NATO TOPLANTISI VE TÜRKİYE
Türkiye 18 Şubat 1952'den beri NATO üyesidir. Başlangıçta Amerika, Kanada ve Batı Avrup'dan 10 devletin katılımıyla kurulan NATO ittifakı, çeşitli sebeplerden dolayı ilerleyen zamanlarda genişleme ve üye kabul etme gereği duymuştur. Bu önemli kuruluşun asıl amacı üye ülkelerin güvenliğini sağlamak ve caydırıcılığı en üst seviyeye çıkartmaktır. Nereden gelirse gelsin üye devletletin birine yapılan saldırı, diğerlerine de yapılmış sayılmaktadır. Aynı zamanda üye ülkeleri güvenliklerini sağlarken, savunmaya yönelik teknolojilerini de üye ülkelerden temin edilmesini de şart koşmaktadır.
NATO geçmişte özellikle Sovyetler Birliği'ne, Varşova Paktı'na ve komünizm yayılmacılığına karşı etkin görevler yapmıştır. Türkiye, bu kuruluşa üye olmak için bir hayli uğraşmış ve sonuçta üyeliği kabul edilmiştir. Türkiye uzun süren bir zaman dilimi içinde NATO'da etkisiz ve silik bir performans sergilemiş ve kendisinin yapacağı görevleri Amerika'nın inisiyatifine bırakmıştır. Kısaca NATO'DA Amerika ve Batılı güçlerin doğrultusunda politika geliştirmek zorunda kalmıştır. Bu döneme "monşerler" dönemi demek daha doğrudur.
Oysa bugün öyle midir? Türkiye'nin ağırlığı üye devletlerini epeyce silkelemiş vaziyette. Artık ağırlığımız Batılı önde gelen bazı devletlerden daha fazla hissediliyor. Tüm NATO Devletleri ağzımızın içine bakıyor. "Acaba Türkiye ne der?" diye bir süre düşünmek zorunda kalıyorlar. Donalt Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı'nı öve öve bitiremiyor. O'nu tarafına çekmek için dil canbazlığını sonuna kadar kullanıp övgüler yağdırmaktan çekinmiyor. İsrail'i gözden çıkaracak kadar ileri gidiyor.
Türkiye'nin gücünü teslim eden Amerika, İran'ı daha fazla dövmek için Erdoğan'dan yeşil ışık bekliyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, eğer Türkiye olmasaydı ve NATO'nun önüne geçmeseydi, İran'da taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmayacaktı. İran yatsın kalksın Türkiye'ye dua etsin.
Biz geçmişte de NATO toplantılarını çok yakından izledik. Karşılamaları, konuşmaları ve verilen mesajları bugünkü gibi hatırlıyoruz. Geçmiş dönemlerde Türkiye, bir köşede eğreti gibi duruyor ve Amerika ile Avrupalı liderlerin ağzının içine bakıyordu.
Halbuki Türkiye'deki NATO'nun bu 36. toplantısı'nda liderlerin karşılanışı, ağırlanışı büyük ve süper güç bir devletin karşılaması ve ağırlaması gibi muazzamdı. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Mehter Marşı ile karşılanan liderlere verilen mesaj tarihin dib dalgasının yeniden şahlanacağını hatırlatır mahiyetteydi.
Türkiye artık bölgesel güc olmayı aşmış, küresel güç olma yolunda çok önemli mesafe katetmiştir. Savunma Sanayimizin dünya devletleri sıralamasında ilk beşin içine girmesi bunun önemli bir delilidir. Kısa zamanda alınan bu büyük mesafeyi NATO devletleri de kabul ediyor.
NATO, şimdiye kadar Türkiye için önemli bir askeri paktı. Gerekliydi, şarttı. Ancak bundan bu yana Türk'ün NATO'su bu paktan daha önemli olacaktır.
Güç Birliği, Türk Birliği'ndedir!
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR