FAHRETTİN MASUM BUDAK

FAHRETTİN MASUM BUDAK

BİZİM ELLER fahrettin76@hotmail.com

15 TEMMUZ MİLLİ İRADENİN ŞAHLANIŞ GÜNÜDÜR!

15 Temmuz 2023 - 12:14

15 TEMMUZ MİLLİ İRADENİN ŞAHLANIŞ GÜNÜDÜR!

  15 Temmuz 2016 tarihinde, saat 21 sularında bir otobüste Iğdır'a doğru yolculuk yapmaktaydım. Yanıma okumak için bir kaç günlük gazete ve içeriği roman olan bir  de kitap almıştım.

  Sanıyorum saat akşam dokuzu geçmişti. Televizyon açıktı. Spiker haberleri veriyordu. Bu arada telefonum çaldı. Bir arkadaşım arıyordu. Heycanlı ve telaşlıydı. "İhtilal oldu, darbe oldu, haberin var mı?" diye sordu.

  Hemen toparlandım. Telefonum kulağımda, gözüm televizyonda konuşmaya devam ettik. "Olur mu, dedim, bu saatte darbe olmaz! Bizim bildiğimiz darbeler sabaha karşı olur. Başarılı olamazlar." 

   Kısa bir sohbetten hemen sonra televizyona yöneldim. Sunucu olanları endişe ve telaşla anlatıyordu. Türkiye olağanüstü bir gece yaşıyordu. İstanbul ve Ankara nerdeyse el değiştirecekti.

  Milli iradeye yine başkaldırı ve kalkışma vardı. Her zaman olduğu gibi Batılı sözde müttefikler yine müdahale etmişti. Ortada devlet erkanından kimse yoktu. Darbeciler önemli kilit noktaları ele geçirmişti.

  Gözdağı, sindirme ve korkutma başlamış ve direniş gösteren kurumlarda işlenen toplu cinayet haberleri tüm yurtta infial yaratmıştı. Halk kızgın ve öfkeliydi. İki de bir milli iradeye vurulan darbeye yeter diyordu. Bir kıvılcıma  ve bir çağrıya ihtiyaç vardı.

  Herkes şaşkın ve ve üzgündü. Bakanlar ve milletvekilleri sinmişti. Bir avuç direnç gösteren ve savunma yapan kahramandan başka kimseyi göremiyorduk. Partiler yok olmuştu. On binlerce üst düzey devlet yetkilisi adeta sahneden çekilmişti. Ne Cumhurbaşkanı'nı ne de Başbakanı görebiliyorduk.Yalnız hakkını yemeyelim, Milliyetçi Hareketin Önderi Sayın Dr. Devlet Bahçeli tek başına meydana atılmış ve bir açıklama yaparak "Milli iradenin, demokrasinin, devletin ve iktidarın arkasındayız" demişti. Bununlada kalmamış, Milliyetçi Hareketin karargahına geçerek gerekli yerlere telefonlar yağdırmıştı.

   Gecenin ilerleyen saatlerinde durum devlet lehine dönünce gerek Cumhurbaşkanı, gerek Başbakan ve gerekse İçişleri Bakanı, askeriyenin sağlam kanadından aldıkları güvenceyle ortaya çıkarak gerekli gördükleri devlet birimlerini direnişe ve devlete sahip çıkmaya çağırmışlardı.

  Cumhurbaşkanı'nın çağrısıyla İstanbul ve Ankara'da sokağa dökülen halkımız bu sefer kararlı ve azimli görünüyordu. Darbecilere imanlı ve irfanlı göğüslerini siper ederek, onların kanun tanımaz haramiliklerine son verecekti.

  Darbede, kim kiminle ve kimler kimlerleydi? Tıpkı bugün olduğu gibi tüm Batıcı güçler ve Haçlılar birleşmişti. NATO ile Avrupa Birliği tam tekmil Fetö Darbesi'nin arkasındaydı. Ana muhalefet bile o tarafa kaymıştı. Cemaatçılarla tarikatçılar birleşmiş ve bu konuda sırt sırta vermişti. AKP kadrolarının siyasi kanadının önemli bir bölümü "kandırılmış, yanıltılmış ve aldatılmıştı."

   Kim ne derse desin ve kim neyi gizlerse gizlesin bu meşum "darbeye" en büyük darbeyi vuran Milliyetçi Hareketin Önderi Sayın Devlet Bahçeli olmuştu. Devletin zirvesinde görev alan üç dört kişinin saklandıkları yerden çıkmalarına ve darbecilere karşı siyasi demeç vermelerine sebep olan tek siyasi lider O'dur! O olmasaydı, bugün Türkiye bu konumda olmayacaktı.

  15 Temmuz Darbesi'nde tüm Batılı ve Batıcılar bir kez daha sınıfta kaldı. Solcular, sosyalistler ve sahte Atatürkçüler, Bölücü ve Yıkıcılar; Fetöcülerle el ele, gönül gönüleydi. Devlet karşıtı odakların tamamı şu veya bu şekilde darbenin yanında yer almıştı.

  Şunu net ve açıkça anladık ki, Fetö Terör Örgütü sadece Devleti değil, AK Parti'yi de ele geçirmek üzereydi.

   Aziz ve şanı büyük Türk milletini herhangi bir Ortadoğu ülkesi olmaktan kurtaran, Haçlı zihniyetinin işgaline imanlı sineleriyle karşı koyan şehitlerimize, gazilerimize; milletimiz var oldukça, minnet ve şükran borcumuz vardır.
Allah, o uğursuz günleri milletimize bir daha yaşatmasın!

YORUMLAR

  • 0 Yorum