SEVGİ VURGUN

SEVGİ VURGUN

serdarunsal76@gmail.com

BABAMIN ELLERİ...

14 Haziran 2014 - 23:34

Çocukluğumu hatırlamak için hafızamı zorlamama gerek yok; dün çok uzaktır anılarıma, bugün gibi aklımdalar tüm çocukça yaşanmışlıklarım... Henüz büyümemişim belkide.Fırından yeni çıkmış, anne eli değmiş, üzümlü kekin kokusu üzerime siniyor, her anımsadığımda. Nasılda beklerdim annemi meraklı ve iştahlı gözlerle. Kek fırına sürülür sürülmez hemen malzemelerin çırpıldığı kabın başında bulurdum kendimi ve başlardım parmaklarımla yemeye tatlı hamurdan geriye kalanları. Ama en çok kakaolu olanı parmaklayıp yemeyi seviyordum.

Evin her odasına yayılırdı üzümlü kekin kokusu.

Evimizin yuva koktuğu anlardan birisiydi; annemin kabarık keklerinin kokusu. Çay demlenirdi illaki; yüzünde hüznünü gizlemeye çalıştığı o acemice  gülümseyiş, hep aynıydı. Beraber yüreğinide getirirdi annem  çayın yanına. Sükunet derecesinde sessiz sohbetleriz olurdu ama mutluluk çok gürültülüydü çocuk kalplerimizde.

Her mevsim ayrı güzeldi çocukluğum... Uyuduğum odanın penceresinin hemen önünde bir tane kiraz ağacı vardı. Daha çocuktu oda ama üzerinde baharla beraber açmış çiçeklerin kokusu, yüzlerce arıyı cezbetmeye yeterdi. Uyanır uyanmaz ilk hissettiğim duyularımdaki o eşsiz koku ve arı vızıltılarıydı. Annemin her sabah değişmeyen dakikliği hep aynı zaman dilimini gösteriyordu.Her sabah ekmek almak için bakkala gönderilen ben; utangaç adımlarımdaki terliğin izlerini takip ederek geri dönüşlerimde kimbilir neleri düşünüyormuşum. Geldiğimde sofra hazır beni beklerdi. Taze yumurtalar( iyice pişmiş olurdu hep), anne reçelleri, zeytin ve olmazsa olmaz tereyağı ve beyaz peynir. Ailecek içilen açık çayın mutluluğu, doygunluk olup birikiyordu midelerimizde.

Yazın meyvelerin bolluğuyla bereketlenen bahçemize, sonbahar fırçasını dokunduralı, ağaçlar giyinirdi vakit geçirmeden sapsarı elbiselerini....

İrili ufaklı, boy boy çocuklardık yaprak savaşlarında. Gürültülü kahkahalarla renk katardık donuk renkli sonbahara.

Kışıda severdim ama hüzün doluyor gözlerime hatırladıkça; çocukluğumdan kalma biri duyguyla. h

Hiç bitmezdi annemin işleri. Yorgun ellerini soğuğa alıştırıp,merdaneli çamaşır makinesinde yıkardı çilesi gibi gördüğü çamaşırları balkonda, sabahtan öğlene dek. O akşam oldukça yorgun olurdu.

Vee babam; daha o yaşlarımdan hatırlıyorum başındaki kırlaşmış saçları ve emekleri alınteriyle ıslattığı zamanlarını. Mevsimlik işçiliğin vermiş olduğu sıkıntılarıda yüklemişti güçlü omuzlarına. Kışın başka başka işleri olurdu hep. Gazeteler getirirdi eski tarihli.Katlanıp kese kağıdına dönüşen gazeteler sıvı bi hamurla yapıştırılırdı itinayla. Tutkalınıda kendisi yapardı babam. Annem hemen dizinin dibinde en sadık yardımcısıydı. Çerçi arabasına özenle dizdiği eşyaları küçük karlarla satarken

kim bilir neleri düşünüyordu babam?

Akşam olunca daha hararetli olurdu iki odayı ısıtan sobamız. yemekler pişmiş ve hiç değişmeyen saatte evine dönen o kahramanı beklerdik sabırsızlıkla... Babam yüzündeki ince çizgilere, derin yorgunluklarını biriktirdiği bir günün akşamında; ellerini sobaya uzatıp ovuştururdu, gelir gelmez hemen. Ve elleri hep dikkatimi çekerdi. Avuçları acıyordu, biliyordum. Yüzüne baktığımda uzaklara dalan gözlerinin elası elemliydi, görüyordum. Parmak uçlarında, soğuk havanın açtığı küçük ama derin çatlaklar, çocukluğumun kanayan yarasıdır. Bu yüzdendir belkide soğuğu sevmeyişim ve hep üşümelerim. Çocukluğumdan kalma üşümelerime annemin ördüğü kırmızı kırçıllı yünlü kazağımın sıcaklığını arar oluyorum zaman zaman, bazende her zaman...

Annemden aldığım maharetle şimdi bende mutfakta harmanlıyorum sevgimi. Annemin kekleri kadar kabarık olmasalarda tatları aynı hemen hemen. Evimin her yerine her odasına yayılan kek kokusuyla, yuvaya dönüşüyor benimde evim.

Yıllar öncesinin sonrasında savrulduk hepimiz birer birer ayrı mevsimlerin kucağına. Büyüyünce çocuk kalıyor hatıralar, büyütmeyide hiç istemedim zaten. Yuva kokusuna hasret duyduğum anlarda kaçıyorum hep aynı bahçeye... Değişen çok şeyler var tabiki; ağaç olan fidanlar, genişletilmiş bi bahçe, eklenen odalarla kocaman olan bi ev. Ama kokusu aynı, değişmeyen tek şey bu evdeki yuva kokusu.