NATO VE AVRUPA HEP NALINCI KESERİDİR!
İsveç, Avrup'nın şimarttığı Yunanistan'dan sonra ikinci bir ülkedir. Bu ülke güvenliğini sağlama almak adına bir süreden beridir Amerika'nın güçlü desteği ile Avrupa başkentlerinde mekik dokuyor.
Batı, Amerika'yı da yanına alarak bir güvenlik şemsiyesi oluşturmaya çalışırken, devamlı surette Türkiye'yi atlama taşı olarak kullanıyor. Bu da yetmezmiş gibi her alanda nalıncı keseri gibi davranıyor.
İsveç, Nato'a üye olmak istiyorsa öncelikle Türkiye'ye düşmanlık besleyenlerle kol kola, yan yana yürümeği bırakmalıdır. Hem bunu sürdürmek istiyor hem de Nato'ya girmek istiyor. Bu olacak iş midir?
İsveç nüfusuyla, askeri gücüyle öyle ahım şahım bir ülke değildir. Nato'ya da önemli bir katkı sunabilecek bir devlet hiç değildir. Batı'nın baskılarıyla bunalan Türkiye'nin buna geci tezi evet diyeceği mukadder görünüyor ama mesele burada Türkiye'nin onay vermesiyle elde edeceği kazanımın ne olacağıdır.
İçimizdeki işbirlikçilerin bastırması ve Avrupa hayranlarının diretmesiyle Batı'nın Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne alacağı yönündeki görüşleri doğrultusunda geliştirilen politikaların bu güne kadar hiç bir faydasını görmedik. Bu gidişle görmemiz de mümkün görünmüyor.
Batı, Haçlı zihniyetiyle hareket ediyor. Kafasının içinde mutlaka Türklere karşı taşıdığı bir art niyet ve peşin hüküm vardır. Türkiye'ye karşı Batı hiç bir zaman samimi ve dürüst davranmamıştır. Macaristan ile birlikte bir iki ülke hariç, tamamı Türkiye'nin ne ölmesinden ne de dirilmesinden yanadır. Bu ülkelerin gayesi, menfaatleri icabı uzun bir süre Türkiye'yi oyalamak ve ardından da özel bir statüyle kuyruklarına ekleyerek ondan yeri ve zamanı geldikçe faydalanmaktır.
Şunu asla akıldan çıkarmayalım ki, Avrupa Birliği Hıristiyan devletlerden oluşan ve Hıristiyan kültürünü benimsemiş ve özümsemiş bir devletler topluluğudur. Türkiye'yi bu topluluğa almazlar, alsalar bile burada barındırmazlar, barındırsalar bile kesinlikle etkin ve yetkin bir seviyede tutmazlar.
1940'lardan sonra çok sıkı fıkı olduğumuz Batı, bizi hep kullanmış ve hep sümürmüştür. Bunu Nato'da çok yaşadık. Bunu Avrupa Birliği'ne girme sevdasında çok yaşadık.
Nato'nun Türk Devletine karşı tutumunda samimiyet ve denge unsuru görmek son derece zordur. Hep ayrımcılık ve dışlamacılıkla karşı karşıya kalınan bir Türkiye görmek milletimizi yaralamaktadır.
Aynısını Avrupa Birliği serüveninde de görmekteyiz. Daima alıyorlar, alacaklar ve almayı düşünüyorlar gibi safsatalarla oyalanan bir Türkiye görmekten bıktık. "Ev ödevini yerine getiremiyorsunuz" diyerek bizi öğrenci, kendilerini de hoca mertebesinde görmelerinden artık gına geldi.
İçimizde küçümsenmeyecek bir kesim, Arapları ve müslümanları öcü gösterip yerden yere vururken, şu bin yıldır Türklere ve müslümanlara karşı düşmanlık besleyerek gelen Batılıların davranışına sus pus olmalarına dikkat kesilmekten kendimizi alıkoymayalım.
Kısaca; Batı'yı yeniden ele almak zamanı gelmiş ve geçmektedir. Nato'nun da Avrupa'nın da Türk Devleti'ne bir hayrının olmadığını hep birlikte görmeğe devam ediyoruz. Avrasya, Şangay ve Turan coğrafyası dururken, Batı kapısında bekletilmek Türk Milletinin şanına ve şerefine uygun değildir.
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR