40 YILIN ARDINDAN
Her şeyin bir başlangıcı, bir sonu vardır. Çocukluk çağında bir sürü hayaller
kurarsın. Gençlik çağında gerçekler ve zorluklarla karşı karşıya gelirsin. Büyük
ideallerin vardır. Mücadele, azim. Derken geçen yıllar!...
Ünlü Şair Bâkî Efendi; bu dünya hayatının gayesini şu beyitle çok güzel
özetlemiştir:
“âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal/bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”
(her şeyin gelip geçici olduğu bu fani dünyada, insanın, kendisini hatırlatacak,
iyi bir şekilde anılmasını sağlayacak işler yapmış olmaktan başka geride bir miras
bırakmasının önemine ve bunun dışında her şeyin zaman içinde yok olup gideceğine
dikkat çekmiştir...)
Her yaşın ayrı bir güzelliği var ama insan bunun farkına varamıyor yaşam
içinde. Hep bir hayat meşgalesi ömür boyunca… Okulu bitiriyorsunuz, iş hayatına
geçiyorsunuz, evleniyorsunuz, çocuklarınız oluyor, çocuklar büyüyor, yaş oluyor
50’nin üstü… Ve gelip çatıyor emeklilik dönemi…
Okula başladığımda köyümüzde okul yoktu. Komşu köy Kazancı’da Köy
Camisinin bir odasında beş yılı tamamladık. Kazancı, Köyümüze 4-5 km’lik bir
mesafe, sırtımda tahta çanta, koltuklarımda tezek ve odun…
Iğdır Ortaokulu… Çok zor, Kiralık ev bulmak. Atıl durumda bulunan sağlıksız,
depremde yapılan barakaları bulduğuna şükrediyorsun. Derken lise yılları.
Talihsiz bir dönemde bulduk kendimizi. Her zaman olduğu gibi nifak sokmuşlar
güzelim memlekete. Kardeşi kardeşe düşman etmişler, sokaklar, mahalleler, köyler,
şehirler ayrıştırılmış.
İnsanın sevdiği olunca dünyalar onun olurmuş... Sevgi varsa çözüm de
vardır... Vatanı seviyorsan bedelinin ağırlığı hükmünü kaybediyor. Tıpkı şehitlerimiz
gibi.
Bu coğrafyayı yurt tuttuğumuz ilk günden bugüne binlerce şehidimizin kanı
toprağa düştü. Yaşadığımız coğrafyanın şartları. Bir kenara çekilmek, sinmek ve
yaşananları görmezlikten gelmek, altındaki yerin kayması anlamına gelir. Kanla
sulanan bu topraklardan vazgeçmemiz mümkün değildir.
Kutsal vatanımızın savunmasında her zaman vardık. Son nefesimize kadar
vatan savunmasında var olacağız. Yediden yetmişe cepheye hazır bir başka millet
var mıdır? İşte Türk milleti her daim vatan savunmasında gözünü kırpmadan ölüme
yürümeyi bilmiştir
Biz ölüme gülerek gider, şahadet şerbetini içtiğimizde şükür ederiz. “Yaşarsak
vatan bizim, ölürsek cennet...”” anlayışındaki bu milletin kodlarını anlamanız mümkün
değil.
Bu bağlamda bizim gözyaşımızın bile sevinci var... Bizde hüzün de, sevinç de
yeri geldiğinde anlamını yitirir...
Bu duygu ve eylemlerle geçti gençliğimiz. Vatan sevgisi en büyük
şahdamarımız…
Zor şartlarda üniversite; Ankara Eğitim Enstitüsü…
İlk Öğretmenlik Kahramanmaraş/Bulanık. Daha sonra Iğdır Kasımcan Köyü,
Sivas/Şarkışla/Büyük Yüreğil Köyü, Iğdır Merkez Kazancı Köyü ve Iğdır Merkez Halk
Eğitimi Merkezi Müdür Yardımcısı. Yöneticilik yılları.
Öğretmenlik yaparken eğitime devam. Bulunduğun yerlerde üniversitelerin
olmayışı büyük bir olumsuzluk… Anadolu Üniversitesi Türkçe Bölümü ve İktisat
Bölümlerinden lisans, Kafkas Üniversitesi Eğitim Bilimleri Program Geliştirme ve
Uygulama alanında Yüksek Lisansı tamamladım. “Mastır tezim Iğdır’ın Eğitimi
üzerine”
Iğdır Halk Eğitimi Merkezi Müdürü, Iğdır İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, Aralık
İlçe Milli Eğitim Müdürü, Iğdır Kültür ve Turizm İl Müdür Vekilliği, Tuzluca İlçe Milli
Eğitim Müdürü, derken Şahsa Bağlı Eğitim Uzmanlığı… Böylece 39 Yıl 11 Ay Devlet
Memurluğu süresi. Sonunda emeklilik…
Görev yaptığım süre içerisinde İlçe kaymakamlarından, Valilerden, Milli Eğitim
Bakanlığı’ndan toplam 87 takdir, teşekkür ve başarı belgesi, 2 maaşla ödüllendirme
belgesi, 2011 yılında çıkan yasayla 4 başarı belgesi, 1 üstün başarı belgesi ve MEB
Mart 2015-2690 Sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanan ödül ve ödül belgesi aldım.
Vatanımızın kutsal bir parçası olan Iğdır ve Iğdır sevgisi bende bir ayrıcalık…
Görevim sırasında her fırsatta Iğdır’ı tanıtmaya çalıştım. Köy köy gezdim. Ağrı Dağı
dâhil çıkmadığım dağı, kalesi, tepesi kalmadı. Kültür ve Turizm Müdürlüğüm, Tuzluca
ve Aralık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüm dönemi bana çalışmalarımda büyük fırsatlar
sağladı.
Sürmeli Çukurunda Iğdır, Şiirlerde Iğdır, Kültür ve Turizm Yönleriyle Iğdır,
Aralık İlçemiz, Tuzluca İlçemiz, Karakoyunlu 2000, Iğdır’da Nevruz, Can Araz, Aras
Türk Cumhuriyeti, Iğdır Yöresi Halk Türküleri, İçimdeki Sızı, Görenlerin Gözüyle
Iğdır’da Ermeni Katliamı, Vatan Şiirleri Antolojisi, Önemli Günler İçin Oratoryolar,
Öğretmen Şiirleri Antolojisi ve Her Yönüyle Iğdır I. II. III. Baskı…
Iğdır’ı her yönüyle anlatan 21 kitap…
Iğdır’ı tanıtan 2 broşür, Tuzluca’yı tanıtan 2 broşür, Iğdır tanıtım VSD ve Iğdır’a
ait belgesel 3 adet. Elimiz-Obamız Iğdır Belgeseli ve VCD
Sosyal ve kültürel çalışmalarımdan dolayı 97 plaket…
Sevdik mi bir kere severiz. Sevgi var ise çözüm de vardır... Söz konusu vatan
ise topumuzun bir anlamı kalmaz.
Vatanı sevmek âşık olmak gibi ciddi bir şeydir; başka sevgilere benzemez.
Vatan uzaktan sevilmez, Vatan yemek sever gibi, renk sever, kıyafet sever gibi, takım
tutar gibi sevilmez. Vatan öylesi de olur böylesi de olur, kazansak da olur kaybetsek
de olur diyerek sevilmez, Vatan kerhen sevilmez. Vatan ruhla, bedenle, akılla,
yürekle, bilekle, tepeden tırnağa insanı insan yapan her şey ile her hücre ile sevilir.
Bütün benliğin ve ruhun ile sevilir.
Vatan sevgisi belirli günlerde, anma etkinliklerinde, törenlerde ya da sadece
duygularda yaşanacak bir heyecan değildir. Vatanı sevmenin eylemsel bir karşılığı ve
sonucu etkilemeyi hedefleyen tutarlı ve inançlı bir bütünlüğü olmalıdır. Büyük
önderimiz Mustafa Kemal Atatürk; “Vatan sevgisi ona hizmetle ölçülür” diyerek bu
konunun da ölçüsünü çizmiştir. Bence bugünün şartları gereği hepimizin bu ölçüye
göre kendi samimiyetini değerlendirmesi ve vicdanı ile bir hesaba girmesi gerekir.
Vatan sevgisi evlat sevgisi gibi olmalıdır. Bir anne, bir baba nasıl çocuğunu her
ne yaparsa yapsın, yaramazlık da yapsa, kötü bir şey de yapsa yine de sevgisinde bir
azalma olmaz, ilk günkü gibi evlat sevgisiyle koşulsuz sever ve 24 saat, uykusunda
bile evladının sağlığını, iyi okullara gitmesini, iyi imkânlara sahip olmasını, geleceğini,
mutluluğunu düşünür ve bunu sağlamak için çalışır, araştırır, fedakârlık yapar, kendi
yemez yedirir, kendi giymez giydirirse, gerçek vatan sevgisi de böyle olmalıdır.
Ülkesini, insanları gerçekten, içten, samimiyetle seven 24 saat, uykusunda bile böyle
düşünür, her davranışında böyle hareket eder.
Vatan sevgisi, kişinin canını sevmesinden daha önce gelmektedir. Çünkü
insanlar vatanlarına karşı bir tecavüz söz konusu olduğunda, canlarını feda ederek
onu savunmaya gayret göstermektedirler. Bu ruhun altında yatan, kişinin gelecek
nesillere kendi ölümüne rağmen, bir vatan bırakma arzusu yatmaktadır.
Yüce Rabbime şükürler olsun ki bu duygularla mücadele ettik, çalıştık,
didindik. Ömrümüzün sonuna kadar da devam edeceğiz.
Davet edildiğim uluslararası sempozyumlarda Iğdır’ı her yönüyle anlatmağa
çalıştım. Çift dilde yayınlanmış 25 uluslararası bildirim mevcut. Iğdır Uluslararası
Nevruz Şenlikleri, Korhan Yaylası Şenlikleri, Serdarbulak Yaylası Şenliği
organizesinde ben vardım.
1997 Yılında kurduğum Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini Yaşatma
ve Destekleme Derneği adı altında I. Ve II. Uluslararası Türk Kültüründe Ağrı Dağı
Sempozyumu, IV. Uluslararası Doğu Anadolu Iğdır Yemekleri Sempozyumu…
SERKA ile yaptığımız “Iğdır dışında yaşayan iş adamlarımızı Iğdır’a yatırım için 70 iş
adamını Iğdır’da buluşturduk.” “Her Yolculuk İlk adımla Başlar” eğitim semineri”
projeler, “Fotoğraflarda Iğdır” fotoğraf sergileri…
Elimiz Obamız Iğdır geceleri, Iğdır’ın Kurtuluşu anısına geceler (her yıl),
kanayan yaramız Hocalı Soykırımı Anma Programları, Kara Yanvar, Azerbaycan’ın
Bağımsızlık Günü programları vb.
Durmak yok, aynı kararlılıkla yola devam…
Ziya Zakir ACAR
