DİYARBAKIR'DA BÖLÜCÜ ÇALIŞTAYI
PKK ırkçı, sosyalist ve terörist bir örgüt olarak kırk yıldır milletimizi uğraştırıp duruyor.
Bir de buna Diyarbakır'da düzenlenen "Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı" eklendi. Belli ki, İslamcılar ile PKK'lılar aynı amaç doğrultusunda birleşmiş gözüküyorlar. Şimdiye kadar bölücü ve yıkıcılar inançsız ve imansız bir güruh olarak milletin karşısına çıkıyordu. Onlarla mücadele zor değildi. Çünkü arkalarını dayadıkları halk kesimlerinden yeterli desteği alamıyorlardı. Hitap ettikleri tabanın ezici çoğunluğu onlardan nefret ediyordu. Oysa muhafazakar Kürtlerin sosyolojik açıdan bakıldığında tabanda bir karşılığı ve bir ağırlığı vardır. Bize göre en büyük tehlike buradan tezahür edebilir. Zaten çalıştayın sonuç bildirgesini okuduğunuzda bunu rahatlıkla görebilirsiniz.
Sayın Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla harekete geçen Dem ile Hudapar "mal bulmuş mağribi gibi" olayın ve çözümün içine daldılar. Halbuki Sayın Bahçeli, bunların kurduğu hayalin zerresini bile aklından geçirmemiştir. Bir gün besle kargayı oysun gözünü deyimini hatırladıklarında iş işten geçmiş olacak. Kürtlere ve Kürt diline anayasal güvence istemek, bu ülkede Kürtleri tanımamak demektir. Zaten bu ülkenin her kararında ve her işinde onlar vardır. Kurulduğu günden beri Türk devletinde Türklerden çok, Kürtlerin sözünün geçtiğini söylemek abartı olmaz sanıyorum.
Bu ülkenin ayakta kalmasına ve dünya sahnesinde ilk beşten biri olmasına toplum olarak çok ihtiyacımız var. Emperyalistlerin söz ve niyetleriyle Türk Devletinin altını oymaya kalkanlara seyirci kalmamız mümkün değildir. Ateist, terörtist, sosyalist ve ırkçı DEM'i Cumhutiyet Halk Partisi desteklerken, şeriatçı, muhafazakar, mezhepçi ve ırkçı Huda-Par'ı da AKP'nin malum kesimleri destekliyor. Her iki partinin de altı, şu süreçte yaman bir şekilde oyuluyor.
Eger düşüncelerinde ısrar edenler varsa istedikleri ve arzu duydukları; kendileri için açılan alanda, Kuzey Irak'taki Amerika'nın güdümünde kurulan Özerk Kürt Bölgesi'ne gidip yerleşebilirler. Zaten oradan gelmedirler. Türk vatanında ikinci bir gedik açılmasına, başka bir dilin resmiyet kazanmasına ve başka bir özerk bölgenin kurulmasına asla izin vermeyiz! Eğer verilirse bunun sonu gelmez. Zamanla diğer etnik unsurlar da harekete geçer ve Türkiye paramparça olmaktan kurtulamaz! O zaman "Bey Otağı" çöker, herkes altında kalır!
Tüm kesimler aklını başına almalı, şapkasını çıkarıp derin derin düşünmeli, kararını bütüncül ve üniter yapıdan yana sergilemelidir.
FAHRETTİN MASUM BUDA


YORUMLAR