PARTİLER YOZLAŞIRSA...
Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan partiler yozlaşırsa demokrasi de yozlaşır. Partileri parti yapan demokrasilerdir. Partilerin varlık sebebi demokrasi denen halk iradesine dayanmaktadır.
Eğer demokrasiyi sekteye uğratmak istemiyorsak, parti mekanizmalarını kanunlara, tüzük ve yönetmeliklere göre yürütmek zorundayız.
Bugün Türk siyasi hayatında partiler yeterli ölçüde güven vermiyor. Devleti çekip çevirmek ve hizmet etmek için kurulan partilerin halini görüyorsunuz. Hiç bunların devleti yönetmek gibi bir düşünceleri ve davranışları var mı? Parti içi çeteleşmenin boyutlarını görüp duydukça insanın midesi bulanıyor. Partilerde hizipçiliğin, klikçiliğin ulaştığı tehlikeli nokta, maalesef üyelere, ülkeyi düşünme ve problemleri çözme fırsatı vermiyor.
Bilhassa partilerden ana muhalefet partisinin yereldeki tutumu insanın yüzünü kızartıyor. Kepazelik, rezillik diz boyu. Yolsuzluğu, adam kayırmayı ve rüşveti normalleştirdiler. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Belediyelerden irin fışkırıyor. Belediye başkanlarının bir kısmı çamur ve pislik deryasında yüzüyor. Her Allah'ın günü haberlerde, eli kelepçeli başkanları cezaevlerine götürülürken izlememiz içimizi karartıyor. Çeteleşme her yere hakim olmuş vaziyette... Yerel ve Genel iktidarlar, zengin olma ve makam kapma aracı olarak kullanılıyor.
Özgür Özel hâlâ mağduriyet oynama peşinde. Ne yapsın adam, bu kadar belediye başkanını hırsızlıkla suçlayamaz ki!.. Algıyla işi götürmeye çalışıyor. O'nun mağduriyeti oynamaktan başka çaresi yoktur. Şayet "gidin aklanın gelin derse" ucunun kendisine dokunacağını biliyor. Delegeyi satın alanlardan bu millet daha ne bekler? "Butlan" dan ödü kopuyor! "Bu devleti CHP kurdu" masalını ileri sürüp adaletten kaçmaya çalışıyor.
Sayın Özgür Özel, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran yüce Türk milletidir. O dönemde CHP mi vardı? Vatanın her noktasında gerilla savaşı veren bu milleti siz nasıl CHP'li yaparsınız? Kuvayı Milliye'yi hangi akılla, hangi mantıkla CHP'li yapıyorsunuz?
Diğer partilere gelince; onlar da aynen iktidar partisi ve ana muhalefet partisi gibi olumlu sinyal vermekten çok uzaktadırlar. Bir iki parti dışında hepsi rol ve makam kapma peşindedirler. Memleketi düşünen parti mumla aranıyor.
Partiler yozlaşırsa demokrasi de yozlaşır. Partiler güven vermezse, demokrasiler de güven vermez. Halkı demokrasilerden uzaklaştıran otoriter yönetimler değil, bizzat onu hor kullanan partilerdir. Son yıllarda bizim gibi ülkelerde "sendika ağalığına" bir de "parti ağalığı" eklendi. Nasıl ki sendikalarımıza "sendika ağalığı"ndan ötürü işçilerimiz sahip çıkmıyorsa, partilere de "parti ağalığı"ndan dolayı millet sahip çıkmıyor. Araştırın bakın, totalde siyaset yüz bin kişiyi geçmeyen yüzer gezer bir grubun elinde top gibi oynatılıyor!
Ünlü Fansız düşünür Jan Jak Ruso "Hiç bir tehlike, çıkar gruplarının tehlikesinden daha tehlikeli değildir" demiştir.
Bugünkü kısır döngüyü ve kör dövüşünü başımıza bela eden partilerin parti içi ceberrut yapılarıdır. Partilerin üyelikleri de, delegelikleri de meşru olmaktan çok uzaktır. İl başkanları, ilçe başkanları kimi delege isterse, o deldge oluyor. Ve bunlar da gidip ülke yönetiminde söz sahibi oluyor. Dolayısıyla kaliteli, birikimli, donanımlı, ehliyetli ve liyakatli insanlar da siyasette olup bitenleri bir kenardan üzüntülü ve düşünceli bir duyguyla seyretmek zorunda kalıyor!
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR