10 KASIMLAR GELDİĞİNDE!..
Nedense her 10 Kasım günü geldiğinde milletimizin üzerine bir hüzün bulutu çöker. Üzülürüz, geriliriz ve kederleniriz.
Atatürk'ün tarihte tam bugün aramızdan ayrılmasına çok içeriliyoruz ama bizi en fazla içerleten ve eleme gark eden, O'nun erken bir yaşta aramızdan ayrılmasıdır. Elbetteki, ömrünün önemli bir kısmını cepheden cepheye koşarak geçiren bu yürekli komutanın daha fazla yaşaması düşünülemezdi. Ancak yaşamasını,Türkiye'yi çekip çevirmesini ve "gün görmesini" çok isterdik.
Çok kısa zamanda, o meşhur yokluk ve kıtlıklar içinde büyük atılımlar yapması ve Türkiye'yi önemli ve güçlü noktalara taşıdıktan hemen sonra vefat etmesi içimizi acıtıyor. Keşke bir 15 sene daha başımızda kalsaydı da bugünkü sorunlarla bir daha karşılaşmasaydık. O'nun bir hayli erken bir yaşta bu dünyadan ayrılıp gitmesi sadece Türkiye için değil, dünya devletleri için de büyük bir talihsizliktir.
O Türk tarihinin yetiştirdiği en haşmetli devlet adamlarının bulunduğu ilk üçün içinde yer alan muhteşem bir önderdi. O'nu anlatmak ve gelecek kuşaklara tanıtmak her kalem erbabının kârı değildir.
O'nun hangi yönüne el atıp anlatmaya kalksak aklımıza dahiliğinden başka bir şey gelmiyor. Devlet adamlığı bir başka değerliydi. Tarihçiliği ayrı bir özellik taşıyordu. Kültürünün kıyaslanması bile mümkün değildi. Askerliği ve komutanlığı zaten eşsiz ve emsalsizdi.Türkçülüğüne ve Turacılığına mahiyetindeki kadroları hayran kalıyordu. Sevk ve idarede gerçekten ender görülebilecek bir yetenekteydi. Kurmaylıkta tam bir dahiyane davranış ve kararları vardı. Milletini tanımada üstüne bir insan bulunamazdı. Siyasetin tam doruk noktasında yer alıyordu. Hangi yönünü incelersek inceleyelim oradan mutlaka bir zirve çıkıyor. Okumaya ve sanata verdiği önemin ne denli güçlü olduğunu bilseniz aklınız hafsalanız almaz!
Kalkınmaya, istihdama, üretime ve gelişmeye karşı duyduğu iştiyak, ekonomistlere taş çıkaracak boyuttaydı. Milletiyle yatar, milletiyle kalkardı. Giyimi, kuşamı ve şıklığı tam bir asalet örneği idi. Hazır cevaplığı ve belagatıyla kimse boy ölçüşemezdi. O'nun cesaretini, azim ve kararlılığını hiç bir devlet adamında görmek mümkün değildi.
Türk'ün mazisine oldukça önem verirdi. Tarihimizi bir bütün görürdü. Türkçe'ye ve dilimize her fırsatta hayranlığını belirtirdi.Türk Tarih Kurumu'nu ve Türk Dil kurumu'nu kurarak geçmişimizin tozlanmış ve kamufle edilmiş yüzünü ortaya çıkardı. Her şeyden kıymetlisi, Kurduğu Cumhuriyete Göktürklerden sonra Türkiye adını vererek milletimizin adını tarihimizin şanlı sayfasına kazıdı. Yaptığı devrimlerin her biri savaş meydanlarında kazandığı zaferler kadar azametli ve görkemliydi.
Saltanata bakın! Laikliğe bakın! Bilhassa harf inkılabına bakın! Kadınların seçme ve seçilme haklarna bakın! Getirilen düzene ve intizama bakın!
Yüce milletimizi değiştiren, dönüştüren ve kendi öz kimliğine kavuşturan bir devlet adamının yeniden Türk milletinin içinden çıkması dileği ile Aziz Atamızı minnetle, şükranla ve hürmetle anıyor, dua ve niyazlarımla muazzez ruhuna fatihalar gönderiyorum.
FAHRETTİN MASUM BIDAK


YORUMLAR