BÜYÜK ZAFER
Ziya Zakir ACAR
Mehmet’im, Sinan’ım, Ali’mle
Kovalar, katmış önüne düşmanı
Gün ışıkları alınlara değmedi.. Şafak alabildiğine al.. Kocatepe’de Mustafa
Başladı zorlu savaş.. Çatladı gök.. Çöktü dağ.. Koptu kızılca kıyamet.. Vatan
yolunda bir dövüş bu; Ölen, sağ......”
“26/27 Ağustos 1922.
Savaş bitmedi ki.. Olanca hızıyla sürüyor.. Zafer Türk Milleti’ne gülüyor..
Mehmetçikler ateş.. Mustafa Kemal kor.. Mehmetçikler Vatanlaşıyor!.. Tepeler yiğit
yiğit.. Tepeler; kilit kilit.. Mehmetçikler geliyor, çekilin.. Bir Ordu şahlanmış.. Bir
millet; vatan aşkıyla yanmış.”
Taarruzda Mehmetçikler.. Kurt Kaya; bizim, Erkmen Tepe elimizde.. Afyon
yaslı.. Ama; umut umut.. Kayalıklarınca yüce... Bizim olacak alaca karanlık çökünce..
Düşmanı kuşatıyoruz.
Yürüyor Kocatepe.. Yürüyor; denizlere doğru.. Yürüyor göğe.. Gökte yıldızlar
iri.. Kocatepe özlemiş denizleri.. Yürüyor denizlere doğru, ağaç, su.. Türk Milletinin
Yollar, İzmir’e doğru.. Düşman, kurtulma çabasında.. Bakmıyor arkasına..
Başkumandanlık savaşı...
En küçük birliklere de. Son koz.. Düşman sıkıca çemberlenecek... Yorgunluk
ötelere.. Çemberden kurtulana, arasız izleme... Amaç açık.. Emir; kesin.. Suları
Mehmetçikleri bekliyor Akdeniz’in..
“ORDULAR! HEDEFİNİZ AKDENİZDİR !. İLERİ!.
Duyuldu dört bir yanda bu sesin akisleri..”
Ağustos ayı şanlı tarihimize zaferler ayı olarak geçmiştir. Bu zaferlerin en
önemlilerinden biri de 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesidir.
Türk Milleti’nin, daha doğrusu siyasal ve toplumsal birlik durumunda yaşayan “Türk
soyları” nın çok eski bir tarihi vardır. En yerinde bir söyleyişle, “Türkler tarihle birlikte var
olmuşlardır”. Yaklaşık olarak üçüncü yüzyılda Hunlar bilinmekte, beşinci yüzyılda Atilla’nın
kurduğu Hun Devleti tarihteki rolünü oynamaya başlamaktadır.
Atalarımızın dünya uygarlık ve askerlik tarihindeki yeri büyük olduğu kadar, bu
gerçek, insanlık tarihinde bir “ödevin-misyonun” da ifadesidir. Tarihin oluşu ve akışında
Türk’ün bu ödev içinde görülmediği zamanlar ve dönemler pek azdır. Onun başarıları kadar,
yenilgileri de Dünya statükosunda önemli rol oynamış, bir Türk sorunu ile milletleri her
zaman uğraştırmış, şu kadar ki, olumlu izlenimlerle sonuçları etkilemiştir. Birçok ülkeler,
Türklüğü yok etme özlemini duymuşsa da, yok saymak imkânı elde edememiştir ve
Dünya milletleri, özellikle uzak görüşten ve tarih bilgisinden yoksun dünya
politikacıları, Birinci Dünya Savaşı’nda özlemlerinin gerçekleşeceği ümidiyle, Osmanlı
İmparatorluğu’na saldırmış, Balkan Savaşı yenilgisinden de cesaret alarak onu, bu arada
Türklüğü yok etmenin zamanı geldiği günlerin sayılı olduğu inancına varmışlardı.
Belki de böyle bir sonuç hayal etmekte haklıydılar, onlara göre 1914–1918 Dünya
savaşı, Türklerin müttefikleri ile birlikte yenilgisi değil miydi? Mondros Ateşkes (Mütareke)
anlaşması ve Sevr Anlaşması sonucu belgelemiyor muydu? Bunlar bilmiyorlardı ki,
genel tarihten habersiz ve milletlerin özelliklerini değerlendirmiş bulunmaktan yoksun
devlet adamları ve uluslar, savaş hedeflerine ulaşamazlardı, Onlar Çanakkale’de de bu
bilgisizliğin içindeydiler. 18 Mart Boğaz yenilgisi müttefikleri uyarmaya yetmemiş, Gelibolu
yarımadasına bir solukta çıkıp İstanbul’u düşüreceklerine, boğazları kuşatarak açacaklarına ve
Anadolu’yu işgal edeceklerine inanmış ve güvenmişlerdi.
Doğrulayıcı veya karşı düşünceler ne olursa olsun, savaş gemileri Türk boğazlarını
kolay kolay geçemezler. Boğazları ve Türklüğün şerefi ile kutsal hatıralarını bağrında taşıyan
toprakları savunmaya kararlı Mehmetçikler yurt uğruna ölümü göze almışsa.
Türk tarihi zaferlerle doludur. Ama 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanan
Dumlupınar savaşı, Türk Milletinin yeniden dirilişidir. 30 Ağustos 1922 tarihi, Türk Milletini
esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı; kadınıyla, çocuğuyla, ordusuyla topyekûn
verdiği bir savaşın ve milli benliğini kurtardığı Zafer Destanı’nın yazıldığı gündür.
Dünya askerlik tarihinde Başkumandan Meydan Muharebesi kadar kesin sonuçlar
doğuran bir meydan muharebesine ender rastlanır. Başkumandan Meydan Muharebesine bu
özelliği kazandıran şey, onun sadece düşman ordusunun imha edilmesi ve kesin bir askeri
zaferle sonuçlanmasından değil, fakat köklü ve Büyük Türk Milletinin tarihinde yeni bir
dönem açmasından, tarihte yeni bir Türk Devletinin kurulmasına imkân sağlamasından ileri
Büyük zafer’in sağladığı sonuçlarda;
1- İmparatorluğun çöküntü dönemi ve son savaşların yenilgisi yüzünden maneviyatı
2- Bu zafer Yeni Türk Devletinin temeli, uygarlık yolunun en büyük köprüsü
3- Bu sayede milli misak gerçekleşmiş, Türk’ün yeni durum ve kuvveti karşısında
bozulan, bunlara ek olarak açlık, yoksulluk ve bitkinlik etkisi ile yıpranan milletin
maneviyatı yükseldiği gibi, kendine güven ve yücelik duygusu yeniden doğmuştur.
olmuştur. Öldüğü sanılan ve mirası paylaşılmaya kalkışılan milletimizin yaşamaya
layık ve muktedir olduğu, dünya uygarlığı içinde önemli bir yeri bulunduğu bütün
milletlerce kabul edilmiştir.
eski düşmanlar, dostluk eli uzatmak ihtiyacını duymuşlardır.
4-Bu büyük zafer sayesinde, Atatürk’ün ve milletimizin özlediği inkılâplar
gerçekleşerek; Türkiye’nin her gün daha uygar, daha zengin ve mutlu olması
yolunda ilerlenmesi sağlanmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk zafer için, “zafer bir gaye değildir. Zafer, ancak
kendisinden daha büyük olan bir amacı elde etmek için gerekir. En belli-başlı
vasıtadır. Amaç fikirdir. Zafer, bir fikrin elde edilmesine hizmeti oranında değer ifade
eder. Bu fikrin elde edilmesine dayanmayan bir zafer yaşayamaz. O, boş bir gayrettir.
Her büyük meydan muharebesinde, en büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni
bir dünya doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.”
Demiştir. Ve Atatürk, zaferden daha büyük gayeyi Dumlupınar askeri zaferiyle elde
etti: Türkiye’yi bağımsızlığa kavuşturdu, Batı uygarlığı düzeyine ulaşacak yolu açtı.
