SURİYE'Yİ YAKINDAN İZLİYORUZ
Suriye'de taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. SDG'nin teslim olmasıyla bu ülkede toprak bütünlüğü tehlikesinin artık kalktığını ve üniter yapının yerli yerine oturduğunu söyleyebiliriz.
Bilindiği gibi Suriye, üç etnik unsurdan meydana gelmektedir. Bu etnik unsurlar; Araplar, Türkmenler ve Kürtlerdir. Türkmenler bu ülkede Araplar kadar eskidir. Kürtler de çok sonraları gelip buraya yerleşen Ortadoğu'nun eski ırklarından biridir. Bu bölgeye önce Araplar, hemen sonra Türkmenler ve birkaç yüz yıl sonra da Kürtler gelip yerleşmiştir. Araplar, İslamiyetin ilk yıllarından itibaren Suriye ve Irak'ta kalıcılık sağlamışlardır.
Araplar, kendilerinden olmayan milletlere "Mevali"(köle) ve "Acem"(anlamaz) lakabı takıp kendilerinin üstün ve temiz bir ırk olduğunu iddia ederek bu günlere kadar gelmişlerdir. Oysa İslam üstün ırkı reddeden bir anlayışa sahip olmasına rağmen, Emeviler bu görüşü 7. asırdan itibaren kökleştirmesini bilmişlerdir.
Konumuz olan Suriye'ye gelecek olursak; bu coğrafya heterojen ırkların yaşadığı bir coğrafya değildir. Söz konusu ülkede yaşayan ırklar bellidir. Burada anadilde eğitim pekalâ uygulanabilir. Arapça resmi dil olmak kaydıyla Türkmenlerin ve Kürtlerin yoğun oarak yaşadığı illerde ana dilde eğitim ve öğretimin verilmesinde bir sakınca görülmemelidir.
Türkiye, kendisini güvende tutmak ve güney kısmını sağlama almak istiyorsa bunu topla tüfekle ve askeri seçeneklerle ya da rejim değiştirerek değil, orada yaşayan Türkmenlerin ve dost ve kardeş gördüğü Kürtlerin haklarını korumakta aramalıdır.
Daha önceki yazılarımda belirttğim gibi, Suriye'deki Türkmeler, Türkiye'nin sigortası ve güven kaynağıdır. Eğer bu sigortayı ve güven kaynağını koruyup kollamaya devam edebilirsek geleceğe yönelik hiçbir kaygımız olmayacaktır. Bugün, Türkiye eğer Suriye'de başarılı bir performans sergileyebiliyorsa bunun önemli bir bölümünü orada erimeye terk ettiğimiz Türkmenlere borçludur. Türkmenler olmasaydı, Türkiye Suriye'de bu denli başarılı bir grafik çizemezdi.
İletişim ve haberleşme kaynaklarından öğrendiğimize göre, Kürtlere anadilde eğitim ve kültürel haklar verilmiştir. Bu gelişme yerinde bir gelişmedir. Destekliyoruz ve teşvik ediyoruz. Ancak bunun aynısı Türkmenlere tanınmıyorsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu yaman gününe otursun, başına gözüne dövsün, hazin hazin ağlasın!
FAHRETTİN MASUM BUDAK


YORUMLAR