KARACA REİS SÜZÜLDÜ GİTTİ
Ülküdaşımız, yazarımız ve Taşmedreseli arkadaşımız Mustafa Karaca hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Ülkücü Hareketin önemli ve mümtaz siması Yazar Mustafa Karaca bizleri bu fani dünyada yalnız bırakarak ebedi aleme göç etmiştir. Azimli ve sebatkâr bir dava adamı olan Mustafa Karaca çok yönlü bir arkadaşımızdı. Mücadele ve eylem adamlığına romancılığnı ve düşünürlüğünü de eklemişti.
Bursa MHP davasından uzun süre cezaevlerinin gediklisi olmuştu. Okuyan, düşünen ve yazan bu değerli insan, yaşadığı müddetçe toplumuna, milletine faydalı olmaya çalıştı. 13 sene gibi bir uzun zaman dilimini hapishanelerin labirentlerinde geçiren Karaca Reis, ömrünü çok sevdiği ve değer verdiği yüce milletine adamıştı.
Taşmedreseli Yazarımız Hatay- Reyhanlı'ydı. Hem Reyhanlı'da hem de sonradan yerleştiği Bursa'da büyük yararlıklar göstermişti. Yüreği milletinin sevgisiyle doluydu. Hiç boş durmadı. Bulunduğu tüm ortamlarda kalemiyle, eliyle, diliyle mücadele etti. Yazdı, çizdi ve geleceğe istifade edebileceğimiz önemli eserler bıraktı.
"Ölümün Utandığı O An", "Köle" gibi şaheserlere imza atan ülküdaşımız ve cezaevi yarenimiz, yazarımız Mustafa Karaca, kültür ve edebiyat camiamızın seçkin insanlarındandı. Sağlığında kendisiyle bir teşriki mesaimizin olmaması önemli bir eksiklik olarak görülebilir ancak aynı yayın evinin birer yazarı olarak gönüllerimiz ve kalplerimiz aynı noktada çarpmaya devam etti.
Mustafa Başkan'ın ölümü bir dönemin ülkücülerini bir kez daha düşünmeye ve oturup bazı sorunları yeniden ele almaya sevk etti. Bizler değerlerimizi öldükten sonra kıymetlendiriyoruz. Acaba neden? Belki de bunu yapmakla vicdanlarımızı rahatlatıyoruz. Niçin arkadaşlarımıza yaşadığı müddetçe değer verip saygı ve sevgi göstermiyoruz?
Mustafa Karaca'lar kolay yetişmiyor. Zindanların zifri karanlığında bile dik duran ve dik yürüyen bu yiğit insanı yeterince tanıyabildik mi? Onun yazdığı eserleri tanıtabildik ve okuyabildik mi?
Hangimiz bu aziz ülküdaşımızın eserleri yayınlanırken bir cümle de olsa adını anıp reklamını yapabildik?
Bazen, bazı insanların hayatı hiç de istenilen düzeyde huzurlu gitmeyebilir. Mustafa ülküdaşımız da bu bahsettiğim insanlardan biriydi. Çok genç yaşta eşini kaybetti. Bir ayağı devamlı hastanelerdeydi. Belini bir türlü doğrultamadı. Buna rağmen yazmaktan, eser vermekten uzaklaşmadı. Gençliğiden bu yana gönül verdiği davasından, mücadele azminden hiç bir şey kaybetmedi. Dünyası hep kitapları ve milleti oldu.
Hareketin öncülerinden olan "keskin kalem" Mustafa Reis, ölümüyle ülküdaşlarını ve Taşmedreseli arkadaşlarını üzüntüye gark etti. Herkes bu kıymetli insanın ölüm ilanlarını yayınlarken bir husus dikkatimden hiç kaçmadı. Onun yazarlık ve ediplik yönü ikinci planda kaldı. Oysa O çok iyi bir yazardı. Bu mahareti iyice irdelenmeliydi. Ülkücü Taşmedreselilerin nedense yazarlık vecheleri pek konuşulmuyor. O gayretli bir ülkücüydü ama aynı zamanda önemli bir yazardı. Vefat haberleri verilirken arkadaşlarımızın becerilerini ve özellikle yazarlık, şairlik ve ressamlık yönlerini dile getirmek boynumuza borç olmalıdır
Bununla ülkücü hareketin nasıl bir mertebede olduğunu da belirtmiş oluruz. Kimi çevrelerin burun kıvırıp "vurdulu kırdılı" gördüğü Türk milliyetçilerinden azımsanmayacak yazar ve şairlerin çıktığını görmesi ve duyması çok önemlidir.
"Bizden filozof çıkmaz" diyen bir akademisyene bir başka akademisyen şu cevabı verir: "Çünkü biz Türkler bizden çıkan filozoflarımızı filozof olarak görmüyoruz ki"
Şimdi aynı şeyi biz ülkücüler yapıyoruz. Yazarlarımıza, düşünürlerimize ve sanatçılarımıza yeterince sahip çıkamıyoruz. Onlara yeterince izzet ve ikramda bulunamıyoruz. Ve bundan ve bunun gibi şeylerden dolayı da kaybediyoruz.
Mustafa Karaca'lar bizlerin vazgeçilmezleridir. Geleceğin kuşakları onlara bakarak yollarını bulacaktır. İdamlara meydan okuyan bu değerli düşünce ve eylem adamını ebedi hayat yolculuğuna uğurlarken sıraya dizildiğimizin farkındayız!
Allah gani gani rahmet etsin. Ailesinin, camiamızın, milletimizin Taşmedreseli arkadaşlarımzın başı sağolsun.
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR