IĞDIR’DA RAMAZAN AYI
DÜNDEN BUGÜNE
Doğu’nun en uç noktasında, Iğdır’da Ramazan bir takvim ayından ibaret değildir; bir hafızadır. Aras’ın kıyısında esen rüzgârla, Ağrı Dağı’nın gölgesinde kurulan sofralarla, mahalle aralarında yankılanan davul sesiyle büyüyen bir hafıza…
Dünlere gittiğimizde Ramazan hazırlığı, daha hilal görünmeden başlardı. Evlerde yufkalar açılır, tandırlar yakılır, kilerler gözden geçirilirdi. İftar sofraları bugünkü kadar çeşit bolluğuna sahip değildi belki ama bereketi boldu. Ayran aşı çorbası, erişte, bozbaş, taş köftesi… Iğdır mutfağının hem Azeri hem Doğu Anadolu izleri taşıyan yemekleri Ramazan’da daha bir özenle yapılırdı.
İftar vakti yaklaşırken en çok beklenenlerden biri de Ramazan pidesiydi. Fırınların önünde oluşan kuyruklar, bu ayın en tanıdık manzaralarındandı. Iğdır pidesi, ince ama dayanıklı hamuruyla, üzerindeki susamı ve çörek otuyla, kimi zaman da yumurtalı yüzeyiyle sofranın baş köşesine otururdu. Sıcak pideyi bölüşmenin tadı, yemeğin kendisinden önce gelirdi.
Tatlısız Ramazan olur mu? Iğdır’da iftar sonrası sofraya çoğu zaman şerbetli tatlılar gelirdi. Baklava elbette vardı ama her evin yapabildiği bir tatlı değildi. Daha çok kadayıf, taş kadayıfı, şekerpare ve ev yapımı un helvası tercih edilirdi. Bazı köylerde hasuta ya da erişte tatlısı gibi daha yerel lezzetler de görülürdü. Özellikle hasuta, pekmez ve nişastayla yapılan, sade ama doyurucu bir tatlı olarak Ramazan sofralarında yer bulurdu.
Sahur ise başlı başına bir ritüeldi. Ramazan davulcusunun mani atarak sokak aralarında dolaşması, uykuyla uyanıklık arasında tebessüm ettirirdi. O davul sesi sadece uyandırmazdı; birlik duygusunu da diri tutardı. Sahurda genellikle hafif ama tok tutan yiyecekler tercih edilirdi. Çökelek, tereyağı, tandır ekmeği, bazen bir tas çorba… Uzun yaz günlerinde dayanma gücü veren sade ama güçlü sofralar kurulurdu.
Teravihler ayrı bir hatıradır. Iğdır Ulu Camii başta olmak üzere camiler dolup taşar, kimi zaman avlulara seccadeler serilirdi. Büyükler ibadetteyken çocuklar cami avlusunda koşturur, şeker toplar, Ramazan’ı kendi neşeleriyle yaşardı. O kalabalık, o omuz omuza saf tutuş, toplumsal dayanışmanın en sade ama en güçlü ifadesiydi.
Bir de yardımlaşma kültürü vardı ki, belki de Ramazan’ın en belirgin yüzüydü. İhtiyaç sahipleri incitilmeden gözetilir, kapılar sessizce çalınır, sıcak yemekler pay edilirdi. Özellikle iftar saatine yakın, bir tabak yemeğin komşuya gönderilmesi adetten sayılırdı. Gönderilen tabak boş dönmezdi; içine mutlaka başka bir ikram konurdu.
Bugüne geldiğimizde ise tablo değişti. Sofralar daha çeşitli, tatlılar daha gösterişli. Hazır baklavalar, paketli ürünler, zincir market alışverişleri hayatın parçası oldu. Ama yine de Iğdır’da birçok evde tandır yakılıyor, ev baklavası açılıyor, pide için mahalle fırınına gidiliyor. Eski ile yeninin iç içe geçtiği bir dönem yaşanıyor.
Ağrı Dağı sabit duruyor. Aras Nehri akmaya devam ediyor. Değişen biziz, zamanımız ve alışkanlıklarımız. Ama ister dün olsun ister bugün, Iğdır’da Ramazan; bir tas ayran aşı çorbasında, sıcak bir pide kokusunda, hasutanın sade tadında yaşamaya devam ediyor. Ve yaşatıldıkça da anlamını koruyor.
NOT: Hasuta, Doğu Anadolu ve Kafkas mutfaklarında yaygın olarak yapılan, Iğdır’da da özellikle kış aylarında ve Ramazan’da sofraya gelen geleneksel bir tatlıdır. Bölgeye Azerbaycan kültürü üzerinden taşınmış bir lezzettir.
Temel malzemeleri şunlardır:
• Nişasta veya un
• Su
• Şeker ya da pekmez
• Üzeri için tereyağında kızdırılmış yağ
Yapımı oldukça sadedir. Su kaynatılır, içine nişasta (veya un) eklenerek sürekli karıştırılır. Koyulaşıp muhallebi kıvamına geldiğinde şeker ya da pekmezle tatlandırılır. Servis edilirken üzerine kızdırılmış tereyağı gezdirilir. Bazı evlerde ceviz de eklenir.
Kıvamı pelteye benzer; ne tam muhallebi ne de helva gibidir. Sade, doyurucu ve enerji verici bir tatlıdır. Bu nedenle uzun süre tok tuttuğu için sahurda ya da iftar sonrası tercih edilmiştir.
Iğdır’da hasuta, gösterişli bir tatlıdan çok “evin tatlısı” olarak görülür. Az malzemeyle yapılması ve besleyici olması onu özellikle eski Ramazan sofralarının vazgeçilmezlerinden biri haline getirmiştir.


YORUMLAR