24 NİSAN GERÇEĞİ
Sözde Ermeniler tarafından yapılan adlandırmayla Medz Yeğern "Büyük Felaket"
Osmanlı hükûmetinin Ermeni tebaaya karşı günümüzdeki Türkiye topraklarında
uyguladığı sözde etnik temizlik, olaylar sonucunda ölenlerin sayısının 800.000 ile 1,5
milyon arasında olduğu, Katliamların başlangıç tarihi 250 Ermeni aydın ve komite
önderinin Osmanlı yöneticileri tarafından Kostantiniyye'den Ankara'ya sürülerek
sonunda birçoğunun güya öldürüldüğü konusudur.
Ermeniler, Osmanlı ordusuna karşı verdikleri hiçbir vaadi yerine getirmediler
Osmanlı Devleti, i. Dünya Savaşı öncesi, Ermeni Cemiyetlerin, Doğu Anadolu'da
devlete karşı eylemlerde bulunmalarından korkuyordu. Bu nedenle Osmanlı Devleti,
savaş başlamadan önce Ağustos 1914 tarihinde Erzurum ilinde Taşnak Cemiyeti
yetkilileriyle görüştü. Bu toplantıda (Ermeniler), Osmanlı ordusuna karşı görevlerini
yerine getireceklerine dair vaatlerde bulundular ve savaş başlayıncaya kadar
söyledikleri gibi samimi vatandaş olarak davrandılar. Ancak savaş başlar başlamaz
vaatlerini tutmayıp aynı şehirde gizlice toplandıkları ve Osmanlı Devleti'ne karşı bir
tutum sergileme yönünde karar aldıkları öğrenildi.
Ermeniler, 'kendini kurtarmak ısıtıyorsan, önce komşunu öldürmen gerekir'
mantığı ile hareket ettiler!
Rus kuvvetlerinin Osmanlı topraklarına girmesi Osmanlı Ermenileri ve Anadolu'nun
doğusundaki Rusya Ermenilerinden fedai gruplarının oluşmasıyla, Osmanlı
ordusunda bulunan Ermeniler, silahlarıyla birlikte ordudan kaçarak Rus kuvvetlerine
katıldılar veya çete: oluşturdular Ermeniler, misyonerlik okulları ve Ermeni
kiliselerinde senelerce gizledikleri silahlarını çıkardılar. Ayrıca küçük çaptaki Osmanlı
askeri birlikleriyle girdikleri çatışmalardan da silahlar elde ettiler. Cemiyet silahlı
çetelere "Kendini kurtarmak için önce komşunu öldür." şeklinde talimat çıkardı.
Sonra Ermeni çeteleri, erkekleri Osmanlı cephelerinde askerlik görevini yaptığı için
korumasız kalan birtakım Türk şehir ve köylerine saldırıya başladılar. Ermeni çeteleri,
Osmanlı kuvvetlerini arkadan vurarak bir araya gelmelerine mani oldukları gibi yolları
kestiler; köprüleri, tünelleri ve geçitleri tahrip ettiler. Bütün bunlara ilaveten, Rusların
Doğu Anadolu'daki bazı Osmanlı topraklarını işgalini kolaylaştırmak üzere isyana
başladılar.
Ermeni çeteleri ve bunların eylemleri Osmanlıları kendilerini savunma zorunda
bırakmıştır
Ermenilerin isyanı ve şüpheli eylemler, Osmanlıları nefsi müdafaada bulunma
zorunda bırakmıştır. Bunun üzerine Osmanlılar, Ermenileri Doğu Anadoludan tehcir
etme kararı aldılar. Bu tehcir, isyan sebebiyle olmuştur...
Durum böyle iken, İngiliz ve Fransız filosu Çanakkale Boğazını işgal etti. Osmanlı
Ordusu ile düşman kuvvetleri arasındaki çarpışmaların alanı çeşitli cephelere doğru
büyüyerek, Gelibolu'dan Doğu Anadolu'ya, Irak'a kadar genişledi. Bu gelişmeler
üzerine Osmanlı Hükümeti; Ermeni Patriği, Ermeni Parlamenterler ve önde gelen
şahsiyetleri çağırarak, Ermeniler tarafından Müslümanların katledilmesini durdurmak
amacıyla gerekli önlemlerin alınacağı uyarısında bulundu. Ancak bu çalışma trajediye
son vermedi. Osmanlı Hükümeti, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni cemiyetlerini
kapattı ve Devlete karşı suç işleyen 235 cemiyet müdürünü yakaladı.
24 Nisan tarihinin 235 şahsın yakalanma tarihi olmasına rağmen, her yıl
dışarıdaki Ermeniler, bu tarihi 'katliam' olarak anmaktadırlar.
Karşı karşıya kaldığı iç ve dış tehlikeler sebebiyle Osmanlı Hükümeti, bu gibi
tehlikelere maruz kalan ülkelerin tereddüt etmeden aldığı önlemler türünden önlemler
aldı. Bu bağlamda, savaş bölgesindeki Ermenileri, Osmanlı topraklarının bulunduğu
en güney bölgelere ve Rusya'ya tehcir kararı aldı. Bu konuyla ilgili geçici karar 27
Mayıs 1915 tarihinde yayımlandı.
Ermeni tarihçisi Lue, Osmanlı Hükümetinin, Rus silahı kullanan ve karışıklıklar
yaratan Ermeni cemiyetlere karşı varlığını müdafaa hakkını kullandığını
söylemektedir.
Buna ilaveten, 'tehcir' önleyici bir etken olmamıştır. Tehcir, güvenlik gerekçeleriyle
belirli bir grubun belirli bir mekânda ikamete mecbur edilmesidir. Bu cemiyetlerin
savaş sırasında düşmanla işbirliği yaptıkları bir gerçektir.
Bunun dışında Ermeniler, bu işbirliği Özetle, Osmanlı Hükümeti, tehcir sırasında
Ermenilerin herhangi bir zarar görmesini önlemek için aktif olarak çalışmıştır. Bu
konuda verilen emirler, bunun en belirgin kanıtıdır.
Bu konuda Osmanlı Bakanlar Kurulunda 1915 Mayıs ayında alınan 163/1331
sayılı karar Başbakanlık Arşivinde 163 sayılı ciltte bulunmaktadır. Bu kararın
metni şöyledir:
'Yeni yerleşim bölgelerinden ismi geçen köy ve kentlere yerleşen Ermenilerin rahatı
için çalışılması, canları ve mallarının korunması gerekir. Bu Ermenilerin yerleşim
yerlerine vardıktan sonra tam olarak ikamet edinceye kadar iaşelerinin Mülteciler
Tahsisatından harcanması gereklidir. Onlara ayrıca, önceki mali durumlarına ve
mevcut hallerine uygun olarak mal ve arazi dağıtılması sağlanacaktır.
Hükümetin ihtiyaç sahiplerine mesken yapması, çiftçilere ve sanat erbabına ihtiyaç
duydukları tohum, alet ve teçhizatı sağlaması gerekir' . İngiltere Dışişleri Bakanlığı
Arşivi 381/4241/ 170751 Dışişleri Dosyalarında bulunan dokümanın metni
şöyledir:
'Ermeni çete guruplarının genişlemesine engel olunması ve Müslümanlarla Ermeniler
arasında toplu katliama sebep olarak şeylerden kaçınılması gerekir'. Ermenilerin
Osmanlı Devleti topraklarında etnik temizliğe maruz kaldıkları iddiası, uydurma olup
tarihi ve hukuki dayanaktan yoksundur. Fransa'daki Ermeni lobisi, Türkiye'nin Avrupa
Birliğine katılma yolunda olduğu için, adı geçen konuyu gündeme getirdi. Bu
karalama ile Ermeniler, katılması sözü verilen Türkiye'nin üyeliğini engellemeye
çalışmaktadırlar. Bu, Fransa'daki lobinin gündeme getirdiği kötü bir düşüncedir. Bu
lobi, Osmanlıların 1.5 milyon Ermeni'yi katlettiğini söylemektedir. Birinci Dünya
Savaşı günlerinde her iki taraf zayiat vermiştir. Bu zayiatın sebebi savaş ve bu sırada
yaşanan sıkıntılardır.
Ermeniler Osmanlılar tarafından öldürülmemiştir. Bunun kanıtı, o sırada Osmanlıların
Ermenilerden daha fazla kayıp vermesidir. Aslında bu savaş günlerinde toplam
Ermeni nüfusu bahsedilen 1.5 milyona ulaşmıyordu.
İŞTE SOYKIRIM
Sözde Ermeni soykırımı iddialarının gündeme geldiği bugünlerde başlatılan kara
propagandanın bir yalandan ibaret olduğu gerçektir. Ama Ermeni çetelerinin bölge
halkına yaptığı soykırımsa belgelerle ortaya konmuştur. Ermeni çeteleri Doğu
Anadolu’da 523 bin Müslüman Türk’ü katletmişlerdir.
Yani asıl soykırıma, katliama uğrayanın Müslüman Türkler olduğu aşikârdır. Bilhassa
Birinci Dünya Savaşı'nda Rusların Bolşevik ihtilaliyle bu bölgeden çekilip ülkelerine
dönmeleri neticesinde bu bölgede Ermeni çeteleri, gönüllü Ermeni birlikleri başta
Erzincan olmak üzere, Erzurum, Van, Iğdır, Ardahan ve Kars'ta Müslüman ahaliye
yönelik yoğun katliamlar yaptılar.
523 BİN MÜSLÜMAN TÜRK ÖLDÜRÜLDÜ
"Erzurum'da 50 bin, Van'da 45 bin, Kars'ta 17 bin, Iğdır'da 15 bin, Erzincan'da 13 bin,
Diyarbakır'da 12 bin, Muş'ta 10 bin olmak üzere birçok yerde toplam 523 bin sivil
ahali Ermeni çeteleri tarafından katledilmiş."
Erzurum Rus İkinci Topçu Alayı Komutanı Yarbay Twerdo Khlebov, hatıratında
ve çektiği telgraflarda, "bölgede Ermeni çetelerinin Müslüman ahaliye yönelik
katliamları" bir belge niteliğindedir.
Khlebov'un kendi hatıralarında şöyle yazıyor:
"Hatta '27 Şubat gecesi Ermeniler bana geldiler, Kars Kapı bölgesinde 3 bin
Müslüman Türk'ü öldürdüklerini iftiharla beyan ettikleri zaman, masum, savunmasız
insanların öldürülmesinin bir vahşet olduğunu' söylediğimde, bana 'Siz Rus’sunuz,
Ermeni milletinin ideallerinden anlayamazsınız' diye cevap verdiklerini eserinde
üzülerek ifade etmiştir. Khlebov, aynen 'Bizi Erzurum'daki görevimizden alınız.
Ermeni eşkıyasının masum Türkleri öldürmesine seyirci kalmamız mümkün değil'
diye telgraf gönderiyor."
1910-1922 yılları arasında Ermeni çetelerin yaptığı katliamların tarih ve yerleri ile
katledilen Türk sayısı şöyle:
1910 Muş (10 ölü),
21 Şubat 1914 Kars-Ardahan (30 bin ölü),
1915 Van (44 ölü),
1915 Van (150 ölü),
1915 Bitlis (16 bin ölü),
1915 Muş (80 ölü),
1915 Bitlis-Hizan (113 ölü),
1915 Van (5 bin 200 ölü),
Şubat 1915 Haskay (200 ölü),
Şubat 1915 Dutak (3 ölü),
Nisan 1915 Bitlis (29 ölü),
Nisan 1915 Muradiye (10 bin ölü),
Nisan 1915 Van (120 ölü),
Mayıs 1915 Van (20 bin ölü),
Temmuz 1915 Muş-Akçan (19 ölü),
Ağustos 1915 Müküs (126 ölü),
9 Mayıs 1915 Bitlis (40 bin ölü),
9 Mayıs 1915 Bitlis (123 ölü),
15 Ocak 1916 Terme (9 ölü),
1 Nisan 1916 Van-Reşadiye (15 ölü),
Mayıs 1916 Muş (500 ölü),
8 Mayıs 1916 Van-Tatvan (bin 600 ölü),
8 Mayıs 1916 Bitlis (10 bin ölü),
8 Mayıs 1916 Pasinler (2 bin ölü),
8 Mayıs 1916 Tercan (563 ölü),
11 Mayıs 1916 Van (44 bin 233 ölü),
11 Mayıs 1916 Malazgirt (20 bin ölü),
11 Mayıs 1916 Bitlis (12 ölü),
22 Mayıs 1916 Van (bin ölü),
22 Mayıs 1916 Köprüköy-Van (200 ölü),
22 Mayıs 1916 Van (15 bin ölü),
22 Mayıs 1916 Van (8 ölü),
22 Mayıs 1916 Van (8 bin ölü),
22 Mayıs 1916 Van (80 bin ölü),
22 Mayıs 1916 Van (15 bin ölü),
23 Mayıs 1916 Of (5 ölü),
23 Mayıs 1916 Trabzon (2 bin 86 ölü),
23 Mayıs 1916 Van (3 yüz ölü),
25 Mayıs 1916 Bayezid (14 bin ölü),
Haziran 1916 Van-Abbasaga (14 ölü),
Haziran 1916 Edremit-Vastan (15 bin ölü),
6 Haziran 1916 Satak-Serir (45 ölü),
6 Haziran 1916 Satak (bin 150 ölü),
7 Haziran 1916 Müküs-Serhan (121 ölü),
14 Ağustos 1916 Bitlis (311 ölü),
1919 Sarıkamış (9 ölü),
1919 Tiksin-Ağadeve (5 ölü),
1919 Nahçivan (4 bin ölü),
6 Ocak 1919 Zarusat (86 ölü),
21 Ocak 1919 Kilis (2 ölü),
22 Ocak 1919 Antep (1 ölü),
25 Ocak 1919 Kars (9 ölü),
26 Şubat 1919 Adana-Pozantı (4 ölü),
18 Mayıs 1919 Osmaniye (1 ölü),
13 Haziran 1919 Pasinler (3 ölü),
3 Haziran 1919 Iğdır (8 ölü),
Temmuz 1919 Sarıkamış (803 ölü),
Temmuz 1919 Kurudere (8 ölü),
Temmuz 1919 Sarıkamış (695 ölü),
4 Temmuz 1919 Akçakale (180 ölü),
5 Temmuz 1919 Kağızman (4 ölü),
7 temmuz 1919 Kars-Göle (9 ölü),
8 Temmuz 1919 Mescitli (4 ölü),
8 Temmuz 1919 Gülyantepe (10 ölü),
9 Temmuz 1919 Kağızman (6 ölü),
9 Temmuz 1919 Kurudere (8 ölü),
11 Temmuz 1919 Mescitli (20 ölü),
19 Temmuz 1919 Bulaklı (2 ölü),
19 Temmuz 1919 Pasinler (2 ölü),
24 Temmuz 1919 Kars-Kağızman (9 ölü),
Ağustos 1919 Muhtelif köyler (2 bin 502 ölü),
15 Ağustos 1919 Erzurum (153 ölü),
15 Ağustos 1919 Erzurum (426 ölü),
Eylül 1919 Allahüekber (3 ölü),
9 Eylül 1919 Ünye (12 ölü),
14 Eylül 1919 Sarıkamış (2 ölü),
Kasım 1919 Adana (4 ölü),
11 Kasım 1919 Kahramanmaraş (2 ölü),
6 Kasım 1919 Ulukışla (7 ölü),
7 Aralık 1919 Adana (4 ölü),
1920 Göle (600 ölü),
1920 Kars (3 bin 945 ölü),
1920 Haramivartan (138 ölü),
1920 Nahçivan (64 bin 408 ölü),
1920 Nahçivan (5 bin 307 ölü),
Şubat 1920 Kars civari (561 ölü),
1 Şubat 1920 Zarusat (2 bin 150 ölü),
2 Şubat 1920 Suregel (bin 150 ölü),
10 Şubat 1920 Çildir (100 ölü),
28 Şubat 1920 Pozantı (40 ölü),
9 Mart 1920 Zarusat (400 ölü),
9 Mart 1920 Zarusat (120 ölü),
16 Mart 1920 Kağızman (720 ölü),
22 Mart 1920 Suregel-Zarusat (2 bin ölü),
6 Nisan 1920 Gümrü (500 ölü),
28 Nisan 1920 Kars (2 ölü),
5 Mayıs 1920 Kars (bin 774 ölü),
22 Mayıs 1920 Kars (10 ölü),
2 Temmuz 1920 Kars-Erzurum (408 ölü),
2 Temmuz 1920 Zengebasar (bin 500 ölü),
27 Temmuz 1920 Erzurum (69 ölü),
Mayıs 1920 Kars-Erzurum (27 ölü),
Agustos 1920 Oltu (650 ölü),
Ağustos 1920 Kars-Erzurum (18 ölü),
15 Ekim 1920 Bayburt (bin 387 ölü),
20 Ekim 1920 Göle (100 ölü),
17 Ekim 1920 Pasinler (9 bin 287 ölü),
18 Ekim 1920 Tortum (3 bin 700 ölü),
19 Ekim 1920 Erzurum (8 bin 439 ölü),
26 Ekim 1920 Kars civarı (10 bin 693),
Ekim 1920 Aşkale (889 ölü),
1 Aralık 1920 Kosor (69 ölü),
3 Aralık 1920 Göle (508 ölü),
4 Aralık 1920 Kosor (122 ölü),
4 Aralık 1920 Kars-Zeytun (28 ölü),
4 Aralık 1920 Sarıkamış (bin 975 ölü),
6 Aralık 1920 Göle (194 ölü),
7 Aralık 1920 Kars-Digor (14 bin 620 ölü),
14 Aralık 1920 Sarıkamış (5 bin 337 ölü),
29 Kasım 1920 Zarusat (bin 26 ölü),
Aralık 1920 Erivan (192 ölü),
1921 Nahçivan (12 ölü),
1921 Bayburt (580 ölü),
1921 Arpaçay (148 ölü),
1921 Karakilise (6 bin ölü),
1921 Karakilise ( 6 bin ölü),
Şubat 1921 Zenibasar (18 ölü),
21 Kasım 1921 Pasinler (53 ölü),
21 Kasım 1921 Erzurum (bin 215 ölü),
1918 Hınıs (870 ölü),
1918 Tercan (580 ölü),
Mart 1922 Kahramanmaraş (4 ölü)
Ziya Zakir ACAR
Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini
Yaşatma ve Destekleme Derneği Başkanı
