Serdar Ünsal

Serdar Ünsal

serdarunsal76@gmail.com

Gecekondu Gazeteciler, Yaylacılar ve Iğdır Gerçeği

09 Ocak 2026 - 12:16

Gecekondu Gazeteciler, Yaylacılar ve Iğdır Gerçeği
         Iğdır öyle acayip bir yer ki; her türlü “gazeteci”yi bulmak mümkün. Eline kamera, fotoğraf makinesi ya da cep telefonu alan, günümüzde kendini gazeteci sanıp ortalıkta geziyor.     
    Gazetecilik; emek, birikim ve sorumluluk isterken, maalesef bu kavramlar giderek değersizleşiyor.
          Kısacası Öyle bir yer ki burası;eline kamera alan gazeteci,fotoğraf makinesi tutan muhabir,cep telefonunu havaya kaldıran basın mensubu oluverir.Meslek, emekten kopar; ünvan, zahmetsizce dolaşıma girer.
      1973 yılından bu yana çeşitli gazetelerde çalışmış, Iğdır’ın en köklü ve en eski gazetesi olan Yeşil Iğdır Gazetesi’nin mutfağında yetişmiş, bugün hâlâ TRT ve ANKA gibi ciddi kuruluşlara haber üreten biri olmama rağmen kendimi hiçbir zaman “tam anlamıyla yetişmiş gazeteci” olarak görmedim. Çünkü bu meslek, “oldum” demeyi değil, ömür boyu öğrenmeyi gerektirir.
            Ama bir bakıyorsunuz; daha dün ortaya çıkmış,  kişiler, kısa sürede “hızlı gazeteci” oluvermiş. İşte ben bunlara gecekondu gazeteciler diyorum. Nerede bir boşluk varsa oraya kapağı atarlar, bir gecede gecekondularını kurar, ertesi gün atıp tutmaya başlarlar. Ne meslek ahlakı vardır ne de haber sorumluluğu.
           Eleştiri elbette gereklidir.Ama eleştiri;bilgiye, belgeye ve vicdana dayanır.Aksi hâlde yapılan şey gazetecilik değil,algı yönetimidir.
            Bir de “gazeteciyim” diye geçinen ama seçimden seçime ortaya çıkanlar vardır. Onlara da ben yaylacı gazeteciler diyorum. Nasıl ki göçer hayvan sahipleri yazdan yaza yaylaya çıkarsa, bunlar da seçimden seçime ortaya çıkar. Ellerinde fotoğraf makinesiyle seçim bürolarında dolaşır, “O büro benim, bu senin” diye poz verirler.Harçlıklarını alırlar .Seçim biter, onlar da ortadan kaybolur.
          Iğdır’daki gazetecilerin kimi bu işte dikiş tutturamaz, tarih sayfalarında kaybolur gider. Kimileri etrafın havasını koklar, birkaç nabız yoklar, bir yere gecekonduyu diker ve “Ben buradayım” havasıyla yaşamaya başlar. Sağı solu yalan yanlış eleştirir, dedikodu üretir, algı operasyonları yapmaya çalışır. Birilerine yağ çeker, birilerinin gölgesinde var olmaya çalışır.
Bir de başkasının emeğini kopyala–yapıştır yaparak ünvan kazananlar vardır ki; bu, gazeteciliğin yüz karasıdır.
                 Ama tüm bunların arasında bir de gerçek gazeteciler vardır. Sayıları maalesef fazla değildir. Sessizdirler, gösterişten uzaktırlar. Haberin peşinde koşar, doğruluktan şaşmazlar. Bedel ödemiş, mutfakta pişmiş, kaleminin namusunu koruyan insanlardır.
Anlayacağınız Iğdır; ala karganın bala çıkarmadığı, Ağrı Dağı’nın tepesinde şeytanların bol olduğu bir yer misali… Bu yüzden gerçek gazeteci sayısının az olması da şaşırtıcı değildir.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, işte bu yüzden anlamlıdır.
           Bu gün; gecekondu kuranların, yaylaya çıkanların değil;emeğiyle, alın teriyle, ahlakıyla bu mesleği yapan gerçek gazetecilerin günüdür.Şimdiden; kalemini satmayan, doğruları yazmaktan vazgeçmeyen, mesleğin onurunu taşıyan gerçek gazetecilerin Çalışan Gazeteciler Günü’nü yürekten kutluyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum