Sözer AKYILDIRIM

Sözer AKYILDIRIM

sozerakyildirim@hotmail.com

Iğdır’ımızda Kaça Kaçın Öyküsü…

17 Ağustos 2019 - 10:29

Iğdır’ımızda Kaça Kaçın Öyküsü…

Öğr. Gör. Sözer AKYILDIRIM

Iğdır Üniversitesi

30 Ekim 1918 tarihinde Limni adasının, Mondros limanında, Mondros Mütarekesi imzalanır. Bu

anlaşma ile Osmanlı imparatorluğu ömrünü tamamlar.

Emperyalist güçler tarafından ülkemiz paylaştırılır… 11-26 Kasım 1918 tarihlerinde Türk ordusu

Ahıska, Batum, Ardahan ve Kars’ı tahliye eder. Yurdumuzun dört bir yanı işgal altındadır.

Doğu vilayetlerimiz Ruslar çekildikten sonra, Ermeniterör örgütlerinin terör eylemlerine maruz kalır.

İnsanlarımız naçar kalmıştır. Erzurum’da Antranik , Kars, Iğdır havalisinde Dro ve adamlarının zulmü

başlar.

İşte bu aşamada Kaça kaçın öyküsü başlar… Kaç, nereye kaçarsan kaç! Yeter ki canını, ırzını kurtar…

Iğdır’da yaşayan Azeri Türkleri de, baş açık, ayak yalın, aç, biçare kaçarlar; kimisi atlı, kimisi piyade…

Sürmeli’den, Melekli’den, Pernavut’tan, tüm köylerden kaçış başlar. Aras’ı geçen Ermeni çeteleri,

savunmasız köyleri basarlar. Evler yakılır, insanlar öldürülür, hayvanlar gasp edilir…

Hatta kız çocukları, genç kızlar, gelinler, erkek çocukları da ganimet olarak götürülür…

Aylarca dağları aşarlar. Gündüz uyurlar, geceleri yola koyulurlar.

Tuzluca tarafından Diyadin’e, oradan İran Hoy, Tebriz, Maku gibi yerlere sığınırlar…

Dağlar tekin değildir; arkalarında Ermeniler, önlerinde ise eşkıyalar vardır. Yağmurdan kaçarken

doluya tutulmak misali.

Resim 1 - Kılıçlar; Ermeni terör örgütleri tarafından katledilen hemşerilerimiz anısına dikilen anıt.

Dağdaki Çeteler Müslüman oldukları için ahalinin canına kıymazlar, fakat genç ve güzel kadınları,

silah zoru ile kaçırırlar. Hanımların parmaklarındaki yüzükler, kulaklarındaki küpeleri alınır. Kaçkınların

yanlarında götürdükleri hayvanlarına da el koyarlar…

Kaçış anında kimisi anasını, babasını, çocuğunu, kardeşini kaybeder, kimileri yollarda ölür…

İran’a vardıklarında karşılarına açlık ve sefalet çıkar.

Açlıktan ölenlerin, hasta olanların sayısı artar. Akrabalarını bulanlar onlara sığınır. Yörenin varlıklı

insanları onları himaye ederler, hizmetçi olarak boğaz tokluğuna çalıştırırlar.

Hasat edilen tarlalarda buğday başakları, yenebilecek otlar toplanır, hatta atların gübrelerindeki

arpalar bile ayıklanır…

Muhacirlik 1920’de Kazım Karabekir Paşa’nın, Doğu Anadolu’yu Ermeni güçlerinden temizlemesi ile

son bulur… Tabii ki geride boynu bükük yetimler, kocasız kalan kalan kadınlar, parçalanmış yok olmuş

aileler ve yaşanmamış hayatın acı izleri kalır

Öğr. Görv. Sözer AKYILDIRIM, IĞDIR,7 AĞUSTOS 2017