FİLİSTİN BARIŞINI KİMSE İSTEMİYOR!
Bölgede kalıcı barışın tesis edilmesini hiç bir devlet istemiyor. Dünya devletlerinin her birinin bu coğrafyada farklı emelleri ve değişik gayeleri vardır.
Araplar istemiyor. Çünkü isteseydiler İsrail Devleti'ni birkaç günde ortadan kaldrabilecek güçleri vardır. Burada amaç, Filistin gibi devasa bir problemi iç siyasetlerine alet edip oligarşik yapılarını sürdürmektir. Bu konuda Amerika ve Batı'yla birlikte hareket ettiklerini dünya alem biliyor
Amerika, bu meseleyi çözüme kavuşturmak istemiyor. Çünkü Amerika Yahudi politikalarına teslim olmuş nadir bir süper devlettir. Bu devlet bir taraftan Arapları idare ederken, bir taraftan da İsrail devletine hamilik ve ağabeyilik yapıyor. Yerine ve durumuna göre her iki millete de hem mavi boncuk dağıtıyor hem de aba altından sopa gösteriyor. Bu devlet aynı zamanda İsrail'i kendi iç siyasetlerinin önemli bir malzemesi görüyor. Amerika demek, Yahudilerin dünyada tek koruyucu devleti demektir. Bugün Amerika'nın önemli hedeflerinden biri, Yahudilerin dünyada nasıl korunacağının ve nasıl ayakta kalacağının yolunu ve yöntemini ayarlayabilmektir. Yahudiler olmazsa Amerika olmaz, Amerika olmazsa Yahudiler olmaz! Amerika'da Başkanlık seçimleri şu üç kavramın poropagandası üzerine kurgulanmıştır. Siz bunların adlarına bakıp yanılabilirsiniz. Demokratlar da cumhuriyetçiler de aynı yolun yolcusudur. Birincisi, dünya ülkelerinde Yahudi toplumlarının korunnasına yönelik vaadlerdir. İkincisi ekonomik göstergelerin iyileşmesine dair alınacak olan tedbirlerdir. Üçüncüsü ise dünya egemenliği ve Haçlı zihniyetinin diri ve canlı tutulmasıdır. Bu üç kavram Amerika'nın vaz geçemeyeceği ve tartışamayacağı kavramlardır.
Avrupa, Filistin- İsrail barışını hiç istemiyor. Eğer hakkaniyetli bir barış yapılmış olursa burunlarını kolay kolay Ortadoğu'ya sokamayacaklarını biliyorlar. Avrupa'nın Ortadoğu'dan çekilmesi demek sürünmeleri hatta bellerinin kırılması demektir. Avrupa, iletişim ve bilişim araclarıyla birlikte dünya ekonomisini ele geçiren Yahudilerden ve Amerika'dan çok çekiniyor. Bu meselede şirin görünmeye ve çıkarların korumaya ihtiyaçları vardır.
Gelelim İran'a; bu devleti ayakta tutan faktör başta Filistin olmak üzere Irak, Suriye ve Yemen'de sürdürdüğü sert mezhepçi politikalardır. Sünni Filistin hamisi kesilmesinin nedeni, diğer coğrafyalarda sürdürdüğü radikal mezhepçi politikalarını kamufle etmek içindir. İran'ın gerçek manada bir Filistin davası yoktur. Bu politika; İslam aleminin desteğine matuf yanıltma ve aldatma politikasıdır. Şirinlik peşindedir. Amerika ile İsrail'i İslam dünyası nezdinde gözden düşürme ve yalnız bırakma emeline dönük ulusçu çıkışlardır.
Diğer yandan Çin'in ve Rusya'nın da aynı tutum içinde olduğunu görüyoruz.
Devletler bölgede çıkarsal, mantıksal ve rasyonalist yaklaşımlar peşindedir. Hiç bir devlet adalet ve hakkaniyet peşinde değildir. Eğer öyle olsaydı, Birleşmiş Milletler'in prangaya vurulmuş kurumlarının bağı çözülür ve insanlığın baş belası Filistin-İsrail meselesi de bu kurum tarafından kolayca halledilirdi!
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR