Yakup ALHAN*
(Aile içi eğitim konulu panel sunumu)
AİLENİN ÇOCUĞUN ÖRGÜN EĞİTİMDEKİ BAŞARISINA ETKİSİ
Konu olarak ailenin örgün eğitimde çocuğun başarısına etkisini seçmemin nedeni
yıllardır örgün eğitimin çeşitli kademelerinde görev almış olmamdır. Deyim yerindeyse bu
işin mutfağında yer alıyorum.
ÖRGÜN EĞİTİM NEDİR?
Öncelikle bu kavram üzerinde durmak istiyorum. 1973 yılında çıkan 1739 sayılı milli
eğitim temel kanununun 18. Maddesinde örgün eğitim şöyle tanımlanmaktadır. – Türk milli
eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki anabölümden kurulur.
Örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim
kurumlarını kapsar.
Eğitim bilimci prof.dr. Nurettin FİDAN Okulda Öğrenme ve Öğretme adlı eserinde
Örgün eğitimi şöyle tanımlamaktadır “Örgün eğitim belli bir yaş grubundaki bireylere, Millî
Eğitimin amaçlarına göre hazırlanmış eğitim programlarıyla okul çatısı altında düzenli olarak
yapılan eğitimdir”
Evet, görüldüğü gibi örgün eğitime devam etmek için belirli bazı şartlar var.
Bunlar:
-belirli bir yaş
-milli eğitimin amaçlarına uygun bir program.
-okul çatısı altında
-düzenli olarak yapılması
Buradan şunu söyleyebiliriz örgün eğitim okul hayatının tamamını kapsamaktadır.
ÖRGÜN EĞİTİMDE RESMİ AMAÇ
Toplumlar kendilerine uygun insanı kendilerine özgü eğitim süreci içinde yetiştirirler.
Bu nedenle, onu tesadüflere ve kültürlemenin gelişigüzel etkilerine açık bırakmamışlardır.
Toplumlar insanlara birlikte yaşamanın gerektiğini, toplum bilincini vermek için eğitim
sürecinin amaçlarını ve içeriğini belirlemiş ve onu kontrol altına almışlardır. Bu suretle eğitim
bir kamu hizmeti olarak kurumlaşmıştır.
Ülkemizde de 1739 sayılı milli eğitim temel kanununda Türk milli eğitiminin genel
amaçları üç madde halinde sıralanmıştır:
I – Genel amaçlar: Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin
bütün fertlerini,
1. (Değişik: 16/6/1983 - 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada
ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve
kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve
daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere
dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı
görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak
yetiştirmek;
2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş
bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip,
insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan;
yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve
birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların,
kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi
olmalarını sağlamak; Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve
mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel
kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı,
yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.
Bu amaçlar doğrultusunda ülkemizde örgün eğitimin her kademesinde eğitim ve
öğretim yapılmaktadır.
Tabi bunlar devletin belirlediği ana amaçlar. Bu ana amaçlar doğrultusunda başa gelen
hükümetler yayımladıkları yönetmelikler, genelgeler ve yönergelerle bir şekilde eğitimin nasıl
verileceğini şekillendirilmeye çalışıyorlar. Yeni müfredat programları hazırlayarak uygulama
aşamasında kendi hükümet programları doğrultusunda örgün eğitimin verilmesini sağlıyorlar.
ÖRGÜN EĞİTİMDE ANNE VE BABALARIN AMACI
Her ne kadar devletler toplumdan beklentilerine göre amaçlar oluşturup buna göre
eğitim – öğretim yapmaya çalışsa da anne-babaların da çocuklarından örgün eğitimle birlikte
beklentileri vardır.
Bugün ülkemizde verilen örgün eğitime anne babaların bakış açısı eğitim düzeyinin
artması, kentleşme ve ekonomik seviyenin yükselmesi ile birlikte değiştiği görülmektedir.
Artık çocuk eti senin kemiği benim anlayışına sahip bir anne baba tutumuyla
karşılaşmamaktadır. Aile açısından öğretmen tek başına her şeyi bilen değildir. Aile sadece
okulun çabasının öğrenci başarısı için yeterli olmadığının farkındadır.
İnsanlar anne baba olmanın verdiği değere anlam katmaya başladılar. Dolayısıyla
çekirdek aile ile birlikte azalan çocuk sayısı, çocuğa verilen değeri arttırmıştır. Çocuk artık
gelecek açısından ekonomik bir değer atfedilen konumundan değerli ve korunması gereken
bir varlık olarak görülmeye başlanmıştır.
ANNE-BABALARIN ÇOCUĞUN OKULDAKİ BAŞARISINA ETKİSİ
Ailenin çocuğun eğitimi üzerindeki önemi ve katkısına değinmeden önce klasikleşmiş
bir örnekle başlamak istiyorum.
Üniversiteye gelen bir öğrencinin başarısızlığını irdeleyen hocalar genelde öğrencinin
geldiği liseyi suçlar, liseler ortaokulları, ortaokullar ilkokulları, ilkokullar okulöncesini ve son
olarak okulöncesi öğretmenleri de topu aileye atar.
Peygamber efendimiz aile ilişkilerine ve çocukların yetiştirilmesine büyük önem
vermiştir. O, “Şüphesiz ki bir çoban güttüğü sürüden sorumlu olduğu gibi, kişi de ailesinden,
çoluk çocuğundan sorumlu tutulacaktır.” Şeklinde buyurarak eşlerin birbirlerine ve
çocuklarına karşı sorumlu olduklarını bizlere hatırlatır.
Ünlü filozof Sokrates’in dediği gibi ‘‘Çocukların ilk ve en etkili öğretmenleri anne
–babalarıdır.’’
Çocuğun doğumuyla birlikte karşılaştığı ilk çevresi, aile çevresidir. Ebeveynler
çocukların hem anne babası hem de onların ilk öğretmenleridir. Eğitim ilk olarak bireyin
içinde bulunduğu ailede başlamaktadır. Ailenin bireye sağladığı çevre onun gelişimine yön
vermektedir. Bu yüzden çocuğun gelişiminin seyri ailenin çocuğun ihtiyaçlarını karşılama ve
onu desteklemesiyle doğru orantılıdır
Anne-babalar olarak çocuklarımızı okula gönderdiğimizde haklı olarak onlardan başarı
beklemekteyiz. Bu beklentimizle birlikte şu soruları da kendimize sormamız lazım
-çocuk okulda nasıl başarılı olur?
-çocuğun başarısında rol oynayan faktörler nelerdir?
-anne- baba olarak bize düşen sorumluluklar var mıdır?
Yapılan araştırmalar çocuğun davranışlarını ve okul başarısını etkileyen nedenler
arasında en önemlisinin aile faktörü olduğunu göstermektedir. Çünkü aile ortamı ve ilişkileri
çocuğun sadece okul başarısında değil tüm gelişim evrelerinde etkilidir.
Eğitimci Prof.Dr. İlkay Kasatura “Okul Başarısından Hayat Başarısına” (1991) adlı
araştırmasında şu bilgileri paylaşmaktadır. Başarılı öğrenciler başarılarını en başta kendi
çalışmalarına borçlu olduklarını söylerken, yardımcı etkenler olarak da en önemlisinin aile
olduğunu belirtmektedirler. Başarısız öğrencilerin büyük çoğunluğu ise, başarısızlık nedenleri
olarak ilk sırada aileyi zikretmişlerdir. Bunun en büyük gerekçesi olarak da anne-babanın
sinirli mizaçları nedeniyle evde huzurlu ortamın olmamasını göstermişlerdir. Başarısızlık
nedenleri üzerine yapılan bir başka araştırmada da öğrencilerin %42 gibi büyük bir çoğunluğu
başarısızlıklarını aileden kaynaklanan nedenlere bağlamışlardır.
Eğitim bilimci Prof.Dr. Süleyman ÇELENK okuma-yazma öğretiminde anne
babaların etkisi adlı çalışmasında şu tespitte bulunmaktadır. ‘evde çocuğuna eğitim yardımı
sağlayan ve bu amaçla okul ile yakın işbirliğine giren ailelerin çocuklarının okuduğunu
anlama başarılarının daha yüksek olduğu sonucuna varmıştır.’
Yine bu çalışmada aktarılan bir araştırmada; çocuğuna yakın ilgi gösteren, çocuğunun
çalışma ortamını düzenleyen ve planlayan, çocuğunun başarısını övücü sözlerle destekleyen,
çocuğunun başarısızlığında onu çalışırsan başarılı olursun sözleriyle yüreklendiren anne-
babaların çocuklarının akademik başarılarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Anne-babanın eğitim durumu, sosyo-ekonomik durumu, aile içi ilişkiler, boşanma, aile
üyelerinden birinin ölümü, anne-babanın çocuğa karşı tutumları, anne-babanın okula karşı
tutumları ve çocuktan okul başarısı beklentileri, çocuğun ders çalışma ortamı gibi hususlar
çocuğun okul başarısını etkilemektedir.
NASIL BİR YOL İZLENMELİ
Anne-babalar çocuklarının eğitimdeki başarılarını artırmak için doğru yöntem ve
teknikler kullanmalılar
Başarı sadece derslerle sınırlı değildir. Onların farklı alanlardaki yeteneklerini,
ilgilerini keşfederek bunları verimli bir şekilde kullanmalarına yardımcı olunmalıdır. Bu
yönlerini ortaya çıkarmak için onu tanımalı ve ona zaman ayırmalıdır.
Okul ile ortak program üzerinde görüş birliği içinde düzenli iletişim içinde bulunan,
bu ortak anlayış içinde çocuğuna eğitim desteği sağlayan velilerin çocuklarının okul
başarılarının daha da yüksek olduğu anlaşılmaktadır.
Çocuklardan beklentimiz onların kapasitesine uygun olmalı. Aşağıdaki fıkrada olduğu gibi
sınırları zorlamamalı
(Sürtünme katsayısı)
Fizik dersinde öğretmen öğrencilerden birini kaldırıp sormuş:
-“Otobüstesin hava çok sıcak ne yaparsın?”
-“Camı açarım hocam.”
-“Söyle o zaman giren havanın sürtünme katsayısını.”
Bilmiyorum hocam.”
-“O zaman otur sıfır.”
Bu böyle bir değil iki değil bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor. Öğretmen bir
öğrenciyi daha kaldırmış;
-“Oğlum otobüstesin hava çok sıcak ne yaparsın?”
-“Ceketimi çıkarırım hocam.”
-“Ama oğlum çok sıcak.”
-“O zaman gömleğimi de çıkarırım.”
-“Oğlum hava çok çok sıcak…”
Öğrenci dayanamamış:
-“Hocam öleceğimi bilsem o camı açmam…”
Çocuktan beklentimiz onun kapasitesine uygun bir şekilde olmalıdır. Kapasitesinin
üstünde bir performans beklememiz onun dersten soğumasına ve stres yaşamasına sebep olur.
Sınırları zorlamamak gerekir.
Eğitimin vazgeçilmez bir kuralı vardır; rol model olma. Bu eğitimciler için olduğu
kadar anne babalar içinde geçerli bir kuraldır. Çocuklardan beklentilerimizi kendimiz
uygulayarak model olmalıyız.
Çocuğun okuldaki etkinliklerine katılmak, öğretmenlerini ziyaret etmek ailenin
kendisi ile ilgilendiğinin bir göstergesidir.
Ailenin bakım, şefkat ve koruması okul başarısının yükselmesinde önemli bir
faktördür
Çocuğumuzu başkalarıyla kıyaslamadan önce empati yapmalıyız. Aşağıdaki fıkrada
görüldüğü gibi karşılaştırmalar farklı cevap almamıza sebep olabilir.
(Birinciydi
Derslerinde sürekli olarak kırık not alan Bircan’a babası Atatürk’ü örnek
gösterdi.
— Atatürk senin yaşındayken sınıfın birincisiydi.
Bircan hemen yanıt verdi:
— Senin yaşındayken de cumhurbaşkanıydı.)
Eşimizin bizi başkasıyla kıyaslamasında yaşayacağımız ruh halini, belki de
vereceğimiz tepkinin nasıl olacağını düşünmeliyiz.
Çocuklarımızın olumlu davranışlarını görmezden gelip sadece olumsuz olanlarını
görüp yermemiz onun bize olan güvenini sarsacaktır.
Okul ile işbirliği içinde olmak çocuğun başarısının artmasında önem arz etmektedir.
İnşallah paylaşımlarımız faydalı olmuştur.
Son olarak Ben bu panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve siz değerli
katılımcılara teşekkür ederim.
*Yakup ALHAN
Milli Eğitim Şube Müdürü
