KAZIM KARABEKİR PAŞA VE IĞDIRIN ERMENİ ZULÜMLERİNDEN
KURTULUŞU
Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM
IĞDIR ÜNİVERSİTESİ
*
Kazım Karabekir,23 Temmuz 1882 yılında
İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Emin
Paşa, annesi ise Hacı Havva Hanımdı.1900 yılında
Harp okuluna girdi 1902’de mezun oldu.1905’te
Erkan-ı Harbiye Mektebini birincilikle bitirdi. Kurmay
yüzbaşı oldu. Kurmay stajını Manastır’da, üçüncü
ordu emrinde tamamladı.1907’de Enver Bey (Paşa)
ile birlikte ittihat ve Terakki Cemiyeti’nin Manastır
(Makedonya’nın güney batısında yer alan tarihi bir
şehir) şubesini kurdu.
1909 yılında 31 Mart olayı patlak verince (
Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’da yönetime
karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. On üç gün
sürmüştür. Rumi takvime göre 31 mart
1325’te,miladi 13 Nisan 1909 ‘da
başlamıştır),Hareket Ordusu’nun ikinci Tümen
Kurmay başkanı olarak isyanın bastırılmasında
görev aldı.
1912’de Balkan Savaşı’na katıldı.(1912-1913 yılları arası Osmanlının, Sırbistan, Bulgaristan,
Yunanistan ve Karadağ devletlerine karşı aldığı yenilgilerdir. Ardından Arnavutluk’ta
kaybedilmiştir)1914 ‘te yarbaylığa,1915’te albaylığa, 1918’de Mirlivalığa(Tuğ-Tümgeneral)
yükseldi.2 Mart 1919’da Erzurum’daki 15.Kolordu komutanlığına atandı.
* Karabekir Paşa Cihan Harbinin o zor zamanlarında Erzurum’a gelir. Ermeni Terör
örgütlerinin Doğu Anadolu’daki katliamlarına şahit olur. Mondros Anlaşması yapılmış.30
Ekim 1918 Tarihi ile Doğu Anadolu’da bir Ermenistan Devletinin kurulmasının önü açılmıştır.
Mondros Mütarekesinin 9. Maddesinde bu hüküm yer almıştır.11-26 Kasım 1918 tarihleri
arasında Türk ordusu Batum, Ahıska, Bakü, Nahcivan, Ardahan, Kars’tan yani Kafkaslardan
ve İran’ın Kuzeyinden Çekilmeye başlamıştır.
* 1877-78 Osmanlı Rus savaşını kazanan Rus Çarlığı Kafkas dağları üzerinden güneye
inerek, Doğu Anadolu’nun büyük kentlerinden olan Kars, Batum ve Van’ı ele geçirmişlerdir.
Yarım yüzyıla yakın bir süre Doğu Anadolu’nun kuzey bölgeleri Rus işgali altında kalmış, Rus
Emperyalizmi, Batum-Kars- Van üçgeninde yeni bir Doğu Anadolu yapılanmasını kendi
denetimleri altında gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Doğu Anadolu’ya kuzey vilayetlerinden
giren Ruslar, yarım yüzyıl içinde bütün Ermeni köylerini silahlandırarak, yeniden
yapılandırmışlar ve Müslümanların bulunduğu kentleri basarak, yıkarak ve yakarak yok
etmenin çabası içinde olmuşlardır.
*
Balkanlar’daki Hristiyan toplulukları Osmanlı İmparatorluğu’ndan uzaklaştırmayı iyi bilen
Ruslar, bu Hristiyan kesimlere Makedonya, Bulgaristan ya da Gürcistan ve Ermeni gibi
Hristiyan unsurları çatısı altında toplayarak sahip çıkmayı bilmişlerdir. Bu aşamada Rusya ile
Ermenistan yakınlaşmasının anlamı büyük olmuştur. Ruslar Kafkasya’dan Doğu Anadolu’ya
doğru yönelirken kendileri gibi Ortodoks Hristiyan olan Ermenileri yanlarına almışlar ve din
kardeşi oldukları bu küçük ülke ile birlikte, Bölge’deki Türk ve Müslüman halka karşı
hegemonya arayışının içine girmişlerdir.
Ruslar Ortodoks Ermenileri kullanarak, Doğu Anadolu topraklarını Rus Çarlığının sınırları
içerisine katmaya çalışmışlar, bunu başaramayınca da kendi kontrolleri altında küçük bir
Ermenistan devletinin Doğu Anadolu’nun tam ortalarında kurulabilmesi için etkin girişimlerde
bulunmuşlardır.
*Rus Emperyalizmi ana hedef olan sıcak denizlere, Avrupa ülkelerinin karşı koyması
yüzünden, Antalya’ya ulaşabilmenin yollarını aramış ve bu doğrultuda Ermenileri
silahlandırarak Müslümanlara ve Türklere karşı kullanmıştır
Karabekir Paşa anılarında gördüğü tabloyu şöyle anlatır:, Osmanlı Askeri ,Aras
mıntıkasından çekildiğinden ekseriyet-i Azime’yi haiz ve kesafeti-i nüfusa malik olan
Nahcivan ,Şahtahtı, Şerur, Vedi, Zengibasar, ve Iğdır Havalisindeki Müslümanlar
Nahcivan’da bir hükümet-i muvakkate ve Şura teşkil ettiler (Aras TÜRK Cumhuriyeti) fakat
bu esnada İngilizler devreye girer,Kars havalisinde yaptıkları gibi asker gönderirler, Tren
yollarını işgal ederek Tebriz ve Tiflis hattı üzerinde bulunan mıntıkayı işgal ederler.24 Mayıs
1335 (1919)de 6000 kişilik kuvvetle bölge ele geçirilir .Hükümet Ermenilere teslim edilir.
Ermeni silahlı güçleri 27 mayıs 1335 ‘te İslam köylerine taarruza başlarlar. Aras mıntıkasında
Nahcivan, Vedi, Revan mıntıkasında Vedibasar ‘da Erkekleri ve kadınları katl etmişlerdir.
Ermenilerin Van ve Sason Alayları, ciddi katliamlar yapmışlardır
*
Ermenilerin Nahcivan ve Şerür mıntıkasına taarruz ve baskın yaparken kumandanlarının
kıtaatına verdikleri emirde aynen şu cümlemleler vardır:’’ Şerür ahalisini Aras çayına dökmek
üçüncü Alay Kumandanının vazifesidir. Maksat Şah tahtı ve Kırvan karyelerini batırıp ora
Müslümanlarını dahi Aras çayına dökmektir.14 Temmuz ve sonraki aylarda Ermeni
katliamları, tecavüzleri işkenceleri ,çoluk çocuk demeden sürmüştür. Kadınların memeleri
kesilmiştir.
……
*
Ermeniler 12.8.1335’ günü Iğdır Mıntıkasında Molla Ömer cenubundaki Tavus gölü karyesine
(Karye, Osmanlıca, resmi kayıtlarda köy yerine kullanılan kelimedir) baskın yaparak
ahalisini kamilen katl ve ifna etmişlerdir.13.8.1335 günü Yukarı Katırlı,Aşağı Katırlı
karyelerinin erkeklerini kamilen toplamışlar ve ekserisini katletmişlerdir. Yine o günlerde
Alikos ,Parçanıs, Hamur kesen karyelerinin erkeklerini tefrik ederek ekserisini katletmişlerdir.
Iğdır Civarında 21 İslam karyesine baskın vererek dağıtmışlardır. Müslümanlardan
yakaladıklarını katletmişler, kadınlarını at üzerinde çıplak olarak Eçmiyazin’e götürmüşler
dir. Bu köylerden yedisinin ismi Kulu bey, Kerim Arkı, Can feda ,Küllük, Yağcı ,Kiti’dir.
(Eçmiyazin,Erivan civarında bir yerleşim birimi,Ermeni Hristiyanlığının merkezi)
*
Ermeni Taşnak çetesinin önderlerinden biri olan Iğdırlı General Dro ,Doğu Anadolu’da
Erzurum ,Malatya, Van ,Elazığ ve Kafkaslarda , Karabağ ,Nahcivan havalisinde
katliamlarını ,tecavüzlerini sürdürür. Iğdır ‘ın ova köylerinde vahşet öylesine derindir ki, kan
kokusu dört bir yanı sarmıştır.
Kadınlara köy meydanlarında, ahalinin önünde tecavüz edilmiş, çırılçıplak atlara bindirilerek
Eçmiyazine götürülmüşlerdir. O Eçmiyazin ki Ortodoks Ermeni çetelerin sevk ve idare
edildikleri bir yerdi. Ortodoks Din adamları bu gözü dönmüş katilleri kutsayıp, Türk ve
Müslüman ahalinin üzerine sürmüşlerdir
*
Yıllarca Iğdır’ın ova köylerinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız, komşuları olan Türk ve
Müslüman ahaliyi öldürmekte bir mahzur görmemiştir. 1918-1920 arası Kaç ha kaç-dediğimiz
olay yaşanmış, yöre insanlarımız dağları, taşları aşarak aç, susuz, yalınayak, canlarını
kurtarmak için sersefil yollara düşmüştür. Dağlar bin bir zorluklarla doludur, arkalarında
Ermeni Çeteleri, önlerinde eşkıyalar vardır.
Eşkıyanın Müslüman olması bir şeyi değiştirmemiş, kaçkınlar eşkıyalar tarafından
soyulmuşlar bir darbede onlardan yemişlerdir. Öyle ki kadınların parmaklarında, kulaklarında,
bileklerinde değerli ne varsa, alınmış, genç ve güzel kadınlar silah zoru ile kaçırılmışlardır.
Dram o kadar büyüktür ki Arasın karşı tarafındaki Türk ve Müslüman ahalide aynı tecavüzleri
yaşamıştır. Kurtuluş yolları katil Ermeni Taşnakçılar tarafından tutulmuştur. Aç sersefil dağlar
aşılmış ve İran’a sığınmışlardır
*
Açlık ve sefalet İran’da da devam etmiştir. Hoy, Maku , Tebriz, Erdebil gibi şehirlere giden
kaçkınlar, sefil ve perişan olarak bir darbede orada yemişler. İran’da siyasi iç çekişmeler
devam ederken, yokluk ve yoksullukta insanların belini kırıyordu. Yıllar sonra bir gün gelen
bir haber Kaçkınların korlaşmış yüreklerine su serpmişti.. Kazım Karabekir komutasındaki
Türk ordusu, Ermeni güçlerini alt etmiş, gurbet ellerden vatan topraklarına dönüş başlamıştı.
*
IĞDIRIN ERMENİLERDEN KURTULUŞU: Kazım Paşa Anlatıyor:
Mütareke şartlarımızı kabul etmeyen Ermeniler ileri kıtalarımıza taarruz ederek birkaç
neferimizi esir almışlardı.
11 Teşrinisani ‘de (KASIM) karargâhımı Gümrü’ye naklettim. Ve Gümrü şark sırtlarında
mevzi alan Ermenilere karşı taarruz hazırlığına başladım ve Arpaçay’ın şarkında bazı
mevkileri de işgal ettirdim. Ermeniler de 12 Teşrinisani ’de Iğdır’ı boşaltarak Aras şimaline
çekildiler.
14 Teşrinisani (Kasım ayı) sabahleyin Ermeni mevzilerine karşı taarruzu başlattım. Bir kaç
saatte Ermenileri yine iyi hırpaladık.7 Şehit ve 50 yaralı verdik.
Ermeniler şarka doğru çekildiler.582 maktul(ölü) bıraktılar, fakat sağ yanımızdaki Ermeni
kıtaları yerlerinde duruyorlardı. Bunlara da 17 Teşrinisani’ de taarruz ettik. Öğleye doğru
bunları da mağlup ederek cenuba doğru tard ettik.
15 Teşrinisani ’de Ermenilerin Şahtahtı müfrezemize taarruzu zayiatla tard olundu.3 ‘ü zabit
olmak üzere 210 esir alındı. Alınan esirlerin sayısı 2000 bine vardı. Son darbelerden sonra
Ermeniler mütareke şartlarımızı kabul ettiler.
17 Teşrinisanide saat 3 de karargâhıma gelen bir Ermeni erkân-ı harp yüzbaşısı Ermeni
başkumandanı ve hariciye nazırının mütareke şartlarımızı kâmilen kabul ettikleri mektubunu
getirdi.
18 Teşrinisanide Ermeni dâhiliye nazırı bir erkân-ı harp yüzbaşısı ile Karargâhıma geldi. Sulh
muahedesi başlar başlamaz istediğimiz silahları vereceklerini ve hafif makinalı tüfekleri az
olduğundan tedricen vermelerine müsaade rica etti, muvafakat ettim.
Mütareke şartı olarak Ankara’nın istediği biner mermisi ile 2000 tüfek, 3 batarya seri ateşli
koşulu 40 makinalı tüfeği Ermenilerden alarak Şark cephesinin ilk zafer hediyesi olarak garp
cephemize yola çıkardım.
25 Teşrinisanide (Kasım ayı) Gümrü’de reisliğim altında Ermeni Hatisyan heyeti ile
muahedesini müzakereye başladık.27 Teşrinde Ermeni heyetine Sevr muahedesindeki
imzalarını geri aldırdık. Bu günü bu meş’um muahedenin yırtıldığı bir gün olarak tes’id ettik.
Ve Ankara’ya da müjdeledim…

