TOLGA KENAN ARAS

TOLGA KENAN ARAS

[email protected]

Nerede Müslüman-Nerede Türk varsa,

12 Ağustos 2013 - 20:03

Nerede Müslüman-Nerede Türk varsa,

Orada hep keder, hep zulüm, hep ölüm, hep acı,…

Yüreğin kanamadan bayram ede bilebiliyor musun ay hacı…!



Birkaç yıldır hep yazarım ben bayramlarda bayram yapmam diye.

Çünkü son yıllarda hiçbir mutlu bayramım olmadı…

Ama ne tesadüftür ki, kişisel sıkıntılarımı bana unutturacak çoklukta, yine aynı bu son yıllar da Ülkem-bölgem, Milletim ve ümmetim için, acının eksik olmadığı bayramlar yaşadık yaşıyoruz.

Son yılların hemen her bayramında, aslında ciddi toplumsal sıkıntıları çoğumuzun gözleri görmese de, aynı coğrafya da yaşayan insanlar olarak birlikte yaşıyoruz.

Mensubiyet bilinci olan her Türk görüyor ki, hemen-hemen dünyanın bir çok yerinde Türk milleti olarak beraber haksızlıklara zulümlere maruz kalıyor, öte yandan aynı dinin mensupları olarak acıyı, göz yaşını, iç kargaşaları, kırsal, kentsel ve mezhepsel savaşları, yine son yıllarda hep beraber görüyor, yaşıyor ve acısını çekiyoruz...!

Ama tabi ki, bunu da mevzu bahis olunan yerlerdeki sıkıntıları herkes görmüyor.

Duyarlı ve varlık-özlük-benlik-aitlik gelişimini tamamlamış insanlar görüp, hissedip üzülüyor.

Çünkü İçimizdeki, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler, bir eli yağda bir eli balda olan, dünyayı umursamayan (af buyurun) sözüm ona ruhsuz ibneler, her daim (Yezidden, muaviye’den) yana olan, insan siluetindeki iblisler ve dünya yansa bir bağ otum yanmaz zihniyetindeki yavşaklar, görmez-duymaz, hissedip incimezler.

İşte bunlar içimi acıtan esas üzücü durumlardır.

Ve en çok acıtan da, her ne hikmetse bütün bunlar genelde, Orta doğu adlanan bölgemizde yaşanıyor, yaşatılıyor…

Her nerede yaşanıyor yaşatılıyorsan, kahrol ey zulüm…!



Yine keza bütün bu acıları, Türk milleti ve Müslüman ümmeti yaşıyor...



Ve bu olaylarda genelde ve çoğunlukla, hep kutsal aylarda yaşanıyor...



İşte bütün bu acıların oluşumundaki sebeplere baktığımızda, beni üzen dışarıdan gelen düşman darbeleri değil. Beni asıl üzüp kahreden, içimizdeki bir birini Allahu ekber diye kıran, bismillah diye din kardeşine bomba atan, ya Allah diye din kardeşinin boynunu vuran, zavallı, akıldan yoksun, İsrail’in dümenine su taşıyan İnamsız İmansız MÜNAFIKLARDIR...

İşte o münafıklar ki, ne Türklerin ne de Müslümanların belini doğrultmasına izin vermezler.



Şimdi bütün bunlar yaşanıyorken, her gün yüzlerce insan öldürülüyorken, her saat yine onlarca çocuk ya ölüyor, ya yetim öksüz kalıyor ya da sakat bırakılıyorken....elhamdülillah Müslümanım diyen, Ne mutlu ki Türküm diyen-diyebilen hangi duyarlı, insan tarafı tam gelişmiş, özünü, ve yaradılışını bilen kişiler bayramı zevk-ü sefa içinde geçirebilir....?



Peki biz hiç tam anlamıyla mutlu müreffeh bir toplum olamayacak mıyız…?



Biz yaşanılası dünyamızda, bütün bu dünya dışı yaşam koşullarından, zalimden, zulümden, kinden ve nefretten nasıl kurtulabiliriz...? Elbette ki bana göre çözüm vardır ve bu çözümde yeni nesil gençliğimizin beynini-yüreğini-gözünü ve bileğini korkmadan geliştirmesini, ümmet ve millet bilincini aşılayarak. Ama Millet olmadan da ümmet olunamayacağını öğreterek geleceğimizi teminat altına alabiliriz.

Yeni nesil gençliğe bunu aşılayarak Ülkemizin ilelebet mutlu müreffeh bir ülke olarak dünya coğrafyasında yerini sağlamlaştırabiliriz.

Ama tabi bizler de miadını doldurmuş kofiller olarak oturup köşemizde çocuklarımız bizi kurtaracak diye de bekleyemeyiz.

Önce biz çocuklarımızı, kendimizi ve ülkemizi, küresel ejderha olan Amerika’nın, Siyonist Yahudi İsrail'in ve batının haçlı zihniyetli Avrupa sının, dümen çarkında ezilip-öğütülüp-yok edilmekten kurtarmalıyız...

Çocuklarımızın, geleceğin büyük Türkiye sini inşa etmesi için buna ihtiyaçları var.



Bu da ancak ve ancak TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE OLMAYI BAŞARABİLİRSEK MÜMKÜN OLACAKTIR...



Saygılarımla...



Tolga Kenan ARAS