MEKKE ANLAŞMASI VE YANKILARI
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, dünya devletlerinin radarına takıldı. Bölgenin önemli üç devleti, ortak bir savunma anlaşması yaparak bazı devletleri epeyce korkuttu. Özellikle İsrail ile İran, bu anlaşmaya tedirgin bir anlayışla yaklaştı.
Anlaşmanın ayrıntısına bakıldığında, söz konusu devletlerin neden tedirgin olduklarını anlamak mümkündür. Durup dururken bu üç güçlü devletin bir araya gelerek böyle bir anlaşmaya imza atması oldukça düşündürücüdür. Dolayısıyla herkesin bu anlaşmanın altında başka birtakım hesaplar araması ve anlaşmaya temkinli ve eleştirel bir gözle yaklaşması normal karşılanmalıdır.
Çünkü bölgemiz şu anda ateş altındadır. Suudi Arabistan, Yemen ve İran'la savaş hâlindedir. Kendisini korumak amacıyla gelen böyle bir teklife elbette balıklama dalacaktı. Zira Amerika'nın, dost bildiği adı geçen devleti uzaktan gelip koruması bir hayli zordur.
Dost ve müttefikimiz Pakistan'ın Mekke Anlaşması'na imza atmasını hâlâ anlayabilmiş değilim. Kim bilir, belki de Türkiye bu devleti böyle bir anlaşmaya zorlamış olabilir. Ya da Pakistan, Hindistan'la arasında zaman zaman meydana gelen çatışmalarda yalnız kalmamak ve elini güçlendirmek amacıyla bu anlaşmaya dahil olmuş olabilir.
Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na sıcak bakmasını ben, ileride İsrail'le alakalı olası bir savaşa girmesi ihtimaliyle ilişkilendiriyorum. Anlaşmaya Mısır'ın da dahil olması, İsrail'i hiç düşünmediğimiz kadar dizginleyebilecektir. Hatta Mısır söz konusu anlaşmaya ileride katılırsa, bölgede eskisi gibi Amerika ve Batı ülkeleri at koşturamaz duruma gelebilecektir.
Şimdi gelelim madalyonun bir başka yüzüne.
Amerika'nın Mekke Anlaşması'na olumlu ya da olumsuz bir tavır sergilememesi, bu işte az da olsa bir parmağının olduğunu düşündürüyor. Anlaşmanın temel ruhuna bakıldığında, gelecekte Türkiye'nin başına bir çorap örülebileceğinin işaretlerini vermiyor değildir.
Evangelist ve Siyonist zihniyet, Suudi kanalıyla Türkiye'nin başını belaya sokabilir. Çünkü Mekke Anlaşması'nın bazı maddeleri NATO maddelerine çok benziyor. Buna göre, üç devletten birine yapılacak saldırı, diğer iki devlete de yapılmış sayılacaktır.
Gördüğünüz gibi Türkiye'nin ordu ve savunma gücünden faydalanıp, "Suudi Arabistan'a saldırı gerçekleşti" bahanesiyle İran'a karşı geniş boyutlu bir savaşın önünü açabilirler.
Esasen Türkiye'nin amacı başkadır. Daima barıştan ve hukuktan yana tavır takınan Türkiye, bu anlaşmayla gelecekte Batı'nın ve İsrail'in saldırgan ve işgalci zihniyetinin önünü kesmeyi düşünmüş olabilir.
Bizim anlayışımıza göre, sözünü ettiğimiz üç devletin bir araya gelip böyle tarihi bir anlaşmaya imza atması son derece isabetli olmuştur.
Nükleer silahta Pakistan, enerjide Suudi Arabistan ve savunmada Türkiye birleşince, ortaya dünyanın beşinci gücü çıkıyor. Buna Mısır da eklenirse, Ortadoğu'dan emperyalizm kovulacak ve soykırımcı İsrail de kontrol altına alınabilecektir.
Yalnız bu işin bir protokolü, bir de istikbalde gerçekleştirilecek eylemsel boyutu vardır. Eğer anlaşma kâğıt üzerinde kalmaz; günü ve zamanı geldiğinde hem siyasi hem ticari hem de savunma alanında eyleme geçerse, bu hayırlı ittifaka "yüzyılın anlaşması" ve "en önemli caydırıcı güç" gözüyle bakılabilir, düşüncesindeyim.
FARETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR