IĞDIR'DA VALİ YOLU
Iğdır'a misafir veya turistik amaçlı gelenler Vali Yolu'na uğramadan edemezler. Burası, her Iğdırlı'nın gönlünde ayrı bir yer tutar.
İsmini bizzat validen aldığı köşkün caddesi, insanların adeta soluklanabileceği ve dinlenebileceği nadide bir cadde olarak bilinir. Tarihçesi otuz kırk yılı geçmeğen Vali Yolu, ferahlı mekanları, bakımlı kaldırımları ve sıra sıra dizilmiş yeni apartmanlarıyla halkın bir nevi cazibe merkezi olmuştur. Akşam olduğunda hali vakti yerinde olan Iğdırlılar kendilerini buraya atarlar. Burada bulunan son derece lüks ve temiz mağazalar, kahveler, restorantlar, bahçeli parklar ve eğlence yerleri insanların rahat edebileceği, yürüyüş yapıp dertleşebileceği bir mekan haline gelmiştir.
Adı geçen cadde, Iğdır'a Vali Şemsettin Uzun tarafından kazandırılmıştır. Yaklaşık bir, bir buçuk kilometre olan bu caddenin ismini bizzat halkın kendisi koymuştur. Kars Caddesi ile İbrahim Bozyel Caddesi'nin kesiştiği yerden girilip ta Hakveyis Kanalı'nın bulunduğu noktaya kadar uzanan bu yolda her türlü aktivite mevcuttur. . Nahcivan'la petrol alışverişi sırasında mazot ticareti yapanlardan alınan vergilerle yapılan bu caddedeki Vali Köşkü, şehre gelen valilere ve ailelerine hizmet vermektedir. Yaklaşık on dönüm alana sahip bu köşkün etrafı kalın duvarlarla çevrilidir.
Vali Yolu gerçekten bakımlı, temiz ve yeşili bol bir mekandır. Ancak bu caddenin insanı üzen iki yönü var. Birincisi pahalı olmak bakımından her hangi bir turistik beldeden farkı yoktur. İkincisi ise Vali Yolu'na girip ilerlerken insanın gözüne sokulan dükkân ve mağazaların isimleridir. Burada Türkçe dükkân isimlerine rastlamak oldukça zordur. İsimlerin geneline yakını yabancı sözcüklerden oluşmaktadır. Gezerken ve etrafa bakarken insan kendisini yabancı bir ülkede sanıyor:(Çhocolabs-chocolate-coffee, Newwell, Chıtır Chıcken.
Big yellow, Taxı, Gassoline...Cafe Boss...)Bu isimleri okurken dilim ağzımda şişiyor. Sanki dilime acı biber sürüyorlar.
Bu ülkede her mesleğin bir uzmanı var ama nedense dilimizin uzmanı yoktur. Belediyeler mimarlarla, mühedislerle çalışırlar ancak dil uzmanlarıyla bir türlü çalışmazlar. Bu yöntem dilimize önem vermediğimizin bir başka kanayan yarasıdır.
Kimse bize bunlar özel isimdir mavalını okumasın. Elin adamı özel isimleri bile kendi diline uyarlarken, biz Türkler onlara uyabilmek için nerdeyse kendimizden geçiyoruz Türkçemiz her yerde istila halindedir. Bu konuda esnaflarımızı, ticaret erbablarımızı uyarmalı ve Türkçemizi zorunlu olarak kullanan akademisyen ve öğretmenlerimizi çok iyi yetiştirmeliyiz. Bunun dışında gerekli görülen devlet kurumlarına ve belediyelerimize uzman dilbilimciler yerleştirmeliyiz.
Dil olmadan millet olmaz! Millet olmadan da devlet olmaz! Dünyada devletten ve milletten daha fazla dilimizi korumak elzem olmalıdır.
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR