MEHMET ONUR MİMAN DA GİTTİ
Gece doğru dürüst uyuyamamıştım. Akşam sanıyorum beni soğuk vurmuştu.İki de bir kalkıp atlet değiştirmek zorunda kalıyordum. Acayip terliyordum. Onun için gece pek kaliteli bir uyku çekememiştim. Bu sebeple erkenden kalkıp sosyal medyaya bakmak istedim. Keşke bakmasaydım. Arkadaşlar kalp krizinden vefat eden Mehmet Onur Miman'dan bahsediyordu. Henüz bir kaç gün önce mesajlaşmıştık. Çıkacak olan "Yakından Tanıdığım Taşmedreseliler" adlı kitabımla ilgili konuşmuştuk. Bu kitapta onu da uzun uzun anlatıyorum. Heyecanla bekliyordu. Nasip olmadı görmeye. Çok üzgün olduğumu ifadede aciz kalıyorum. Uzun süre birlikte yatmıştık. Malatya E Tipi Cezaevinin dili olsaydı da konuşsaydı.
Acı ve ızdırabı en fazla yaşayan arkadaşlarımızdan biriydi. İdamla yargılandı. Yıllarca soğuk ve boğuk zindanlarda idamını bekledi. Danışma Meclisine giden dosyası görülen eksikler üzerine geriye dönmüştü. Bazı arkadaşlarımız Danışma Meclisinin onayıyla asılmıştı. O ise şans eseri kurtulmuş ve yeniden yargılanmasına imkan tanınmıştı.
İdamına kesin gözüyle bakılınca hapishaneden kaçmıştı. İyi ve sağlam bir ülkücüydü. Dönen, sınan ve sinen ülkücülerden değildi. Zaman zaman yakınmaları eleştirileri olsa da karargahtaki nöbetine devam etti. Yılandan, çayandan, çakaldan hiç korkmadı. Savrulmadı. Hazan yaprağına benzemedi. Rüzgarın önünde sürüklenmedi. Çıktığı fikir yolculuğunda dümdüz yürüdü. Zikzak çizmedi. Birçok yerde vefasızlığa uğradı. Değerini bilmediler. Hürmetine tutmadılar. Ama o yine de davasından ve sevdasından vaz geçmedi.
Babası, ünlü darbeci Albay Talat Aydemir'in silah arkadaşlarından biriydi. Birlikte darbeye kalkışmışlardı. Miman o meşhur babanın oğluydu. Gözü pek, yürekli bir arkadaşımızdı. Yıllarca 12 Eylül zindanlarında sabır silahına sarıldı. İşkencelere meydan okudu. Boyun eğmedi. Zor dönemler geçirdi. Çıktıktan sonra mücadelesine devam etti. Tariş'te çalıştı. Emekli oldu. Evlendi. Bir evlad sahibi oldu. Parada pulda gözü hiç olmadı.
Vakit buldukça telefonda dertleşirdik. Sanki ilk günkü gibiydi. Genç ve dinamikti. Yaş aldığını ve yaşlandığını hiç aklına getirmezdi. Morali yüksek, ruhu tazeydi. Yapabileceğini düşündüğü fikirlerinin peşinden koşmayı çok seviyor ve onlarla huzuru ve mutluluğu yakalamaya çalışıyordu. O'nun sadece bir sözünü buraya alacağım: "Emperyalistlerin güdümü altında köpek olup tok karınla dolaşacağıma, Türk gibi yaşar, bozkurt gibi olur açlıktan ölürüm."
Allah rahmet etsin. Mekanı cennet olsun. Ailesinin, fikir dünyamızın ve milletimizin başı sağolsun.
FAHRETTİN MASUM BUDA


YORUMLAR