçik” ismini günlük emirlerinde kullanarak ordu arşivine geçiren zattır.
Bugün Topkapı Sarayı müzesi’nde bulunan ve maddi manevi kıymetlerine paha
biçilemeyen “Mübarek Emanetler ”in bir kısmını, Medine’de asi Şerif Hüseyin’in
ve İngilizler ‘in eline geçmesini önleyerek vaktiyle çıktıkları yere, İstanbul’daki
Türk hazinesine gönderen büyük vatandaştır.

Fahrettin Türkkan Paşa’nın Hayatı

Ömer Fahreddin Paşa Rusçuk'ta doğdu. Soyadı kanunundan sonra Türkkan
soyadını aldı. 93 Harbi'nden sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a gelen Ömer
Fahreddin 1888';de Harp Okulu'nu, 1891'- de Erkan-ı Harbiye’yi bitirdi ve kurmay
yüzbaşı olarak orduya katıldı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca savunmasındaki
başarısıyla Edirne'nin geri alınmasında rol oynadı.
Osmanlı Devleti 1914'te Dünya Savaşı'na girdiği vakit miralay rütbesiyle
Dördüncü Ordu 'ya bağlı 12. Kolordu kumandanı olarak Musul'da bulunuyordu.

2 Kasım 1914'te mirliva’ lığa terfi ettirildi. 26 Ocak 1915'te 12. Kolordu'daki
vazifesine ilaveten Dördüncü Ordu kumandan vekilliğine getirildi. Burada bir
yandan tehcire tabi tutulan Ermenileri yerleştirirken bir yandan da Urfa, Zeytun,
Haçin, Musadağı Ermeni ayaklanmalarını bastırdı.

İngilizlerle anlaşan Mekke Şerifi Hüseyin'in isyana hazırlandığı haberinin
alınması üzerine Fahreddin Paşa Dördüncü Ordu kumandanı Cemal Paşa
tarafından 28 Mayıs 1916’da Medine'ye gönderildi. 31 Mayıs’ta Medine’ye
ulaşan Fahreddin Paşa, Şerif Hüseyin'in birkaç gün içinde isyan edeceğini
Cemal Paşa 'ya bildirdi. Şerif Hüseyin ve dört oğlu, 3 Haziran 1916'da Medine
çevresindeki demiryolunu ve telgraf hatlarını tahrip ederek isyanı başlattı. 5- 6
Haziran gecesi Medine karakollarına saldırdılarsa da Fahreddin Paşa';nın aldığı
tedbirler sayesinde başarısız olarak geri çekildiler.
İngilizler ‘in desteğinde isyana girişen Şerif Hüseyin ordusuna karşı, kısıtlı
imkanlara rağmen yaptığı Medine müdafaası ile büyük takdir topladı. Mekke,
Taif ve Cidde’de bulunan Türk garnizonları, başta Fahrettin Paşa olmak üzere
akla fikre sığmayan kanlı savaşlar yürüttüler. Şerif Hüseyin, Mekke kalesine
sığınmış ve böylece Mekke şehri içinde harp oluyordu. Aç kalan askerler
burada çekirge salatası yapıp yediler fakat mevzilerinden asla ödün vermediler.
Aslen bir İrlandalı olan Lavrens, bu savaşlarda Fahrettin Paşa’ya “Çöl Kaplanı”
lakabını vermiştir. Başlangıçta asilerin sayısı 50.000 bütün Hicaz
bölgesindeki Osmanlı askerlerinin sayısı 15.000 civarındaydı. Fahrettin Paşa
hemen karşı harekata başlayarak Bi’riali el İlave, Bi’rimaşi mevkilerindeki asileri
yenilgiye uğrattı (27 Haziran 1916). Ardından yeni birliklerle takviye edilen Hicaz
Kuvve-i Seferiyyesi kumandanlığına tayin edildi (15 Temmuz 1916).
Fahrettin Paşa Medine’yi sonuna kadar mertçe savundu. Kabe’deki
Müslümanlığın kutsal saydığı eşyaların İngilizlerin eline geçmesini önleyerek
İstanbul’a gönderdi. Bu nedenle de Fahrettin Paşa’yı “Mütareke hükümlerine
uyup, hemen teslim olmadı” diye suçladılar. İlk defa Anadolu’da söylenen ve
oradan da bütün Türk dünyasına yayılan;
“Adı Yemen’dir
Yolu Çimen’dir
Giden gelmiyor
Acep nedendir?” türküsü işte bu savaşı anlatır. Tarihçiler bu türküyü duyar
duymaz Rusçuklu Fahrettin Paşa’yı hatırlarlar.

Medine'nin etrafı isyancıların eline geçmeye başlayınca İstanbul Hükümetinin
Medine'nin boşaltılması talebeni Fahreddin Paşa 'Peygamberin kabrinin
bulunduğu Medine'deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem' diyerek kabul
etmedi. Herhangi bir yağma ihtimaline karşı da tedbir olarak, Medine'deki 30
parça Kutsal Emaneti 2000 askerin koruması altında İstanbul'a gönderdi.
Bir süre sonra etrafı tamamen kuşatılan Medine’de Türk orduları kuzeye doğru
geri çekilmeye başladı. Etrafındaki Türk birlikleriyle irtibatı tamamen kesilen
Fahreddin Paşa ise şehri savunmaya devam etti.

Birinci Dünya Savaşından yenilgiyle çıkan Osmanlı Hükumeti, 30 Ekim 1918’de
Mondros Ateşkesini imzalamak zorunda kaldı. Antlaşmanın 16. maddesine göre
Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki tüm Osmanlı garnizonlarının “en yakın
Bağlaşık komutanına teslim olması” gerekiyordu. Bu husus, Osmanlı hükumeti
tarafından 31 Ekim 1918’de Medine Garnizonu Komutanı Fahrettin Paşa’ya
gönderilen bir telyazısında açıklanmıştı.
Bu telyazısını ancak Fahrettin Paşa okumuş, bu acı habere yalnız başına
tahammül edemediğinden, bunu güvendiği Kurmay 2.Şube Müdürü
Enformasyon Subayı Naci Kaşif ve Şifre Subayı İdrisi Behiç’le paylaşmış, onları
gördükleri belgeyi hiçbir kimseye söylemeyeceklerine dair söz vermeye davet
etmişti.
Fahrettin Paşa; “Medine Kalesinden Türk bayrağını kendi elimle indiremem,
eğer mutlaka tahliye edecekseniz buraya bir kumandan gönderin. Takdir-i İlahi,
Rıza-yı peygamberi ve irade-i padişahi şeref müteallık oluncaya kadar Medine
müdafaası devam edecektir.” demiştir.

Müdafaa sırasında Kızılay’da vazifeli olan ve daha sonra bu destanı
kitaplaştıran Feridun Kandemir anlatmakta:
Türk milletinin iftiharla göğsünü kabartıp bütün dünyayı hayrette bırakan
muhteşem müdafaanın şahidi olarak İstanbul’a dönüşümüzde bir gün Babı
Ali’de bir gazete idarehanesinde aralarında Süleyman Nazif ve Yahya Kemal’in
de bulunduğu dostlara Hicaz ve Medine’de olup bitenleri anlatıyordum. Bu
sıcağı sıcağına bir anlatıştı. Kim bilir nasıl bir heyecanla coşmuş ve neler
söylemeye dalmış olmalıydım ki birdenbire kendine özgü köpürüp taşışıyla
yerinden fırlayan Süleyman Nazif “Çocuk! Çocuk! Neler söylüyorsun sen.
Bunlar burada anlatılmaz. Bir meydana koş, bütün İstanbul’a bütün bir
memlekete bağıra bağıra anlat bunları.” diye üzerime yürürken dudakları
bükülen Yahya Kemal gözyaşların siliyordu.

Medine'yi 2 yıl 7 ay savundu
Böylece Medine'de 400 seneden beri süren Türk hakimiyeti sona erdi.
Fahreddin Paşa elindeki kısıtlı imkanlara rağmen aldığı tedbirler sayesinde
Medine';yi 2 yıl 7 ay savundu. İngilizler tarafından Türk Kaplanı ismi verilen
Fahreddin Paşa, savaş esiri olarak önce Mısır'a daha sonra da Malta'ya
gönderildi.
 Sürgün sırasında savaş suçlularını yargılamak üzere İtilaf Devletleri tarafından İstanbul';da
kurulan Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divân-ı Harbî adı verilen mahkemece ölüme mahkûm edildi.
Ancak Ankara Hükümeti';nin gayretleriyle 8 Nisan 1921 tarihinde Malta'dan kurtulduktan sonra
Eylül 1921 tarihinde Türk Kurtuluş Savaşı';na katılmak üzere Ankara'ya geldi. Başkomutan
Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından Güney Cephesi'nde Fransız Ordusu';na karşı savaşan
Türk kuvvetlerini birleştirmekle görevlendirildi. Fransızlarla Ankara Antlaşması'nın imzalanmasıyla
güneyde savaş sona erince 9 Kasım 1921 tarihinde TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliği'ne
atandı. Türk-Afgan dostluğunun gelişmesinde önemli rol oynadı.

Fahreddin Paşa, 1936 yılında Ferik (korgeneral) rütbesi ile ordudan emekli oldu. 22 Kasım
1948 tarihinde bir tren yolculuğu sırasında Eskişehir yakınlarında kalp krizi geçirerek vefat etti.
Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki Medine Müdafaası ile askeri tarihimize adını
altın harflerle yazdıran Fahreddin Paşa’nın kabri Rumeli Hisarı bitişiğindeki
Aşiyan Mezarlığı’ndadır.

Fahreddin Paşa tarafından İstanbul';a gönderilen ve bir bölümü
Topkapı Sarayı müzesinde sergilenen kutsal emanetler şunlar:
Hazreti Osman';ın ceylan derisine el yazmalı Kuran'ı.
5 adet eski el yazması Kuran ve 4 adet Kuran cüzleri.
Değerli taşlarla bezenmiş, altın kaplamalı 5 adet Kuran kabı.
Hilye-i Şerif (Peygamberimizin yazı ile yapılmış portresi). Gümüş
çerçeveli, yeşil kadife üzerine pırlanta ve incilerle Peygamberimizin
adı yazılı, gümüşten güneş resimli.
Bir adet som altın üzerine pırlanta ile Kelime-i Şehadet yazılı levha.
Pırlantalı, incili, mercanlı 7 adet tespih. Gümüş işlemeli 2 adet rahle.
Sultan Abdülaziz';in pırlantalı ve altın işlemeli tuğrası.

4 adet sancak başı ve 3 adet değerli kılıç.
Medine';de Sultan Mahmut kütüphanesi ve diğerlerindeki değerli
eserler.

KAYNAKÇA:
www.yenişafak.com/gündem/cöl-kaplanı-fahreddin-pasa-ve-medine-
müdafası 2938446
www.tarihbilimi.gen.tr/fahreddin-pasa-ve-medine-müdafası
https://tr:wikipedia.org/wiki/ömer_fahreddin_Türkkan

YORUMLAR

  • 0 Yorum