YRD.DOÇ.DR.ENVER ARAS EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ

YRD.DOÇ.DR.ENVER ARAS EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ

HAZAR'DAN ARAS'A [email protected]

GÜNEY AZERBAYCAN'DA TARİH İLMİNE KISA BİR BAKIŞ* 1 -8-

31 Ağustos 2022 - 22:24

GÜNEY AZERBAYCAN'DA TARİH İLMİNE KISA BİR BAKIŞ* 1 -8-
     (...) İslam devri tarihçilerinin bazıları da Sasanî dönemi kaynaklarıyla yetinmemiş,
kadim Yunan, Hint, Asurî vb. kaynaklardan da yararlanmışlardır. Şüphesiz ki, Yunan, Hint ve
Asurî tarihçilerinin eserlerindeki bilgiler gerçeğe daha yakındır. Bundan dolayı bu önemli
eserlerden de faydalanmak gerekir.
Kadim Azerbaycan tarihiyle ilgili asıl kaynakların vatanımızın toprakları altında
olduğunu bilmek zorundayız. Vatan coğrafyamızda tesadüfen yapılan kazı çalışmaları
neticesinde ele geçen birçok tarihî eserimiz de tarihî eser kaçakçıları vasıtasıyla Amerika ve
Avrupa müzelerine taşınmıştır. Bu müzelerde sergilenen tarihî eserlerimiz başkalarına ait
tarihî eserlermiş gibi gösterilmektedir. Söz konusu tarihî eserlerimizin her birinin kadim
tarihimizin karanlıkta kalan birçok meselesini aydınlatacağı muhakkaktır. Bütün bu tarihî
eserleri incelemek ve araştırmak her vatanperver Azerbaycan Türkü'nün vatan, millet
borcudur.
6. Kuzey Azerbaycan Türkleri ile İran Azerbaycan Türkleri, genel Türk dünyasının bir
parçasıdır. Azerbaycan, kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısıyla büyük bir ülke olup, Türk
dünyasının doğu bölümünü batı bölümüne bağlamaktadır.
Bugün takriben bütün Türk dünyası merkezlerinde ve Türkoloji ocaklarında umumî
Türk tarihi hakkında hem derin ilmî kazı çalışmaları yapılmakta, hem de bu çalışmalardan
elde edilen belge ve bilgiler ışığında dikkate layık derin tarihî ilmî eserler kaleme
alınmaktadır. Söz konusu tetkik edilen eserlerin birçoğu Azerbaycan';ın kadim tarihiyle
ilgilidir. Bu eserler belirli derecede Azerbaycan'ın kadim tarihine ışık tutmaktadır. Üzerinde
birtakım araştırma ve incelemeler yapılan bu eserlerin her biri Türk milletine aittir. Şüphesiz
ki bu eserler, umum Türk dünyasına ait devirlerin de aydınlatılmasında önemli rol
oynamaktadır. Bunun için çeşitli Türk boyları âlimlerinin araştırdığı ve incelediği eserler,
millî tarihimizin öğrenilmesinde ehemmiyetli bir rol oynayan kaynaklardan biri gibi
değerlendirilmeli ve ciddî olarak izlenmelidir. Bununla birlikte elde edilen bilgi ve belgeler
bütün Türkoloji kaynaklarıyla birlikte ana dilimize çevrilmelidir.
Tarihi kaynaklarımızla ilgili, ister Amerika ve Avrupa âlimleri, isterse de yerli âlimler
tarafından Yakın Şark’ın muhtelif yerlerinde yapılan ilmî kazı çalışmaları neticesinde elde
edilen eserler hakkında birtakım çalışmalar yapılmış ve kıymetli eserler ortaya konulmuştur.
Lakin, geçmiş rejim devrinde şövenizm ve Aryayizm vasıtasıyla bu eserlerin tercüme
edilmesi yasaklanmıştır. Hatta, yerli âlimler tarafından yürütülen çeşitli kazı çalışmaları
sonucunda elde edilen bazı bilgi ve belgeler önce Avrupa ülkelerinde yayınlanmıştır.
Azerbaycan tarihi hakkında çok değerli bilgi ve belgelerin ortaya çıkarıldığı
Marliktepe kazı çalışmalarında elde edilen eserlerin birçoğu Aryayileştirilerek Farsça'ya
tercüme edilmiş ve yayınlanmıştır. Biz, bu bilgilerin çoğunu, Batı Azerbaycan';ın M.Ö. 4000
ve 3000 yıllarına ait Eretete medeniyetiyle ilgili yapılan bu tercüme ve araştırmalardan elde
ettik. Bize göre, bütün bu eserlerin, ana dilimize orijinalinden çevrilmesi gerekir.
2.3. Millî Dil:Millî Dil, Azerbaycan halkının millî tarihini öğrenmek için başvurulacak el değmemiş,derin ve en önemli kaynak ve belgelerden biridir. İlkel çağlardan itibaren her milletin kendine özgü bir dili olmuştur. Dağınık grup ve toplumlar halinde yaşayan çeşitli toplumlar, binlerce yıl zaman süresince yavaş yavaş bir araya gelerek, kabile, tayfa, halk halini almış, siyasî,2 sosyal ve iktisadî bakımdan gelişmiş, neticede belli bir millet adını almış, dillerini de geliştirmiş ve zenginleştirmişlerdir. Hiçbir dilci, tarihçi âlim, herhangi bir milletin dilini onun
tarihinden ayrı düşünemeyeceği gibi, Azerbaycan halkının da dilini onun tarihinden ayrı
düşünemez. Çünkü, aradan geçen tarihî süreç içerisinde yaşanan çeşitli siyasî, iktisadî ve
tarihî hadiselerin gerçek sonuçlarını elde edemez.
Her milletin hayatında tarih boyu çeşitli inişler ve çıkışlar vardır. Her milletin dili de
bu tarihi süreç içerisinde gelişmiş, zenginleşmiş, ait olduğu milletin ayrılmaz bir parçası
haline gelmiş, ses ve gramatik bakımından olgunlaşmış, billurlaşmış ve onun önemli bir
ihtiyacını karşılaya gelmiştir. Bütün bu hakikatler, bir milletin dilinin, o milletin ve tarihinin
bir parçası olduğunu göstermektedir. Bir milletin, bir ülke ve toprağın dakik tarihini, tarihte
yaşadıklarını, başından gelip geçeni dilsiz öğrenmek mümkün olabilir. Ancak, bütün bu tarihî olayları, onun millî diliyle ilişkilendirmeden öğrenmek mümkün olmaz.
Tarihî hadiseleri yaşamış, yaratmış eski kabile, tayfa ve ellerin diliyle ilgili araştırma
yapıldığı zaman, hangi kabilenin, tayfanın, halkın, medenî eserin veya medeniyetin, hangi
millete ait olduğunu görürüz. Biz kendi tarihimizi millî dilimizle araştırmaz ve incelemez
isek, bazı mutaassıp tarihçilerin eski devirlerde, bugünkü İran coğrafyasında yaşanan tarihî
olayları ve burada yaşayanları, “Arya Nejad” (Arya Soylu) gösterip, “İran’a Vece”ye, “İran
Vec”e dayandırmalarını öğrenmemiz mümkün olmaz. Bununla birlikte Sakaların, Medlerin,
Kassilerin, bazen de Gutti ve Lullubilerin İran Arya dilli oldukları iddialarından haberdar
olamayız. Burada adını zikrettiğimiz halklardan kalan ve günümüze kadar gelen çeşitli levha,tablet ve eserlerden küçük de olsa birtakım dil nişaneleri aydınlığa çıkarıldıkça, tarihî
hakikatleri tahrif edenlerin önü kesilir ve asıl doğru tarihî gerçekler ortaya konulur.
Dil, tarihî gerçekleri doğru, düzgün ve uydurmadan, tahrif etmeden ortaya koymanın
en açık ve önemli araçlarından biridir. Dil ve bünyesinde bulundurduğu kelimeler, ses ve
gramatik yapı, sadece tarihî olayların hangi millete ve etnik kökene ait olduğunu kesin olarak ortaya koymakla kalmaz, aynı zamanda, tarihî olayları yaşayıp yaratan el-oba ve halkın inkişaf, kültür ve gelişim seviyesi, uygarlığı, ekonomik durumu, ordu, hükümet ve devlet kuruluşu, devlet yapısı hakkında da birtakım bilgiler verir. Dil materyalları, aynı köke mensup olan halkların yarattığı çeşitli abide ve kültür eserlerini birbirinden ayırt etmede de çok önemli rol oynayan vasıtalardan biridir.
Demek lazımdır ki, bir milletin tarihini, onun diliyle öğrenmek gerekir. Biz de, millî
tarihimizi, millî dilimiz olan Azeri Türkçesiyle öğrenmek ve öğretmek zorundayız. Aynı
zamanda dilimizin tarihî inkişafını ve bu süre içerisinde hangi değişikliklere uğradığını
öğrenme mecburiyetimiz vardır. Çeşitli tabletleri, levhaları, yazıtları değerlendirmek,
bunlarda bulunan yazıları okumak, şahıs ve yer adlarını dakik bir şekilde ortaya koyup,
anlamlarını göstermek oldukça önemli ve dikkate şayandır. Dilin tarihini öğrenmek, halkın
tarihini öğrenmekle sıkı sıkıya bağlıdır. Ön yargılı olunmazsa halkın tarihi öğrenilirken,
onunla birlikte onun dilini de düzgün bir şekilde öğrenmek mümkün olur. (...)
* 1 Bu yazı, Tebrizli / Kirişli tarihçi, yazar Prof. Dr. Mehemmed Taki Zehtabî;nin İran Türklerinin Eski Tarihi adlı
eserinin birinci cildinden alınmıştır. Arap alfabesiyle ve Tebriz Türkçesi;yle yazılmış olan bu eser, tarafımızdan Türk alfabesiyle Türkiye Türkçesi;ne aktarılmıştır. Bundan sonra da seri halinde yayımlanacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum