FAHRETTİN MASUM BUDAK

FAHRETTİN MASUM BUDAK

BİZİM ELLER fahrettin76@hotmail.com

TÜRKİYE BÜYÜYOR AMA...

08 Eylül 2026 - 11:25

TÜRKİYE BÜYÜYOR AMA...

Türkiye tam 24 çeyrektir ara vermeden büyüyor. Bu verilere bakıp sevinmemek mümkün değildir. Bizlerden fersah fersah ileride olan devletleri yavaş da olsa yakalamaya doğru gitmek, elbette ki her Türk insanını sevindirdiği gibi bizi de sevindirmektedir. Gazetemiz Marmara Haber'in açıkladığı bilgilere göre Türkiye, ikinci çeyrekte %2,3 büyümüştür. Bu hesaplamayla Türkiye'nin millî geliri 1,7 trilyon doları geride bırakmıştır.

   Ancak ne var ki bu önemli büyümeden alt tabakaların yararlanma oranı oldukça sınırlıdır. Büyümeden pay almak ve bu payı adil bir şekilde bölüştürmek, devletin üzerinde durması gereken en önemli sorunlardan biridir. Eğer artan refahtan alt kesimlerin yararlanma oranı gittikçe düşüyorsa bunun çaresini hükümetlerin bulup uygulamaya koyması gerekir. Aksi takdirde bir avuç insanın refah ve mutluluğu için çalışan kitleler, maraba durumuna düşer. Bu da çalışanları, dar gelirlileri ve yoksulları devletinden, vatanından ve toplumunun barış ve istikrar ortamından soğutur, hatta nefret ettirebilir.

    Büyüme demek, artan refah demektir. Artan refah ise rahat ve konforlu bir yaşam demektir. Refahı, konforu ve kaliteli yaşamı tabana yaymadıkça ne adaletten ne ahlaktan ne de gelecekten bahsedebiliriz. Yoksunluğun, yoksulluğun ve yokluğun olduğu bir toplumda her türlü olumsuzluk baş gösterebilir.

    Bir toplum için en büyük felaketlerden biri yoksulluktur. Yoksulluğun ürettiği bozulma ve dejenerasyonun haddi hesabı yoktur. Ahlak yoksullukta kaybolur. Adalet yoksullukta zayi olur. Kişilik ve fazilet yoksullukta son bulur. Hz. Ali'nin, "En büyük ölüm yoksulluktur." dediği rivayet edilir.

    Yoksulluğu dikkate almayan toplumların toparlanması ve ileriye doğru hamle yapması kolay değildir. Devletlerin, özellikle de hükümetlerin görevi yoksulluğu artırmak değil, tam tersine onu ortadan kaldırmaktır.

    Evet, doğrudur; büyüyoruz. Ancak bu büyüme, yoksulluğumuzu sona erdiremiyor. Çünkü adil dağılım ve adil bölüşüm, bizim Türk toplumunda neredeyse gerçekleşmiyor. Haneler arasında büyük gelir uçurumları var. Türk toplumunun %20'lik bir dilimi zenginlikte aldı başını gidiyor. Diğer %20'lik kesim ise bolluk içinde gününü gün ediyor. Kalan %40'lık dilim, kör topal sürünerek yaşamaya çalışıyor. Geriye kalan en alt %20'lik dilim ise adeta perişanlığı yaşıyor.

    Türkiye gelişiyor, ilerliyor ve kalkınıyor; ancak bunu yığınların sosyal hayatına tam olarak yansıtamıyor. Milletimiz kalkınmaya ve büyümeye sevindiği gibi bölüşmeye ve paylaşmaya da sevinmek istiyor.

    Refahtan ve büyümeden kendisine düşen payın daha adil bir şekilde dağıtılmasını istemek, milletimizin hakkı değil midir?

FAHRETTİN MASUM BUDAK

YORUMLAR

  • 0 Yorum