YRD.DOÇ.DR.ENVER ARAS EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ

YRD.DOÇ.DR.ENVER ARAS EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ

HAZAR'DAN ARAS'A earas7660@hotmail.com

GÜNEY AZERBAYCAN'DA TARİH İLMİNE KISA BİR BAKIŞ 1 --1

05 Ocak 2022 - 22:01

GÜNEY AZERBAYCAN'DA TARİH İLMİNE KISA BİR BAKIŞ 1 --1
Yazılı tarih başlamadan önce, bugünkü Azerbaycan'da ve umumiyetle yakın doğuda
yaşayan milletler çeşitli medeniyetler kurmuşlardır. Bugünkü İran coğrafyasının terkip hissesi olan gerek Türklerin yaşadığı Azerbaycan bölgesi ve gerekse Farsların yaşadığı çeşitli bölgeler, tarih boyunca, bazen bir hükümetin / devletin terkibinde kalmış; bazen de kendisine mahsus müstakil bir hükümet /devlet olmuştur.
Meselâ, bu hükümetin / devletin merkezi, Mad / Med devrinde, Madlar';ın / Medler';in
yani, Med halkının elinde olmuştur. Yine, bu hükümetin / devletin merkezi, Hehamanişler
döneminde Farsların elinde olmuştur. Eşkâniler Partlar döneminde yönetim, Orta Asya';dan
gelen Türk asıllı Partlar'ın eline geçmiştir. İskender zamanında ve Arap istilası döneminde yönetim, başka halkların yani, İranlı olmayan bigânelerin / yabancıların eline geçmiştir.
Kısaca bütün bu eski devirlerde, Azeriler ve Farslar bazen vahit / tek / birlikte, bazen de
müstakil bir tarih yaratmışlardır.
İslâm'a kadar olan Azeri ve Fars tarihi, İslâm tarihçileri için örtülü kalmıştır. Diğer
taraftan bu devirlerde millî hislerin çiçeklenmemesi, gelişmemesi neticesinde, bölgemizin
muhtelif halkları asıl kadim /eski tarihlerini bilmek, onu arayıp araştırmak, bulmak ve gün
yüzüne çıkarmak için gerekli ilgi ve alakayı göstermemişlerdir.
XVIII. asrın sonlarından XIX. asrın başlarına kadar Avrupa'da devam etmiş olan
takriben yüz yıllık millî azadlık mücadeleleri neticesinde, Avrupa halklarında millî hisler
uyandı. Onların da öz millî tarihlerine olan ilgi, alaka ve hevesleri arttı. Avrupa halkları kendi
kadim tarihlerini, kadim Yunan, Rum, Asurî vb. kaynaklardan öğrendikten sonra, kadim Şark
/ Doğu, o cümleden Avrupalı tarihçiler, Türk, Fars, Arap tarih ve tarihçileriyle ilgili birçok
tarihî gerçekleri ve olayları kaydetmeye başladılar. Böylece kadim Şark / eski Şark / eski
Doğu, yakın Şark / yakın Doğu, o cümleden kadim / eski Azerbaycan ve İran tarihini, olduğu
gibi öğrenmek için zemin yaratılmış / hazırlanmış oldu. Lâkin, teessüfler olsun ki, Kaçar
istibdadı / baskısı / zulmü, bu işin İran'da önünü kesti ve azadlığın İran halkları arasında
yayılmasına engel oldu.
XIX. asırda İran'daki meşrutiyet hareketinin tarihi amacı, Avrupa millî azadlık /
bağımsızlık hareketlerinin neticelerini ve XIX. asrın 60. yıllardaki Japon millî hareketinin
neticelerini, İran';da hayata geçirmek idi. Avrupa inkılapları gibi, İran'daki meşrutiyet hareketi
de İran coğrafyasında yaşayan milletlere, millî hak ve azadlık vermekle onların tabiî
istidatlarının / kabiliyetlerinin, çiçeklenmesine / gelişmesine imkân yaratacak, onları
gelişmiş, çağdaş beşeriyet kervanına yöneltecekti. Meşrute / Meşrutiyet hareketi,
Azerbaycan'ın / Tebriz';in, Settarhan'ın, Bağırhan';ın kahramanlığı, yiğitliği, doğru yolda
olması, anlayışlı, düşünceli davranması; Ali Mösyö';nün akıllı davranışı, akıllı rehberliği
sayesinde başarıya ulaşmak üzere iken, ne yazık ki rejim tarafından durduruldu.
XIX. asır Avrupa ve Japon millî azadlık hareketlerinin neticesini, kendi millî ve şahsî
hayatlarında gören, millî hukuka sahip oldukları için kendi milletlerinin yıldırım süratiyle
uyanıp ilerlemesini, gelişmesini, doğru yola girmesini sağlayan, her çeşit haricî istismara ve
1 Bu yazı, Tebrizli / Kirişli tarihçi, yazar Prof. Dr. Mehemmed Taki Zehtabî'nin İran Türklerinin Eski Tarihi adlı
eserinin birinci cildinden alınmıştır. Arap alfabesiyle ve Tebriz Türkçesi'yle yazılmış olan bu eser, tarafımızdan
Latin asıllı Türk alfabesiyle Türkiye Türkçes';ne aktarılmıştır.

2 ağalığa son veren, ilimde göklere yükselmelerini kendi gözleriyle gören Avrupalılar, ilk sırada İngiliz sermaye sahipleri, kısaca Tahran rejimiyle emperyalistler, Tahran'ın Atabek Parkı'nda Meşrute / Meşrutiyet hareketi silahlı kuvvetlerinin / ';mücahitlerinin' bir kısmının silahını alıp,
bir kısmını yaralayıp ve fiilen Meşrute / Meşrutiyet hareketini boğarak ortadan kaldırdılar.
Bunun yanında, sözde bir İran Meşrute / Meşrutiyet Hükümeti kurdular. Bu hükümetin başına
da bilgisiz, cahil İngiliz ve Rus hizmetçisi olan Pehlevi Rızahan'ı koydular. Böylece Meşrute /
Meşrutiyet hareketinin amacının dışına çıkılarak, İngiliz ve Avrupa emperyalistlerinin
emellerine hizmet edilmeye başlandı.
Artık, Meşrute / Meşrutiyet İnkılabı, İran coğrafyasında yaşayan milletlere millî hak,
millî hukuk verme hedefinden tamamen uzaklaştırıldı. Aksine, o zamana kadar İran
hükümetlerinin dahilî resmî siyasetinde olmayan Fars şövenizmi hayata geçirildi. Bundan
sonra Rızahan';la başlayan İran hükümetlerinin asıl siyaseti, ana hat olarak Fars şövenizmi
üzerine kurulup yürürlüğe kondu. Bu şekilde Pehlevi sülalesi iş başına getirildikten sonra Fars şövenizmi, ilim ve hayatın bütün sahalarında uygulanmaya başlandı. Rızahan, yerini sağlama aldıktan sonra İran'da resmen, Farslardan başka bütün milletlerin dil ve edebiyatını yasakladı.
Halbuki o zaman dilimine kadar milletlerin millî dil ve edebiyatları himaye edilmese de hiçbir
yönetim tarafından yasaklanmadı. Yani, böyle bir devlet siyaseti uygulanmadı.
Çeşitli ilim sahalarında olduğu gibi, tarih sahasında da Fars şövenizmi taraftarı olan
birçok alim ortaya çıktı. Bu İran alimleri, Avrupa alimlerinin kadim Şark / eski Doğu
konusundaki fikirlerini ve yazılarını, Fars şövenizmi noktasında araştırıp kitap yazmaya
başladılar. Bu tarih kitaplarının en önemlisi Hasan Pirniya, (Müşireddevle)';nin üç ciltlik ;İran
Bastan adlı eseridir. Bu eserde Avrupa tarihçilerinin aksine, Fars şövenizminin isteğine
uygun olarak hiçbir belge ve delil ortaya koyamadan şöyle bir iddia ileri sürmeye başladılar:
;Bugünkü İran adlı coğrafyada yaşayan bütün halklar, çok eski devirlerden beri
;aryayı nejad kök itibariyle Fars, ve genellikle Hint-Avrupa dilli bir halk olmuşlardır.
Dolayşısiyle, bugünkü İran coğrafyasının çeşitli yerlerinde yaşayan sakinlerden olan Azeriler,
Kaşkayiler, Hemedanlılar, Türkmenler vb. halklar Türk dilli değil, Hint-Avrupa dilli
olmuşlardır;.
Görüldüğü üzere bu belgesiz ve delilsiz iddiaya göre, bugünkü Türk dilli Güney
Azerbaycan Türkleri, güya, çok eski zamandan beri ;aryayı nejad, yani, kök itibariyle asil bir
soy olan Fars ve genellikle Hint-Avrupa dilli bir halk olmuştur. Daha sonraları akın akın
Doğu';dan gelip bu bölgelere yerleşen Türkler, buralarda yaşan Farsları Türkleştirmişlerdir.
Fars şövenist tarihçilerinin bu kuru, boş, belgesiz ve delilsiz iddiasına göre,
Azerbaycan, Belucistan, Türkmenistan ve Kaşkayilerin millî dilleri zaman içinde asimile
edilmeli, ortadan kaldırılmalı ve bu dillerin yerini Fars dili almalıdır. Şövenist Fars
tarihçilerinin bu belgesiz ve delilsiz iddialarının doğru kabul edilmesi bile, bu milletlerin
bugün kullandıkları dillerinin yok sayılmasına delil olamaz.
Hasan Pirniya';dan sonra birçok tarihçi, gerek İran';ın, gerekse Azerbayca';ın kadim
tarihi hakkında çeşitli eserler yazmış ve halen yazmaya devam etmektedirler.
Bu konuda yazılan bütün eserlerde sabit fikirli olarak belgesiz, delilsiz ve düşüncesiz
bir şekilde Madlar / Medler ve Partlar (Eşkâniler) Âri Nejad, kök itibariyle asil bir soy olan
Fars olarak gösterilmektedir. Güney Azerbaycan Türklerinin de Fars veya ona yakın bir dil
kullandıklarını ileri sürmektedirler. (...)

YORUMLAR

  • 0 Yorum