İYİ PARTİ'DE ÖZE DÖNÜŞ
İyi Parti tıpkı CHP gibi kuruluş amacından saparak girdiği sonu çıkmaz sokak olan Millet İttifakı'ndan uzaklaşmak için bugünlerde var gücüyle gayret sarf ediyor.
Biz müteaddit defalar yazdığımız yazılarda hedeflerinden ve prensiplerinden sapan bu partiyi eleştirmiş ve yol yakınken geriye dönülmesi gerektiği üzerinde durmuş ve dayandığı tabanını küstürmemesi konusunda uyarmıştık. Hatta biraz daha ileri giderek kurulmasında ve tüzel kişilik kazanılmasında emeği ve gayreti olan ülkücü tabanın kandırıldığını ve aldatıldığını söylemiştik.
Şimdi gelinen bu noktada haklılığımız bir kez daha kanıtlanmış oldu. İyi Parti'den yükselen sesler bir gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bu partideki bir çok politikacı ve milletvekili CHP ve HDP ile yapılan ittifakın doğru olmadığını ve dayandıkları ve hitap ettikleri tabanın sesine kulak veremediklerini itiraf etmek zorunda kalmışlardır.
İyi Parti'yi, CHP ile HDP'nin önüne "vefa diyeti" diye yem olarak atanlar şimdi oturup kara kara düşünmeye başladılar. Aynı kazanda kaynatmaya çalışsan bile kaynaması mümkün olmayan bu partileri, maalesef aynı kazanın içinde fokurtatmaya çalıştılar. Ama tam olarak başarılı olamadılar.
Neticede İyi Parti'liler günah çıkarmaya başladı. İtiraflar peşpeşe sıralandı. Akşener "Asıl sorun içimizdeydi. Türk milletinden özür dileriz. Savaşmadığmız için kuyruk siyasetine mal olduk" dedi. Grup Başkanvekili Erhan Usta: 'Terörle işbirliği yapıyorsunuz' diyen seçmene gerekli cevabı verip ikna edemedik" açıklamasını yapmak zorunda kaldı. Yine bir başka milletvekili "Allah Türkiye'yi korudu. Biz kazansaydık bu memleket batardı" dedi. İstifa eden
Yavuz Ağıralioğlu bir çok itirafına "Bölücülük pazarlık masasına kadar geldi" sözlerini de eklemek zorunda kaldı.
İşin garip tarafı MHP'den ayrılıp İyi Parti'ye omuz verenleri o dönemde, bu sözleri hatırlatıp eleştirdiğimizde kıyameti koparıyorlardı. Onlar, İyi Parti'yi adeta gökten zembbille inmiş gibi lanse ediyorlardı. Dahası hatasız ve günahsız gösterip masumiyet notuyla karne dağıtıyorlardı. Bugün kendilerinin açıkladıkları kusur ve yanlışlarını, biz o günlerde çekinmeden söylüyorduk. "Yapmayın etmeyin, PKK ile Fötöcülere payanda olmayın" diye bas bas bağırıyorduk. Biz bunları açıklayıp eleştirirken onlar da bize saldırmaya ve hakaret etmeye devam ediyordu.
"Evlatlarımızı katledenlerle birlikte olamayız" deyip bir takım politik manevralarla 2019'da gidilen yerel seçimlerde büyükşehirlerin önemli bır kısmını bölücü ve yıkıcı zihniyetlere kaptıranlar, bu sıralar şapkalarını çıkarıp önlerine koydular ve düşünmeye başladılar.
Eğer bu itiraf gibi açıklamalar bir siyasi kazanıma yönelik değilse "yanlış hesap bağdattan döner" mantığıyla kabul görebilir ve İyi Parti'yi bir umutla beklenen düzlüğe çıkarabilir, yok eğer sırf pazarlıkta elim güçlensin diye bu açıklamalar yapılıyorsa bilinsin ki, bu partinin son kullanım tarihi önümüzdeki seçimlerde sona doğru bir adım daha yaklaşabilir. Bizden söylemesi.
Milletimiz bu partiden güçlü liderlik, kararlı ve tutarlı önderlik bekliyor. Zikzak çizen, iki de bir karar değiştiren, masa kurup masa dağıtan bir kişilik istemiyor.
İki dönemdir girdiği genel ve yerel seçimlerde başarısız olmasına ve baraj altı kalmasına, milliyetçilerin ve ülkücü görünümlü kadroların önemli bir kısmının atılmasına ve tasviye edilmesine rağmen bu partiden halen umut bekleyenler az değildir.
Söz konusu bu parti kuruluş felsefesine dönmek ve buradan beslenerek milletine yapacağı projeleri birer birer açıklamak mecburiyetindedir.
Millete, milletin penceresinden bakmayan partilerin yaşama şansı yoktur!
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR