İRAN'DAKİ TÖRENLER ÇOKŞEY ANLATIYOR
İran, dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'e düzenlediği görkemli törenle Batı ve İslam dünyasına çok önemli mesajlar verdi. Şubat'tan bu yana defnedilmeyi bekleyen Velayeti Fakıh Ali Hamaney, karşılıklı ateşkes ve ardından barış görüşmeleri başlayınca İranlı yöneticiler şehit lidere şanına uygun muhteşem bir tören düzenledi. Bu amaçla başta Tahran olmak üzere Irak'ın kutsal kentlerine götürülen Hamaney, oradan da İran'ın bazı kentlerinde dolaştırıldıktan sonra defnedilmek üzere Meşhed kentine nakledilecektir. İranlılar mealen şöyle demektedir: Bize top vursalar dağılmayız. Başımız başa, baş da Allah'a bağlıdır. Başımızı öldürmekle başımız tükenmez. Bir baş giderse, onun yerine bir başka "baş" gelir!
Bu arada Amerikan'ın, saldırılarda kısmen ulaştığı hedefini, yarı altta yarı üstte bırakıp gitmesi hayra alamet olarak yorumlanmamalıdır. Henüz Amerika ile İsrail'in tam manasıyla hedefe vardığını söylemek oldukça zordur. Saldırılar başladığında Donalt Trump İran'dan çok şey istemişti. Oysa ateşkesten sonra başlayan barış görüşmelerinde dünya kamuoyu şunu öğrenmekte gecikmedi: Amerika her ne kadar İran'ı sarsıp yerinden oynatsa da amacına ulaşmadan gerisin geriye kaçmak zorunda kaldı.
İran'dan istediği uranyum zenginleştirmesine son vermesi talebi belirsizliğini koruyor. Aynı şekilde Hürmüz'ün geleceği netlik kazanılmadan öylece bırakıldı. Rejim değişikliği konusu bir başka bahara kaldı. Ayrıca uzun menzilli balistik füzelerin yapımının durdurulması talebi hiç konuşulmadı.
Görüldüğü gibi Amerika ile İsrail, İran'a saldırırken bu ülkeden talep ettikleri hiçbir hedefe ulaşamadılar. Sadece önemli tesislerini, savunma ile ilgili teknolojilerini, hava, deniz ve kara silahlarını imha etmekten öteye geçemediler. Sanıyorum bu da bir süreliğine onlara kafi gelecektir. Zaten birinci emellerine ulaşamayacaklarını anlayınca ikinci hedeflerine ulaşıp zamana oynamak zorunda kaldılar.
Günümüz savaşları, eski mertlik savaşlarını ve insan haklarını tarihin tozlu sayfalarına gömdü. Güç savaşları artık sınır, hak, hukuk tanımıyor. Yaşlı, kadın ve çocuk demeden; mesken, hastahane, okul seçmeden her yeri hedef almaktadır. İran'da katledilen 168 kız çocuğunu dünya gündeme bile taşımadı. Neden taşımadığını herkes gayet net biliyor. Çünkü bu 168 masum kız çocuğunun katilleri güçlü devletlerdi. İsrail ile Amerika'yı kim yargılayabilir?
İran, birlik ve beraberliğin simgesi oldu. Düşmanın yüreğine korku saldı. Yeterli mi? Elbette hayır! Atalarımız su uyur düşman uyumaz demiştir. Haydutların teknolojik üstünlüğü ortadadır. Canları istediğinde saldırıya geçeceklerini biliyoruz. Sloganlarla, düşmanın yağmur gibi yağdırdığı bombaların altına atlayıp karşı koymakla bir ülke yönetilemez!
İran'ın kıblegâhında casusluk şebekeleri cirit atmaktadır. Hava, deniz ve kara parçası her türlü meşum saldırıya açıktır. İleriye doğru bu gedikler mutlaka tahkim edilmeli ve koruma altına alınmalıdır.
"Allah insana mert ve karekterli düşman nasip etsin. Namert olanı hiç çekilmiyor!"
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR