Sözer AKYILDIRIM

Sözer AKYILDIRIM

sozerakyildirim@hotmail.com

ARAS NEHİRİ VE MEÇHUL KÖPRÜ BORALTAN

15 Eylül 2019 - 08:14

ARAS NEHİRİ VE MEÇHUL KÖPRÜ BORALTAN

Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM

IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

Aras nehri; Bingöl dağlarının kuzey yamaçlarında doğan ve Hazar denizine ulaşan bir

suyoludur. Pasinler ovasından geçerek, Pasinler çayını bünyesine katar, Horasan – Karakurt

arasındaki derin bir vadiden geçer, Kağızman’a, daha sonra Tuzluca’nın kuzeyinden gelen

174 km’lik Arpaçay ile birleşerek güçlenir ve genişler Iğdır ovasına ulaşır. Türkiye,

Ermenistan, Nahçivan arasında 150 km’lik sınırı oluşturur. Daha sonra İran, Nahçivan

arasında ilerleyen Aras nehri, Culfa’dan sonra doğuya doğru yol alırken İran, Ermenistan ve

Azerbaycan sınırlarını da çizer. Sebirabad yakınlarında Kura Irmağı ile birleştikten sonra

delta oluşturarak Hazar denizine dökülür.

Aras nehrinin Türkiye topraklarındaki uzunluğu 548 km, toplam uzunluğu ise 1.059 km’dir.

*

Boraltan Köprüsü olayını ilk kez gündeme getiren isim DP Tekirdağ milletvekili Şevket

Mocan’dır. Şevket Mocan’ın Sovyetler Birliğine iade edilen Rus Mültecilere ilişkin soru

önergesi Mayıs 1951 yılında TBMM’ne verilir. Gündeme geldiği tarih 18 Temmuz 1951’dir.

*

Mocan’nın soru önergesi şöyle idi:

1-Muhtelif tarihlerde memleketimizde siyasi mültecilik haklarına dayanarak iltica etmiş 156

mülteci 1947 senesinde, milletlerarası hukuk kaidelerine tamamen aykırı olarak Sovyet

Rusya’ya teslim edildikleri doğrumudur?

2-Facia kurbanlarının sevk şekli de kurban gönderilen mabudun usullerine uygun olmasından

ve akibetlerini görmesinden, teslim işinde vazifeli yedek subay posta müfettişi Reşat’ın asabi

rahatsızlığa uğradığı ve sinir hastanelerine elveym tedavi olduğu doğru mudur?

*

Dönemin adalet Bakanı Rüknettin Nasuhioğlu, soru önergesine Dışişleri, İçişleri ve Milli

Savunma bakanlıklarından aldığı bilgiler doğrultusunda cevap verir:

23 Şubat 1945 tarihinde Almanya ve Japonya’ya karşı harb ilan etmemiz üzerine,

müttefiklerimiz arasında yer almış bulunan Sovyet Rusya kendi tebasından olan askeri

mültecilerin iadesini istemiştir. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığımızca Başbakanlığa yazılan

22.V.1945 tarihli tezkerede, Almanya ve Japonya ile harb haline geçmemizden sonra

memleketimize iltica etmiş müttefiklerimiz tebaasından asker olanların mütekabiliyet şartiyle

iadelerinin uygun olacağı teklif edilmiştir. Keyfiyet Bakanlar kurulunca incelenerek neticede

ittihaz olunan Mayıs 1945 gün ve 3/2563 sayılı kararla, Almanya veya Japonya veya her ikisi

ile harb halinde olan devletler uyruğunda memleketimizde bulunan mültecilerin yalnız

askerlik hizmetine mensup olanların mütekabiliyet esası çerçevesinde iade edilmeleri tasvip

edilmiştir. Bu karar mucibince ve Ankara’daki Sovyet sefareti ile mütekabiliyet esasını tesbit

eden bir nota teatisi suretiyle 237 Sovyet Askeri mültecisinden 195’i ilk parti olarak

6.VIII.1945 tarihinde TIHMIS KAPISINDAN Sovyetlere iade edilmiştir. Fakat Sovyetlerin,

Rusya’ya iltica etmiş olan bir subayımızla iki erimizi izlerinin bulunamadığını beyanla geri

vermedikleri ve bu suretle mütekabiliyet esasını ihlal ettikleri cihetle, mütebakisinin ve ilk

partisinin sevki esasında yolda kaçan birkaç kişinin iadesinden vazgeçilmiştir. Bundan sonra

Başbakanlığın tensibiyle Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarının temsilcilerinden

kurulan komisyonca tanzim olunan rapor Bakanlar kurulunun I.IX.1947 tarihi toplantısında

incelenerek komisyon raporuna göre işlem yapılması uygun görülmüş ve böylece Yozgad

kampının dağıtılarak yurdumuzda kalmayı arzu edenlerin Türk ırkından olanların

vatandaşlığımıza alınması esası kabul edilmiştir.

Teslim işinde vazifeli yedek subay posta müfettişi Reşad’ın asabi rahatsızlığa uğradığı ve

elyevm sinir hastanesinde tedavi edilmekte olduğu hakkında bilgi mevcut değildir.

*

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye, Savaşın uğramadığı ender ülkelerden biridir. Bu

nedenle de sıklıkla mülteci akınına uğramaktaydı. Bunların önemli bir bölümü Alman işgaline

uğrayan Ege adalarındandı. Türkiye karasularından geçmek isteyen ve mülteci taşıyan

gemileri de anmak gerekir. Türkiye giderek artan mülteciler sorununu hukuki düzenlemeler

yaparak (1941) çözmeye çalışırken diğer taraftan özellikle Almanya ve Sovyetler Birliğinin

husumetini çekmemeye gayret ediyordu. Çünkü izlenen denge politikası, saldırıya yol açacak

bir gerekçe vermemeyi amaçlıyordu. Ülkenin yönetici kadrosu, İnönü başta olmak üzere,

Birinci Dünya Savaşında yapılan hatayı tekrar etmemek ve elden geldiğince savaşın dışında

kalmak niyetiydi.

*

Sonuç olarak iade edilenler öldürüldü mü? Bilmiyoruz. Öldürülmüşlerse de bu son derece

üzücüdür. Kesin kanıt söz konusu değildir. Yaşanan süreç, diplomasi, dönemin aktörleri

eleştirilmeyi hak edebilirler. Bununla birlikte eleştirilen kişinin milli mücadele kahramanı

İsmet İnönü’nün olması üzücü olmuştur.

*

Boraltan köprüsü olayı 1965 yılı seçimlerinde de gündeme getirildi.7 Ekim 1965 tarihli

Adalet Gazetesi’nde çıkan imzasız başyazıda Boraltan faciası (!) İnönü’nün günahları

arasında sayılmıştır. Boraltan faciası olayı üzerine ağıtlar, şiirler yazılmış, bir de film

yapılmıştır. Mehmet Kılıç’ın yönetmenliğini yaptığı Cüneyt Arkın, Oya Aydoğan, Baki

Tamer gibi oyuncuların rol aldığı ‘’Güneş ne zaman doğacak’’ adlı filmde benzer bir konu

işlenmiş ve 1945 yılında Sosyalist bir ülkeden Türkiye’ye iltica eden daha sonra düşmana

verilen ve sınırda şehit edililen 150 Türkün aziz hatırasına atfedilmişti.

*

BORALTAN KÖPRÜSÜ NEREDE?

Adına şiirler yazılan, ağıtlar yakılan, filmlere konu olan bu Boraltan Köprüsü nerede? Köprü

hakkında bilgi sahibi değiliz.

Azerbaycan’nın büyük şairi Almas Yıldırım ‘’Dönek Kardeş ‘’ adlı şiirinde Boraltan şehitleri

için şöyle diyor :

Türk denince özü, sözü mert olur,

Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,

Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,

Şimden geru bu bana bir dert olur.

Ben ne diyem bu vefasız dağlara,

Öz kardaşı dönek olan ağlara ‘’

Murat Ümit Darga ise Boraltan Köprüsü Şiirinde,

Boraltan bir köprü,

Aşar geçer Aras’ı

Yuğsan Aras suyuyla

Çıkmaz yüzün karası

*

Karası karası

Merhamet fukarası

Karası karası,

Merhamet fukarası

*

Düşman bekler karşıda

Önüne kattı beni

Can alınan çarşıda

Kardeşim sattı beni

*

Dönüp seslendim geri

Merhametsiz birine

Beni siz vursaydınız

Şu gâvurun yerine

*

‘’Bu imiş meğer istirahat

Yordum kadere kısmete.

Uyusun şimdi rahat rahat

Deyin öldüğümü İsmete.’’

Bu şiir daha sonra Esat Kabaklı tarafından Yalnız Türküler isimli albümünde seslendirilir.

*

Şunu gönül rahatlığı ile söylemek gerekirse Boraltan diye bir köprü hiç olmadı. Hele hele

Aras nehri üzerinde böyle bir köprü hiç yok. Peki, Türkiye’de sürekli gündeme gelen bu

konunun gerçeği nedir? Camur at, izi kalsın, ajitasyondan başka bir şey değil.

*

İNÖNÜ VAKFININ BORALTAN KÖPRÜSÜ AÇIKLAMASI:

II. Dünya savaşın sonlarına doğru Alman ordusu, Sovyet topraklarını terk ederken, savaş

sırasında, Sovyet vatandaşı olan, fakat bir şekilde Alman ordusu saflarına geçerek onların

yanında savaşan pek çok kişinin akıbeti güçleşti. Bu kişiler, vatana ihanet suçlaması ile

karşılaştılar ve yakalandıklarında idam edildiler. Bazıları Türkiye’ye kaçabildi. Fakat savaşın

galibi olarak Sovyetler Birliği Türkiye’den bu kişileri geri istedi. Sovyetlerin iddiası bu

kişilerin Savaş suçlusu ve vatana ihanetten mahkûm olan kişiler olduğu yolundaydı. Bu

iddianın gerçek olup olmadığı belirsizdir.

Sovyetler Birliği’nin bu talebi Türkiye tarafından yerine getirildi. Moskova talebin yerine

getirilmemesini, Türkiye’nin Almanya’ya ve Alman ordusuna karşı yeni bir yardımı olarak

değerlendiriyordu. Müttefiklerin ağır baskısı söz konusuydu. Bu düşünceler ışığında Türkiye,

kendisine sığınan ve suçlu olarak ilan edilen kişileri Sovyetler Birliğine iade etti.

Tarihsel çerçeveyi tam olarak bilmeden ya da geçmişin ayrıntılarına yeteri kadar önem

vermeden, geçmişten politik malzeme devşirmeye çalışmak, maalesef politikanın tabiatında

bulunmakla birlikte geçmişimizi değerlendirmek isteyecek vicdan sahibi herkesin dikkatini

çekmesi gereken bir husustur… Tarihsel gerçekliğin politik tartışmalardan değil de, bilimsel

ve akademik çalışmalardan oluşacağı yönünde ‘dir.

*

Türkiye Cumhuriyetinin sınır ve gümrüklerine baktığımızda 29 sınır kapısını görmekteyiz.

Listede hiçbir şekilde Boraltan köprüsü veya Boraltan kapısına rastlanılmadı.

Eski Sovyetler Birliği, şimdi Bağımsız Devler Topluluğu olan, Gürcistan, Ermenistan,

Nahçivan arasındaki sınır kapıları şunlardır:

1-Dilucu Sınır Kapısı, Iğdır-Aralık/ Nahçivan (Azerbaycan )

2-Alican Sınır Kapısı, Iğdır-Karakoyunlu/-Ermenistan-Margara

2-Akyaka Sınır Kapısı ( TİKNİS/KALKANKALE) Kars- Akyaka / Ermenistan-Ahuryan

3-Türkgözü Sınır Kapısı, Ardahan-Posof /Gürcistan

4-Aktaş Sınır Kapısı, Ardahan- Çıldır /Gürcistan

5-Canbaz Demiryolu Sınır Kapısı, Ardahan-Çıldır /Gürcistan

*

Mülteciler 6.08.1945 tarihinde( 195 kişi olup) Akyaka TİKNİS /Kalkankale’den demiryolu ile

iade edilmişlerdir. Dolayısıyla bu kapı Kars/Akyaka ilçesi Doğu Kapı ile Ermenistan’ın

Ahuryan sınır kapısıdır Aras nehri üzerinde. Boraltan köprüsü veya sınır kapısı diye herhangi

bir fiziki mekân söz konusu değildir.

Aras nehri üzerinde kurlu olan üç köprü vardır. Alican Sınır Kapısı veya Köprüsü,

Ermenistan’ın Markara dediği köprüdür. Alican Sınır Köprüsü, Iğdır ilinin Karakoyunlu

ilçesinde, Türkiye ile Ermenistanı birbirine bağlayan ve Nisan 1993’ten beri hizmete kapalı

durumda bulunan sınır kapısıdır. Köprü ilk kez 1895 yılında Ruslar tarafından ahşap olarak

inşa edilmiş,1945 yılında ise Türkiye Cumhuriyeti ve SSCB tarafından betonarme olarak

yeniden yapılarak hizmete girmiştir.1988 yılında Ermenistan’da meydana gelen depremde

Kızılay tarafından insani yardım amaçlı olarak kullanıma açılmış,1993 yılında ise

Ermenistan’ın, Azerbaycan’a yaptığı saldırganlık ve işgallerinin ardından 1993 yılından

itibaren süresiz olarak kapatılmıştır. Hemen karşısında yer alan Sınır Kapısı da Ermenistan’ın

Armavir İdari Bölgesi’nde yer alan Margara (Markara) kasabasında bulunmaktadır. Aras

nehirin’in ayırdığı sınırın güvenliği askeri hudut karakolu ile sağlanmaktadır.

Dilucu Gümrük Köprüsü Iğdır-,Aralık-Nahcivan/Azerbaycan, Sınır Kapısıdır. Hasret veya

Ümit Köprüsü diye isimlendirilmiştir. Resmi gazetenin,22.05.1992 tarihli, 92/3065 sayılı

mükerrer sayılı kararı ile 1.sınıf Gümrük müdürlüğü olarak açılmış olup, yine 96/7782 sayılı

resmi gazetedeki karar gereği sınır ticaretine açılmıştır.

Karakale Köprüsü, Iğdır/Karakale-Ermenistan arasında protokol amaçlı kullanılan, Aras

üzerindeki köprüdür. Askeri yasak bölgededir.

BORUALAN SINIR KAPISI: Iğdır ilinin en doğusunda yer alan Aralık ilçesinde bulunan

Türkiye ile İran’ı birbirine bağlayan ve 1988’den beri hizmete kapalı durumda bulunan sınır

kapısıdır. Sınır kapısı, bölgenin İran tarafında güvenlik sorununun bulunması sebebiyle bir

gümrük kapısı inşa etmediği için, açılmamıştır. Kars valiliği ve Kültür ve Turizm

Bakanlığının talebiyle 1 Ocak 1985 tarihli onayıyla kuruldu. İran tarafından hiçbir çalışma

yapılmaması sebebiyle 08.04.1988 tarihinde ilgili Bakanlık tarafından kapatıldı.