Sözer AKYILDIRIM

Sözer AKYILDIRIM

sozerakyildirim@hotmail.com

20 TEMMUZ-14 AĞUSTOS 1974: KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI 45.YILINDA

14 Ağustos 2019 - 08:24

20 TEMMUZ-14 AĞUSTOS 1974: KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI 45.YILINDA

Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM

IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

Kıbrıs Barış Harekâtı Cumhuriyet Tarihimizin unutulmaz olaylardan birisidir. Türk milletini

eşi benzeri olmayan bir biçimde kenetleyen, başarılı bir zaferdir. 1974 yılı 20 Temmuzun

sabahında Türk Silahlı Kuvvetleri, ada’da yaşayan soydaşlarımızın acı ve gözyaşlarına son

vermiştir. Bu yazının amacı, ardından 45 yıl geçmiş olan bu zaferi çocuklarımıza,

gençliğimize, yeniden hatırlatmaktır.

*

KIBRIS’IN KISA TARİHÇESİ:

Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya adasından sonra üçüncü büyük adasıdır.Yüzölçümü 9.251

km’2 dir.Yapılan arkeolojik araştırmalar,Kıbrıs’ta yerleşme tarihinin İ.Ö 6000 yılına kadar

indiğini göstermiştir.Adanın ilk yerleşme yerleri güney kıyılarıdır.İlk yerleşenlerin Mısır ve

Mezopotamya’dan geldikleri varsayımına dayanır.İ.Ö.1600-1050 yıllarında Kıbrıs bir ticaret

merkezi haline gelmiştir.Kıbrıs’ın Güney ve Batı Anadolu ve Ege adalarıyla ticari ilişkileri

vardı.Bu ticari etkinliğin en önemli kaynağı bakır madenleridir.Kıbrıs’ın ticaret etkinliği

zamanla gelişerek Suriye,Filistin ve Mısır’a kadar uzanmıştır.

Kıbrıs, coğrafi konumu nedeniyle birçok kez çeşitli devletlerin istilasına uğradı ve el

değiştirdi. Önce Fenikelilerin, sonra Asurluların eline geçti. Asur egemenliği İ.Ö.669’ de sona

erince, Kıbrıs 100 yıl süreyle bağımsız yaşadı. Yeni yerleşme alanları kuruldu, gemi yapımı

ve madencilik en yüksek düzeye ulaştı, seramik sanatının en güzel örnekleri bu dönemde

gerçekleştirildi. Kıbrıs İ.Ö.50 dolaylarında Roma İmparatorluğunun egemenliğine girdi.

İ.S.395 ‘te Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Bizanslıların egemenliğine geçti.1192-1489

yılları arasında bağımsız bir krallık haline geldi,Lusignanlar devri yaşandı.1489 yılında

Venediklilerin egemenliğine girdi.Venediklilerin Doğu Akdeniz’de ticareti ellerine geçirip

korsanlığa başlaması üzerine,Osmanlı İmparatorluğu adayı bir yıllık kuşatmadan sonra

1571’de ele geçirdiler.Kıbrıs 300 yıldan fazla bir süre Osmanlı devletinin yönetiminde

kaldı,İmparatorluk 1878’de adanın yönetimini bazı koşullar karşılığında İngilizlere

bıraktı.Kıbrıs böylece hukuken Osmanlı Devleti’ne bağlı,ama İngiliz yönetiminde kalmış

oldu.

*

I.Dünya savaşında Türkiye Almanya ile ittifak yapınca, İngiltere Kıbrıs’ı ilhak etti. Kıbrıs’ı

Kıbrıs yapan, ada’nın Ortadoğu’daki stratejik konumudur. İngiltere ada’da stratejik üsler

kurdu. İngiltere’nin 1878’den 1960 ‘a kadar adayı egemenliği altında tutması ve varlığını

sürdürmesi Akdeniz’deki doğalgaz, petrol kaynakları ile istihbarat faaliyetleridir. Bu üsler

Ağrotur ve Dikelya askeri üsleri olup Güney Kıbrıs Rum yönetimi ve Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyeti toprakları dışında, tamamen İngiltere’ye aittir.

*

ENOSİS NEDİR?

Enosis terimi Balkan Savaşlarında, Giritin Yunanistan Krallığına ilhakı sırasında

kullanılmıştır. Genel anlamda terim, politika açısından ‘’bir ülkenin sınırlarına dâhil olma,

birleşme’’anlamına gelmektedir.

25 Mart 1921 tarihinde Güzelyurt’un Serhat köy adındaki köyünde Rum halkının önde

gelenleri, Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhakını isteyen bir plebisit (halkoylaması) yaptılar.

Birleşik krallık yönetimine başvuruldu ama bu istek direkt reddedildi.1925 tarihinden sonra

ise durum kızıştı ve Türk –Rum çatışmaları yaşanmaya başladı. Kıbrıslı Rumlar anavatan

gördükleri Yunanistan ile birleşmek amacıyla ortaya attıkları bu fikir sayesinde, Birleşik

Krallık idaresine karşı ilk ayaklanmalarını 21 Ekim 1931 tarihinde Nikodimos Milanos

önderliğinde başlattılar. Bu isyanın sonucunda 6 kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda insanın

yaralanmasına neden oldu. Lefkoşa’daki hükümet binası göstericiler tarafından

yakıldı.1951’den sonra Yunanistan, Kıbrıs’ın kendisine bağlanması istemiyle Birleşmiş

Milletler Örgütüne başvurdu; beklediğini elde edemedi, adadaki şiddet hareketlerini

desteklemeye başladı. Albay Grivas’ın yönetimindeki EOKA, Ortodoks Kilisesi’nin

desteğiyle 1955-1959 yılları arasında Kıbrıs’ta bir iç savaş ortamı yaratı.

*

KIBRIS CUMHURİYETİ:

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin Kıbrıs’a bağımsızlık tanıma eğilimi,adanın

Türk ve Rum toplulukları arasındaki uyuşmazlıkları ve çatışmaları körükledi,aynı zamanda

Türkiye ile Yunanistan arasında da ciddi sorunlara yol açtı.1954 yılında,Kıbrıs sorununa

‘’SELF –DETERMİNATİON’’(kendi yazgısını kendisinin belirlemesi)yoluyla çözüm

getirilmesi önerisini Birleşmiş Milletler’e götürdüyse de,siyasi komisyon konunun

görüşülmesini ileri bir tarihe bıraktı.Bunun üzerine Türkiye,Yunanistan ve İngiltere arasında

başlatılan üçlü görüşmeler,1959’da Zürich ve Londra anlaşmalarının imza edilmesiyle

sonuçlandı.16 Ağustos 1960’tan başlayarak bağımsız bir cumhuriyet olan Kıbrıs’a aynı gün

650 kişilik bir Türk ve bir de Yunan Alayı ayak bastı,böylece 82 yıllık İngiliz yönetimi sona

erdi.

*

Cumhuriyetin anayasasına göre yapılan seçimlerle Rum önderi Makarios Cumhurbakanı,Türk

toplumu önderi Dr.Fazıl Küçük Cumhurbaşkanı yardımcısı seçildiler.Adadaki İngiliz üsleri

korunuyordu.Anayasaya göre bazı bakanlıklar Türkler’e bırakıldı;kendi belediyelerini

kurmalarına da izin verildi.Ancak Rumlar Türklere verilen hakları tanımak istemediler.

Tarafsız Anayasa mahkemesinin Türkler lehindeki kararlarını da uygulamadılar. Enosis

yanlısı EOKA örgütü de saldırılarını yoğunlaştırdı. Makarios, anayasayı değiştirmek

istediklerini resmen açıkladı.(Kasım, 1963).Aralık 1963’te olaylar çatışmaya dönüştü; üç gün

içinde 24 Türk öldürüldü. Saldırıları durdurmak amacıyla Türk uçakları ada üzerinde uyarı

uçuşları yaptılar. İngiltere duruma müdahale etti. Londra’da, İngiltere, Yunanistan, Türkiye,

Kıbrıs hükümeti ve adadaki cemaat temsilcilerinin katıldığı bir konferans toplandı

(Ocak,1964).Konferansta bir anlaşmaya varılamadı; Rumlar Garanti Anlaşması’nın

kaldırılmasını istediler.1964 Martında Birleşmiş Milletler bir barış gücü oluşturarak adaya

gönderilmesine karar verdi. Birleşmiş Milletlerce atanan arabulucular da toplumlar arasındaki

gerginliği azaltmadı. Artan Rum saldırıları karşısında Türk birlikleri ve donanması Şubat

1964’te adaya doğru yola çıktıysa da üç gün sonra geri döndüler. Nisan 1964’te Makarios tek

yanlı olarak Zürich ve Londra anlaşmalarını geçersiz saydığını açıkladı. Türkiye Dışişleri

Bakanının, gerekirse adaya çıkarma yapılabileceğini açıklaması üzerine ABD Başkanı

Johnson, Başbakan İnönü’ye bir mektup göndererek böyle bir hareketi onaylamadıklarını,

Türkiye’nin ABD’ce verilen silahları kullanamayacağını ileri sürdü;(JOHNSON

MEKTUBU) İnönü’yü görüşmek üzere ABD’ye çağırdı. Rumların adadaki Türklere

saldırıları 8-9 Ağustosta Türk uçaklarının Rum hedeflerini bombalaması üzerine durdu.21

Nisan 1967’de Yunanistan’da Albaylar cuntası iktidara geldi. Adadaki EOKA Örgütü lideri

Grivas yönetiminde, Yunanistan’daki cunta desteğinde Geçit kale ve Boğazköy köylerindeki

Türklere saldırdılar.Türk donanması ,çıkarma birlikleri yine Akdeniz’e açıldı; uçaklar uyarı

uçuşlarına başladı.Makarios bir kez daha gerilemek zorunda kaldı.Türklere karşı saldırılar

bir süre ertelendi.29 Aralık 1967’de ‘’Kıbrıs geçici Türk yönetimi’’ kuruldu.Makarios 1968

ve 1973 seçimlerinde Cumhurbaşkanı seçildi.Rauf Denktaş da 16 Şubat 1973’te

Cumhurbaşkanı yardımcısı oldu.1967 saldırılarından sonra çağrıldığı Yunanistan’a giden

çeteci Grivas ,Makarios’un Enosisin ertelenmesinden söz ettiği günlerde adaya geri

döndü(1971).Bu kez Makarios yanlısı kişilere karşı da eylemlere girişti;Rum karakollarını

bastı.Grivas,Ocak 1974’te öldükten sonra,yeniden örgütlenen EOKA-B eylemlerini

sürdürdü,Ulusal muhafız birlikleri Yunanlı subaylar yönetiminde Makarios’a karşı bir darbe

düzenledi(15 Temmuz 1974).Ağrotur İngiliz üssüne sığınan Makarios oradan ABD’ye

kaçtı.EOKA-B Önderi Nikos Sampson Başkan ilan edildi.Türkiye ,darbeyi Yunanistan’ın

bir girişimi olarak değerlendirdi.Başbakan Bülent Ecevit,İngiltere Başbakanıyla

görüştü;garantör devlet olan İngiltere’nin Kıbrıs’taki olaylara müdahalesini,Makariosun

geri dönmesini istedi.İngiltere etkili girişimlerde bulunmaktan kaçındı;ABD ,arabuluculuk

girişimleriyle oyalama siyasetine başvurdu.Kıbrıs’ta Türklerin durumunun sarsıldığını

,Anayasa’nın fiilen ortadan kaldırıldığını gören Türkiye,20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a askeri

birlikler çıkarmaya başladı.

*

20 TEMMUZ 1974,SABAH 06.05: GÖKYÜZÜNDE TÜRK PARAŞÜTÇÜLERİ

20 Temmuz sabahı saatler 06.05’i gösterdiğinde gökyüzü Türk paraşütçüleriyle dolmuştu.

Paraşütçüler Lefkoşa yakınlarına inecekler ve Girne’ye çıkartma yapan birliklerle

buluşacaklardı. Kıbrıs’taki Türk halkı askerleri sevinç ve coşkuyla karşıladı. Halk artık Rum

çetelerinin tacizinden kurtulacaktı. Fakat ilerleyen saatlerde harekâtın hiç de kolay

olmayacağı ortaya çıktı. İndirme yapan askerlerimiz diğer birliklerle birleşmek için dağları

aşmak zorundaydılar. Fakat Beşparmak Dağlarında beklenmedik bir taarruz ateşi başladı. Her

kayanın altı temizlenmeli, düşmanlar imha edilerek ilerlenmeliydi. Böylece askerlerimizin

hızı yavaşlıyor,vakit gecikiyor,buluşma zorlaşıyordu.Hava karardığında ise helikopterler bir

şey görmediği için askerlerimize destek veremez oldu.Karanlıkta kendi askerimizi

vurabileceği için ,denizden ateş desteği de kesildi.Mehmetçik Beşparmak Dağlarında tek

başınaydı,gün doğana kadar direnebilirlerse harekat başarıya ulaşacaktı.

*

O gece başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere, devlet görevlilerinden çoğu sabaha kadar

uyuyamamıştı. Çünkü askerlerimizden haber alınamıyordu. Gün doğumuyla herkes derin bir

nefes aldı. Sabahın ilk saatlerinde gökyüzünde Türk Jetleri görünmüştü, askerlerimiz gece

boyu başarıyla direnmişlerdi. Hava, deniz ve karadan gerçekleştirilen müşterek harekât

sonucu Rumlar kısa sürede püskürtülmüştü. Fakat çevreye dağılan Rum çeteleri, bu sefer

Türk köylerine daha sert tacizlerde bulunmaya başlamıştı. Harekât devam etmeliydi. ABD ve

İngiltere çatışmanın masada bitirilmesini istiyordu. 22 Temmuz 1974 tarihinde ateşkes ilan

edildi. Kıbrıs’ta Sampson, Yunanistan’da askeri cunta devrildi. Türk ve Yunan tarafları

Cenevre’ye davet edildi. Türkiye, Kıbrıs üzerindeki soydaşlarımızın güvenliğini sağlamak

istiyordu. Ateşkesin şartları büyük ölçüde kabul edilmiş gibi görünse de, Rumların asıl hedefi

Türk askerini Kıbrıs’tan çıkartmaktı. Cenevre’deki görüşmeler sürerken adadaki Türk köyleri

tehdit altındaydı. Her geçen dakika çok önemliydi, ya harekâta devam edilecekti veya bir

anlaşma sağlanacaktı. Görüşmelerden bir sonuç çıkmayacağını anlayan Dışişleri Bakanı

Turan Güneş, Ankara’yı aradı ve o tarihi cümleyi kurdu:’’AYŞE TATİLE ÇIKABİLİR.’’

Ayşe, Turan Güneş’in kızının ismiydi, II. Harekâtın parolası olarak bu cümle seçilmişti.

Harekât kısa sürede başarıya ulaştı. Adanın %35’i ele geçirilmiş ve bölgede yaşayan Türk

halkı güvene kavuşturulmuştu. Bu zafer sonucunda Türkiye bir daha örneği gösterilmeyecek

bir biçimde birbirine kenetlendi. Farklı eğitimden, farklı siyasi görüşten ve farklı hayat tarzına

sahip insanların hepsi bir aradaydı. Fakat bu mutluluk uzun sürmeyecekti, batı ülkeleri bu

harekâtın sonucundan hiç de memnun değillerdi. Kıbrıs Barış Harekâtı sonucunda ABD ve

Batılı ülkeler Türkiye ekonomik ambargo uygulama kararı almışlardı. Türkiye uzun sürecek

ekonomik bunalımlarla uğraşmaya başlayacaktı.

SONUÇTA:

Türk Silahlı Kuvvetleri bu savaşta 415 kara,65 Deniz,5 Hava,13 Jandarma olmak üzere 498

şehit vermiştir.1.200 yaralımız olmuştur. Kıbrıs Türkleri 70 gönüllü asker,270 sivil şehit

vermiştir. Kıbrıslı Türklerin yaralı sayısı ise 1000 kişi olmuştur. Rum ve Yunan tarafı

yaklaşık 4 bin can kaybı,12 bin yaralı vermiştir. Savaşta yer almamasına rağmen BM Barış

gücü askerleri de kayıp vermiş,3 Avusturyalı asker yaşamını yitirmiş,24 Avusturyalı,17

Finlandiyalı,4 İngiliz ve 3 Kanadalı asker de yaralanmıştır.

Netice itibarıyla Kıbrıs Barış Harekâtı sonucunda Kıbrıs’taki kardeşlerimiz bağımsız, özgür,

korkusuzca 45 yılı geride bırakmıştır. Günümüzdeki sınırlar çizilmiştir. Rauf Denktaş,

KKTC’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi ve bu görevini 2005 yılına kadar art arda sürdürmüş, 13

Ocak 2012’de 88 yaşında hayata veda etmiştir.