"YA SEVDAM YA KAVGAM"
Arkadaşım ve ülküdaşım İsa Mert, uzun süren bir çalışmanın sonunda "Ya Sevdam Ya Kavgam" adlı bir eserle yazarlığa merhaba dedi.
Söz konusu kitaptan üç adet alarak ailemde okumayı çok seven oğlumla eşime hediye etmiştim.
Eşim de ben de eseri kısa bir zamanda okuyarak kitap hakkında ilk değerlendirmeyi kendi aramızda yaptık. Kitap bir köy çocuğunun 12 Eylül öncesi yaşamını, siyasi mücadelesini ve okuldaki eylem ve söylemlerini; köy ortamının yaşam biçimini ve gelecekle ilgili beklenti ve ümitlerini anlatıyor.
Kitap kurgu, gerçek ve hayalle harmanlanarak bir insanın yaşamındaki çelişkilerini, hayal kırıklarını, ikilemlerini, iki arada bir derede kalışlarını, sevda ile dava arasındaki git gellerini dile getiriyor. Romanın ana karakteri, dört ana konuyla cebelleşip duruyor. Bir tarafta anne, Hilal ve dava, diğer tarafta ise Satılmış'ın üslendiği solun karakter yapısı ve ahlakını yansıtan entrikaları... Mert, sevdası ve davasıyla hayatını şekillendirirken, önüne çıkan kötülük sembolü Satılmış'la bir hayli mücadele ediyor. Anne karakteri burada tipik bir anadolu kadınının fedakarlığını ve koruyuculuğunu yansıtıyor. Hilal ile Mert'in sevdası, "davayı" ikinci plana itse de esere çok önemli bir çeşni katıyor. Kitap, sevda üzerine gelişirken davayı da yanında sürüklüyor.
Diğer yandan kötülüğün başı, sol düşünceli Satılmış'ın her fırsatta nifak tohumlarıyla köyü karıştırmaya ve insanları birbirine düşürmeye çalışması Mert'in epeyce başını ağırtıyor.
Eser, kurgu mu gerçek mi yoksa hayel mi tam belli
değil. Romandaki kahramanların karakter yapısı iyilik ve kötülük üzerine monte edilse de yer yer gerçeklik de kendini gösteriyor. Eserde kurgu ile hatıralar birbirini yutmuş vaziyettedir.
Yazar, ilk kitabı olmasından kaynaklı, bir takım geçiş hatalarına düşse de başarılı bir grafik çiziyor. Eserde editoryal hatalar sık sık görülse de bu, eserin değerini gölgelemekten uzaktır. İmla kurallarına pek özen gösterilmediği ve yer yer noktalama işaretlerinde yanlışa düşüldüğü varittir. Cümleler arada bir yavanlık taşısa da, terkipler ve betimlemelerle bunların net bir şekilde görülmesinin önüne geçilmiştir.
Öte yandan, ismin halleri ile bağlaçlar birbirine karışmış ve tümcelerin anlaşırlılığını zora sokmuştur.
Kitapta, Hilal karakteri akıcılıkta ana öğe olarak göze çarpmsktadır. Sevda yüklü olaylar işlenirken, temanın zenginliğinden ve geniş kapsamından yeterince yararlanma cihetine gidilmemiştir. Yazarın hamlığı arada bir sırıtsa da kitapta geçen muhitin kültürel derinliğinin özenli işlenişi, bunun önüne geçilmesini sağlamıştır. Kavga verilirken "dava" Hilal karakterinin gölgesinde kalmıştır. Oysa burada, mücadele ve dava kitabın başından sonuna kadar at başı gitmeliydi.
Yapıtın baş karakteri, davasıyla ilgili mücadelesini sürdürürken eylemler yeterli dozda ve ölçüde anlatılamamıştır. Nitekim olaylarda ve direnişlerde militanca atılımlarını kapsamlı bir izahtan yoksun bırakması onu bu konuda yavanlığa ve yeknesaklığa düşürmüştür.
Mert, "davam"@ deyip hayatını bu minval üzere sürdürür
ken farkında olmadan sevdasına yenik düşmüş
tür. Dava geri planda kalmıştır. Monolog ve diyaloglar istenilen düzeyde işlenmemiştir. Ancak anılarını sade ve yalın bir Türkçe'yle anlatırken akıcı bir üslup yakalamasını da bilmiştir.
Herşeye karşın yazar, bu ilk kitabıyla okuyucu ve eleştirmenlerden dolgun bir not alarak yeni eserler için varlığını ispatta başarılı bir seviye yakalamıştır. Eğer benzer çizgide yoluna devam edebilirse ileriye doğru adından söz ettiren bir seviyeyi tutturmakta zorlanmayabilir.
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR