ERHAN YIRCALI

ERHAN YIRCALI

DÜŞÜNDÜKLERİM VE YAZDIKLARIM erhanyircali@gmail.com

SIVI ALTIN ZEYTİNYAĞ Balıkesir'in meşhur zeytin ağaçlarından süzülen "sıvı altın", bugün ne yazık ki üreticisinden çok taklitçisinin iştahını kabartan bir ekonomik meta haline geldi. Ayvalık, Burhaniye, Gömeç Edremit ve Erdek gibi zeytincil

13 Nisan 2026 - 11:32

SIVI ALTIN ZEYTİNYAĞ

Balıkesir’in meşhur zeytin ağaçlarından süzülen "sıvı altın", bugün ne yazık ki üreticisinden çok taklitçisinin iştahını kabartan bir ekonomik meta haline geldi. Ayvalık, Burhaniye, Gömeç Edremit ve Erdek gibi zeytinciliğin genetiğini oluşturan bölgeler, yüzyıllardır sadece bir tarım ürünü değil, bir kültür ve bir kimlik inşa ettiler. Ancak son dönemde bu kimliğin en büyük düşmanı, "tağşiş" dediğimiz o karanlık yöntem oldu. İnsanların "neden?" diye sorduğu o temel boşlukta, sadece para kazanma hırsı değil, aynı zamanda etik değerlerin yerle bir olduğu bir ticaret anlayışı yatıyor.

 

Zeytinyağı, yapısı gereği doğadaki en kıymetli ama bir o kadar da hileye açık yağlardan biridir. Kaliteli bir sızma zeytinyağının üretim süreci; budamasından hasadına, soğuk sıkımından muhafazasına kadar yüksek maliyetli ve ciddi emek isteyen bir yolculuktur. Suç işleme motivasyonu tam da bu noktada doğuyor. Bir yanda 180 derece sıcaklıkta rafine edilmiş, besin değeri kalmamış ucuz pamuk, kanola veya aspir yağları var; diğer yanda ise binbir emekle toplanmış saf zeytinyağı. Sahtekârlar, bu ucuz yağları klorofil gibi renklendiriciler ve yapay aromalarla zeytinyağına benzetip, üzerine de "Hakiki Ayvalık Zeytinyağı" etiketini yapıştırarak piyasaya sürüyorlar. Buradaki matematik çok basit ama bir o kadar da acımasızdır. Zeytinyağı fiyatına ucuz bitkisel yağ satmak, bir gecede %300-400 kar marjı yakalamak demektir. Bu durum, ticaretin dürüstlük ilkesini değil, sadece ceplerini doldurmayı düşünen bir grubun yarattığı organize bir aldatmacadır.

 

image.png

Ancak bu sahteciliğin maliyeti sadece para değil, kaybedilen güven ve bozulan sağlıktır. Tüketici bir kez kandırıldığında, "Ayvalık yağı aldım ama tadı bir tuhaftı" diyerek o bölgenin tamamına küsüyor. Bu güven erozyonu, tarlasında gece gündüz çalışan, dürüstlükten ödün vermeyen Ayvalıklı, Burhaniyeli, Gömeçli, Edremitli, Erdekli üreticinin emeğini de kirletiyor. Dürüst üretici, hileli yağla rekabet edemez hale geliyor; çünkü hiçbir gerçek zeytinyağı, sahte yağ fiyatına mal satamaz. Bu haksız rekabet, küçük işletmeleri sarsarken hatta iflasa kadar sürüklerken bölge ekonomisini de kökten sarsıyor. Üstelik işin sağlık boyutu çok daha ürkütücü.

Zeytinyağını kolesterolünü düşürmek veya kalbini korumak için kullanan bir hasta kişi, bu şişelerin içindeki karışım yağları tükettiğinde şifa yerine zarar görüyor. İnsan sağlığını hiçe sayarak bir ürünün içine başka maddeler karıştırmak, sadece bir ticari hata değil, toplumun yaşam hakkına yapılmış bir saldırıdır.

 

Balıkesir’in zeytin bölgelerini bu kirlilikten kurtarmanın yolu sadece denetimlerden geçmiyor; toplumsal bir bilinç ve ağır yaptırımlar gerekiyor. "Ayvalık"  ve diğer ilçelerimizin isminin bir marka kalkanı olarak kullanılmasına izin verilmemeli ve coğrafi işaretli ürünlerin korunması için dijital takip sistemleri en üst seviyeye çıkarılmalıdır. Tüketicinin "ucuzsa vardır bir şeyi" diyerek sorguladığı, devletin ise sahteciliği yapanı sadece para cezasıyla değil, ticaretten men ederek cezalandırdığı bir sistem kurulmadığı sürece, bu “altın sıvı”-zeytinyağı maalesef kolay yoldan para kazanma hırsının gölgesinde kalmaya devam edecektir. Kendi toprağımızın en değerli mirasını, üç beş kuruşluk hırs uğruna kurban edenlere karşı hem üreticinin hem de tüketicinin omuz omuza vermesi artık bir zorunluluktur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum