TÜRK DÜNYASININ BÜYÜK ŞAİRİ: MEHEMMED HÜSEYİN ŞEHRİYAR
Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM
IĞDIR ÜNİVERSİTESİ
‘’Heyder Baba ,ıldırımlar şakanda,/Seller, Sular şakkıldayıp akanda
Kızlar ona saf bağlayıb bakanda, /Selam olsun şevkatize,elize,/Menim de bir adım gelsin
dilize. ‘’
*
Seyid Mehemmed Hüseyin Behçet-Tebrizi,1906 yılında Tebriz’de,( Hoşgenab’a bağlı
Şengilava –Şengül-abad, köyünde) dünyaya gelmiştir. Şiirlerinde Şehriyar mahlasını
kullanmıştır. Azerbaycan Türküdür. Şiirlerini hem Azerbaycan Türkçesi ile hem de Farsça
yazmıştır.Babası Mir İsmail Ağa Hoşgenabi’dir .Mir İsmail Ağa Dava vekilidir,aynı zamanda
güzel sanatlara meraklı kültürlü bir insandır.Şehriyarı etkileyen ilk kişi babası olmuştur.
*
Mehemmed Hüseyin ilk öğrenimine, Hoşgenab’a bağlı Kayışkurşak köyünde Ahund Molla
İbrahim’in yanında aldığı Farsça dersleriyle başladı.1912 ‘de ailesi Tebriz’e dönünce
tahsiline Medrese-i Müttehide ve Füyuzat gibi mekteplerde devam ederek Medrese-i
Talibiyye’den mezun oldu.Bu okulda Farsça’sını geliştirdi;Arap dili ve edebiyatı okudu.Bir
yandan da özel olarak Fransızca dersleri alıyordu.Farsça ilk şiirleri , Tebriz’de
Muhammediye Mektebi’nin Edeb adlı dergisinde yayınlandı(1920).1921 yılında Tahran’a
gelerek Dar-ül Fünun’da Tıp eğitimi almaya başlar.Tıp Fakültesi son sınıf
öğrencisiyken,eğitimini tamamlayamaz. Fakülteyi bırakmasını, Süreyya adlı bir kızla olan
gönül macerasına veya içinde bulunduğu maddi sıkıntılara bağlayanların yanı sıra, şiirle daha
fazla meşgul olmak istemesi ile de açıklayanlar da vardır.
*
İlk şiir kitabı 1929-1931 arasında(tam bir netlik yoktur) Tahran’da yayınlanır. Pek çok
baskısı yapılan bu kitaba, Tahran’da Muhammed Tagi Bahar,Seyyid Nafisi ve Pejman
Bahtiyar gibi üç büyük alim ve şair Mukkadime yazmışlardır.1932 yılında memur olarak
Nişabur’a tayin edilen Şehriyar,1933 ile 1935 yılları arasında,başta Meşhed olmak üzere
Horasan’da görev yapmıştır.1935 yılında yeniden Tahran’a dönerek çeşitli işlerde
çalışır.1936 yılında çok sevdiği babasını kaybeder. Bunun üzerine şiddetli ruhi bunalımlar
geçirir. Bu sıkıntılı yıllarını atlatmasında annesinin büyük yardımı olur
*
20.yüzyılın hakkında en çok konuşulup, yazılan şiirlerinden olan Heyder Baba’ya Selam,
Mart 1954 yılında yayınlanmıştır. Yayın yeri Tebriz’dir. Eserin ve kitabın orijinal adı :’’EZ
ÜSTAD ŞEHRİYAR, BE –LEHÇEYİ MAHALLİ-Yİ AZERBAYCAN’’dır.80 sayfalık bu
eser kaliteli kağıda basılmıştır. Eserdeki el yazıları Hattat Tahir-i Hoseyni tarafından
yazılmıştır. Nakış ve resimleri ise Mirza Abdülvahhab Şiari çizmiştir. Eser Hüseyin Ağa
Sefiri matbaasında basılmıştır.76 adet beşlikten oluşan ve hece vezniyle yazılan bu eser
Pehlevi Hanedanının Türkçe okuyup yazmayı yasaklamasından sonra yazılmış ilk önemli
Türkçe eserdir. Böylece Şehriyar, İran’daki Türkçe yasağını delen ilk yazar olmuştur. Heyder
Babaya Selam şiirinin ikincisi ise 1964 yılında yazılmış, İrade-i Azerbaycan gazetesinde
yayınlanmıştır. Bu ikinci şiir ise 49 beşlikten oluşmaktadır ve yine hece ölçüsüyle yazılmıştır.
*
Şehriyar şiirlerinde Hazfız-ı Şirazi,Sadi Şirazi ,Fuzuli ,Molla Penah Vaqıf,Mirze Elekber
Sabir’den etkilenmiştir.Şair,1953 yılında annesini kaybetmiş,ruhunda derin yaralar açan bu
hadiseden sonra annesine ithafen,’’Eyvah Maderem’’ve kendisine dünya çapında şöhret
kazandıran’’Heyder Babaya Salam’’şiirlerini kaleme almıştır.Şehriyar’ı edebiyat alemi ,genç
yaşlarından itibaren yazdığı Farsça şiirleriyle tanımış;söz konusu şiirleriyle Şehriyar,İran’ın
seçkin şairleri arasına girmiştir.Şehriyarı Türkçe şiirler yazmaya annesi sevk etmiştir.Heyder
Babaya Selam şiirinin yazılış sebebine annesi ile aralarında geçen bir konuşma vesile
olmuştur.
‘’Oğlum sana büyük şair diyorlar, fakat nece yazıyorsun ki ben anlamıyorum. Ne olur birkaç
şiirde öz dilimizde yaz ki bende anlayayım, zevk alayım diyor. Şehriyar o muhteşem şiirini
Türkçe olarak yazar ve annesine hediye eder.
*
Şiire adını veren ‘’Heyder Baba ‘’ Şehriyar’ın memleketi olan Tebriz civarındaki Hoşgenab
kasabasının yakınında bulunan dağın adıdır. Şehriyar, çocukluk yıllarını anlattığı şiirinde
‘’Heyder Baba ‘’dağına seslenmektedir. Şehriyar bu şiirinde vatan sevgisini, halk inancının
saflığı ve duruluğu konularını sembolize etmiştir. Ayrıca bu şiirde çocukluk günlerinin anıları
ile baba ocağına duyduğu özlem ve doğduğu yörenin doğal güzelliklerini anlatır. Göklere baş
kaldırırcasına yükselen dağları, şarıldayarak akan berrak suları ve büyüleyici tabiat
manzaralarıyla çizilen vatan toprağı usta bir ressamın fırçasından çıkmış gibidir. Şehriyar bu,
manzumesi ile Kuzey ve Güney Azerbaycan ile diğer Türk halkları arasında manevi bir köprü
kurulmasını sağlamıştır.
*
1968’de şair Bulud Karaçorlu Sehend’in ısrarlı davetiyle Tahran’a gitti. İran’da cereyan eden
sosyal ve siyasal olaylarla ilgili şiirler yazmaya başladı.1973’te Tahran’a yerleşti.1977’de
eşinin aniden vefatı şairi yeniden bunalıma sürükledi.1979 İran İslam Devrimi ve Şahlığın
yıkılması şairin ümitlerini canlandırdı; yeni dönemi heyecan ve sevinçle karşıladı.
Azerbaycan Türkleri’nin Tahran’daki kültür hayatına önemli katkılarda bulundu. Doktor
Cevat Heyet ve arkadaşlarının çıkardığı Farsça-Türkçe Varlıq dergisinde yeni şiirleri çıktı;
şiirleri ve sanatı hakkında birçok makale yayımlandı.
*
Şehriyarın ömrünün son yıllarında kaleme aldığı, SEHEND’im’’şiiri, Bulud Karaçorlu
Sehend’in kendisine yazdığı manzum mektuba cevap niteliğindedir. Sehend ,söz konusu
şiirinde,İran’da yaşanan sosyal ve siyasal problemler karşısında,Türk aydınlarının
kayıtsızlığından,milli bir tavır alamadıklarından yakınır ve Şehriyar’ı beraberce mücadeleye
çağırır : ‘’Bugün men Sehend’em,sen Şehriyar’san/Gel başın ucaldag goca Tebriz’in/Bir kere
yadların daşını atag,/Çekek gaygısını öz elimizin.’’
*
Bu şiire cevaben Şehriyar da,Sehend’im şiirini yazar.Sehend,hem şairin,hem de İran’da bir
dağın adıdır.Şehriyar şiirde,Sehend dağı ile şairin kişiliğini yer yer özdeşleştirir.Canlı ,ışıltılı
ve renkli tasvirlerle süslenen manzumede,gerçekle hayal birbirine karışır.Dağ tasvir edilirken
doğuya has esrarlı bir masal dünyası gözler önüne serilir. Sehendim şiiri Şehriyarın ömrünün
son yıllarında kaleme aldığı muhteşem senfoni güzelliğindeki en önemli eseridir.
*
Yaşamının son yıllarını hastalıklarla geçiren Şehriyar 18 Eylül 1988’de Tahran’da vefat etti;
vasiyeti gereği cenazesi Tebriz’e götürülerek Makberetüşşuara adlı eski bir mezarlıkta
defnedildi. İran hükümeti Şehriyar için anıtmezar ve şiir günlerinin düzenlendiği bir kültür
sitesi yaptırdı.
‘’HEYDER BABA, YOLUM SENDEN KEÇ OLDU,/ÖMRÜM KEÇDİ, GELENMEDİM
GEÇ OLDU/HEÇ BİLMEDİM GÖZELLERİN NEÇ OLDU,/BİLMEZDİM DÖNGELER
VAR, DÖNÜM VAR,/İTGİNLİK VAR, AYRILIK VAR, ÖLÜM VAR…’’

