BU BARIŞ YENİ BİR SAVAŞIN HABERCİSİDİR
ABD, İsrail'in kışkırtmasıyla girdiği bu savaşta netice almadan kör pişman geriye kayıtmak zorunda kaldı. Savaşın doğurduğu iç ve dış gelişmelerde meydana gelen kırılganlıklara karşı daha fazla dayanamayacağını anlayınca göstermelik bir barışın peşine düştü.
Amerika bu savaşta ne kaybetti ne kazandı? Bize göre hiçbir şey kazanamadı ama çok şeyler kaybetti. Bir kere dünyada büyük bir prestij kaybetti. Hem kendi ekonomisine hem de dünya ekonomisine büyük bir zarar verdi. Tarihe, saldırganlığını ve zalimliğini bir kez daha kaydettirdi. Tüm devletlere güvenilmez olduğunu, gerektiğinde zorbalık ve haramilik alışkanlığını dürdürebileceğini gösterdi. Savaş sebebiyle insanlık değerlerini tanımayacağını, hak ve hukuk kuralarının kendisi için bir anlam ifade etmediğini pekiştirdi.
Ayrıca güçten başka bir kural, kanun ve nizam tanımadığını insanlığa yeniden hatırlattı. Tıpkı Vietnam'da, Afganistan'da yaşattığı insanlık dışı eylemlerinin bir benzerini İran'da da yaşattı. Savaş yeteneği olmayan bir orduya sahip olduğunu ve sadece bombalarla, füzelerle masum insanları katlederek sonuca gidebileceğini gösterdi.
Amerika haydutça davrandığı bu menfur savaşta müttefiklerini yeni arayışlara yöneltmek zorunda bıraktı. Zira gerektiğinde kendilerini koruyamayacak bir acziyete düştüğünü gördüler. Amerika tarafından İran'a yağdırılan bombaların, bir benzerini İran, aynı şekilde ABD'nin müttefiklerine yönelttiğini görüp paniğe kapıldılar.
İran, maddi anlamda çok şey kaybetti ama manevi olarak çok şey kazandı. Devlet adamlarının bir çoğunun kaybedilmesine, ekonomilerinin felç olmasına, sanayi ve enerji tesislerinin yerle bir olmasına rağmen pes etmediler ve teslim olmadılar. Bu yönüyle dünya milletlerine örnek oldular.
İsrail, bu üçlü savaşın sonunda artık bölgede rahatça at oynatamayacağını, hamisi Amerika'nın, müslüman ülkelerle yapacağı olası bir savaşta kendisini koruyamayacağını nihayet anlamış oldu. Karşılıklı füzeler savaşında, birkaç İslam ülkerinden atılacak bombalarla yok olabileceğinin korkusunu şimdiden yaşamaya başladı.
Amerika ile İsrail, İran'ı bir süreliğine kendileri için tehlike olmaktan çıkardı ama tam manasıyla dize getiremedi. Öyle anlaşılıyor ki, geleceğe doğru yeni bir savaşın hazırlıklarını yapmaktan geri durmayacaklar. Barış mutabakatında muğlak ve elastiki cümleler az değildir. Zenginleştirilmiş uranyum konusu ve Hürmüz Boğazının kontrolünde tam net bir anlaşma göremiyoruz. İran'ın dondurulmuş mal varlıklarının serbest bırakılması hakkındaki görüş ve ilkeler tam açıklığa kavuşturulmuş değil.
Donalt Trump'un deli saçması konuşmaları, karavana atışları ve absürt açıklamaları hâlâ alay konusu olmaya devam ediyor. Kimse ondan vakarlı ve muvazeneli bir devlet adamı portresi çizmesini beklemesin. Kapitalizm böyle birşey. İlkesiz ve dengesiz bir adamın süper gücün başına geçmesi ancak vahşi liberal kapitalizmde olabilir.
İran hırpalanmasına ve örselenmesine rağmen emperyalizme, siyonizme ve evangelizme boyun eğmemiştir. Geçmişte Haçlılara karşı Türkler mücadele ediyordu. Günümüzde ise bu görevi İranlılar (Türkler- Farslar) devralmıştır!
FAHRETTİN MADUM BUDAK


YORUMLAR