ZİYA ZAKİR ACAR

ZİYA ZAKİR ACAR

-

BÜYÜK ZAFER Ziya Zakir ACAR

30 Ağustos 2014 - 16:27

BÜYÜK ZAFER

Ziya Zakir ACAR

Mehmet’im, Sinan’ım, Ali’mle

Kovalar, katmış önüne düşmanı

Gün ışıkları alınlara değmedi.. Şafak alabildiğine al.. Kocatepe’de Mustafa 

Başladı zorlu savaş.. Çatladı gök.. Çöktü dağ.. Koptu kızılca kıyamet.. Vatan 

yolunda bir dövüş bu; Ölen, sağ......”

“26/27 Ağustos 1922.

Savaş bitmedi ki.. Olanca hızıyla sürüyor.. Zafer Türk Milleti’ne gülüyor.. 

Mehmetçikler ateş.. Mustafa Kemal kor.. Mehmetçikler Vatanlaşıyor!.. Tepeler yiğit 

yiğit.. Tepeler; kilit kilit.. Mehmetçikler geliyor, çekilin.. Bir Ordu şahlanmış.. Bir 

millet; vatan aşkıyla yanmış.”

Taarruzda Mehmetçikler.. Kurt Kaya; bizim, Erkmen Tepe elimizde.. Afyon 

yaslı.. Ama; umut umut.. Kayalıklarınca yüce... Bizim olacak alaca karanlık çökünce.. 

Düşmanı kuşatıyoruz.

Yürüyor Kocatepe.. Yürüyor; denizlere doğru.. Yürüyor göğe.. Gökte yıldızlar 

iri.. Kocatepe özlemiş denizleri.. Yürüyor denizlere doğru, ağaç, su.. Türk Milletinin 

Yollar, İzmir’e doğru.. Düşman, kurtulma çabasında.. Bakmıyor arkasına.. 

Başkumandanlık savaşı...

En küçük birliklere de. Son koz.. Düşman sıkıca çemberlenecek... Yorgunluk 

ötelere.. Çemberden kurtulana, arasız izleme... Amaç açık.. Emir; kesin.. Suları 

Mehmetçikleri bekliyor Akdeniz’in..

“ORDULAR! HEDEFİNİZ AKDENİZDİR !. İLERİ!.

Duyuldu dört bir yanda bu sesin akisleri..”

Ağustos ayı şanlı tarihimize zaferler ayı olarak geçmiştir. Bu zaferlerin en 

önemlilerinden biri de 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesidir. 

Türk Milleti’nin, daha doğrusu siyasal ve toplumsal birlik durumunda yaşayan “Türk 

soyları” nın çok eski bir tarihi vardır. En yerinde bir söyleyişle, “Türkler tarihle birlikte var 

olmuşlardır”. Yaklaşık olarak üçüncü yüzyılda Hunlar bilinmekte, beşinci yüzyılda Atilla’nın 

kurduğu Hun Devleti tarihteki rolünü oynamaya başlamaktadır. 

Atalarımızın dünya uygarlık ve askerlik tarihindeki yeri büyük olduğu kadar, bu 

gerçek, insanlık tarihinde bir “ödevin-misyonun” da ifadesidir. Tarihin oluşu ve akışında 

Türk’ün bu ödev içinde görülmediği zamanlar ve dönemler pek azdır. Onun başarıları kadar, 

yenilgileri de Dünya statükosunda önemli rol oynamış, bir Türk sorunu ile milletleri her 

zaman uğraştırmış, şu kadar ki, olumlu izlenimlerle sonuçları etkilemiştir. Birçok ülkeler, 

Türklüğü yok etme özlemini duymuşsa da, yok saymak imkânı elde edememiştir ve 

Dünya milletleri, özellikle uzak görüşten ve tarih bilgisinden yoksun dünya 

politikacıları, Birinci Dünya Savaşı’nda özlemlerinin gerçekleşeceği ümidiyle, Osmanlı 

İmparatorluğu’na saldırmış, Balkan Savaşı yenilgisinden de cesaret alarak onu, bu arada 

Türklüğü yok etmenin zamanı geldiği günlerin sayılı olduğu inancına varmışlardı.

Belki de böyle bir sonuç hayal etmekte haklıydılar, onlara göre 1914–1918 Dünya 

savaşı, Türklerin müttefikleri ile birlikte yenilgisi değil miydi? Mondros Ateşkes (Mütareke) 

anlaşması ve Sevr Anlaşması sonucu belgelemiyor muydu? Bunlar bilmiyorlardı ki, 

genel tarihten habersiz ve milletlerin özelliklerini değerlendirmiş bulunmaktan yoksun 

devlet adamları ve uluslar, savaş hedeflerine ulaşamazlardı, Onlar Çanakkale’de de bu 

bilgisizliğin içindeydiler. 18 Mart Boğaz yenilgisi müttefikleri uyarmaya yetmemiş, Gelibolu 

yarımadasına bir solukta çıkıp İstanbul’u düşüreceklerine, boğazları kuşatarak açacaklarına ve 

Anadolu’yu işgal edeceklerine inanmış ve güvenmişlerdi.

Doğrulayıcı veya karşı düşünceler ne olursa olsun, savaş gemileri Türk boğazlarını 

kolay kolay geçemezler. Boğazları ve Türklüğün şerefi ile kutsal hatıralarını bağrında taşıyan 

toprakları savunmaya kararlı Mehmetçikler yurt uğruna ölümü göze almışsa.

Türk tarihi zaferlerle doludur. Ama 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanan 

Dumlupınar savaşı, Türk Milletinin yeniden dirilişidir. 30 Ağustos 1922 tarihi, Türk Milletini 

esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı; kadınıyla, çocuğuyla, ordusuyla topyekûn 

verdiği bir savaşın ve milli benliğini kurtardığı Zafer Destanı’nın yazıldığı gündür. 

Dünya askerlik tarihinde Başkumandan Meydan Muharebesi kadar kesin sonuçlar 

doğuran bir meydan muharebesine ender rastlanır. Başkumandan Meydan Muharebesine bu 

özelliği kazandıran şey, onun sadece düşman ordusunun imha edilmesi ve kesin bir askeri 

zaferle sonuçlanmasından değil, fakat köklü ve Büyük Türk Milletinin tarihinde yeni bir 

dönem açmasından, tarihte yeni bir Türk Devletinin kurulmasına imkân sağlamasından ileri 

Büyük zafer’in sağladığı sonuçlarda; 

1- İmparatorluğun çöküntü dönemi ve son savaşların yenilgisi yüzünden maneviyatı 

2- Bu zafer Yeni Türk Devletinin temeli, uygarlık yolunun en büyük köprüsü 

3- Bu sayede milli misak gerçekleşmiş, Türk’ün yeni durum ve kuvveti karşısında 

bozulan, bunlara ek olarak açlık, yoksulluk ve bitkinlik etkisi ile yıpranan milletin 

maneviyatı yükseldiği gibi, kendine güven ve yücelik duygusu yeniden doğmuştur.

olmuştur. Öldüğü sanılan ve mirası paylaşılmaya kalkışılan milletimizin yaşamaya 

layık ve muktedir olduğu, dünya uygarlığı içinde önemli bir yeri bulunduğu bütün 

milletlerce kabul edilmiştir. 

eski düşmanlar, dostluk eli uzatmak ihtiyacını duymuşlardır.

4-Bu büyük zafer sayesinde, Atatürk’ün ve milletimizin özlediği inkılâplar 

gerçekleşerek; Türkiye’nin her gün daha uygar, daha zengin ve mutlu olması 

yolunda ilerlenmesi sağlanmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk zafer için, “zafer bir gaye değildir. Zafer, ancak 

kendisinden daha büyük olan bir amacı elde etmek için gerekir. En belli-başlı 

vasıtadır. Amaç fikirdir. Zafer, bir fikrin elde edilmesine hizmeti oranında değer ifade 

eder. Bu fikrin elde edilmesine dayanmayan bir zafer yaşayamaz. O, boş bir gayrettir. 

Her büyük meydan muharebesinde, en büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni 

bir dünya doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.” 

Demiştir. Ve Atatürk, zaferden daha büyük gayeyi Dumlupınar askeri zaferiyle elde 

etti: Türkiye’yi bağımsızlığa kavuşturdu, Batı uygarlığı düzeyine ulaşacak yolu açtı.