PARTİLER KANUNU MUTLAKA DEĞİŞMELİDİR
Şimdiki Siyasi Partiler Kanunu lidere çok geniş yetkiler veriyor. Eskiden padişahlık bile bu kadar yetkilerle donatılmış değildi. Kim ki liderlik makamına oturuyorsa onun ağzından çıkan söz partililer tarafından kanun sayılıyor. Böyle bir sistemde yetenekli insanları başa getirmek mümkün değildir.
Bize göre Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri Siyasi Partiler Kanunu'dur. Bu kanun mutlaka revize edilmeli ve milletin başına bela olan tüm demokrasi dışı hareketler sil baştan yeniden düzenlenmelidir.
Türkiye'nin dünya milletlerinden ve Avrupa'dan geri kalmasının sebebini başka yerlerde aramaya gerek yoktur. Demokrasinin, hukukun, adaletin düzgün işleyebilmesi için partilerin Türkiye ve Türk Milletinin gerçeklerine göre organize edilmesi ve bu doğrultuda faaliyetlerini yürütmesi lazım. Halbuki bugünkü Siyasi ortamda bunu görmek mümkün değildir. Siyasi Partiler Kanunu'nun 4. Maddesinde "Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak çalışırlar.
Siyasî partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları Anayasa'da nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz."
Kanun kağıt üzerinde böyle diyor ama gerçekte buna ne kadar uyuluyor? İşin esası budur. Bu kanunu açık ve sarih bir hale getirmek en temel görevlerden biri olmalıdır.
Partiler demokratik kuralların dışına çıkamaz veya demokratik teammüllere aykırı iş yapamaz hükmüne tam riayet edilecek argümanlar geliştirilmelidir.
Bugünkü sistemde partiler delege seçimini ilçe başkanlarının insafına ve inisiyatifine bırakmıştır. İlçe başkanı kimi isterse o şahıs delege olmaktadır. Bazı partilerin mahallelere sandık koymasına kimse takılmasın. O tür seçim de göstermeliktir. Neticede mutlak irade o ilçenin parti başkanın elindedir. İl için gönderilen delege de benzer bir anlayışla düzenlenmektedir. Bu sistemde ağzından kuş tutsan bile sana yer yoktur. Ancak bir koşulla yerin hazır olabilir. Söz konusu her hangi bir ilçenin veya ilin yetkili parti başkanına dalkavukluk yaparsan, yalakalık yaparsan ve kurşun asker olursan vardır. Bir sözünü iki etmezsen vardır. Bir de paran çok, cüzdanın şişkin olursa vardır.
Bugünkü partilerin kanun, tüzük gereği üye ve delegelerinin hiçbir tesiri yoktur. İl başkanları ne diyorsa odur. Çünkü "seç beni seçeyim seni" düsturuyla işleyen bir yapıdan söz ediyoruz. Genel Başkanlar padişah gibidir. Tüm yurtta teşkilatlanırken söz ve emirlerinden çıkmayacak insanları o ilde parti başına getirirler. Burada yetenek değil, sadakat ve emireri ararlar. Zira ileride genel kongrelerde seçilmeye ihtiyaç duyacaklardır. Zira atanan veya seçilen başkan, gelecekte kendisini seçen veya atayan genel başkanına borcu vardır. Diyet ödemek zorundadır. Dikkat edilirse demokratik hayata geçtiğimiz günden beri partilerde lider değişikliği pek fazla yaşanmamıştır. Bunun sebebi mevcut sistemin devamında ısrarlı olmaktır. Sistem liyakat, ehliyet ve maslahat düşmanı olarak karşımızda durmaktadır.
Siz bakmayın partilerin tabandan tavana kadar her saat başı demokrasi nutukları çekmelerine. Partilerin özünde ve iç işleyişinde kesinlikle demokratik yarış yoktur. İçte çok derin bir otorite ve despotik bir yapı vardır. Parti içi yarış etik olmayan davranışlarla doludur.
Siyasi Partiler Kanunu bencillik üretiyor, ikiyüzlülük üretiyor, beceriksizlik üretiyor. Hırsızlık ve yolsuzluk üretiyor.
CHP'nin düştüğü durumu eleştirirken, biraz da dönüp Siyasi Partiler Kanununa bakmak lazım!
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR