YAKUP ALHAN

YAKUP ALHAN

AAAA

AİLENİN ÇOCUĞUN ÖRGÜN EĞİTİMDEKİ BAŞARISINA ETKİSİ

20 Aralık 2016 - 11:27

Yakup ALHAN*

(Aile içi eğitim konulu panel sunumu)

AİLENİN ÇOCUĞUN ÖRGÜN EĞİTİMDEKİ BAŞARISINA ETKİSİ

Konu olarak ailenin örgün eğitimde çocuğun başarısına etkisini seçmemin nedeni

yıllardır örgün eğitimin çeşitli kademelerinde görev almış olmamdır. Deyim yerindeyse bu

işin mutfağında yer alıyorum.

ÖRGÜN EĞİTİM NEDİR?

Öncelikle bu kavram üzerinde durmak istiyorum. 1973 yılında çıkan 1739 sayılı milli

eğitim temel kanununun 18. Maddesinde örgün eğitim şöyle tanımlanmaktadır. – Türk milli

eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki anabölümden kurulur.

Örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim

kurumlarını kapsar.

Eğitim bilimci prof.dr. Nurettin FİDAN Okulda Öğrenme ve Öğretme adlı eserinde

Örgün eğitimi şöyle tanımlamaktadır “Örgün eğitim belli bir yaş grubundaki bireylere, Millî

Eğitimin amaçlarına göre hazırlanmış eğitim programlarıyla okul çatısı altında düzenli olarak

yapılan eğitimdir”

Evet, görüldüğü gibi örgün eğitime devam etmek için belirli bazı şartlar var.

Bunlar:

-belirli bir yaş

-milli eğitimin amaçlarına uygun bir program.

-okul çatısı altında

-düzenli olarak yapılması

Buradan şunu söyleyebiliriz örgün eğitim okul hayatının tamamını kapsamaktadır.

ÖRGÜN EĞİTİMDE RESMİ AMAÇ

Toplumlar kendilerine uygun insanı kendilerine özgü eğitim süreci içinde yetiştirirler.

Bu nedenle, onu tesadüflere ve kültürlemenin gelişigüzel etkilerine açık bırakmamışlardır.

Toplumlar insanlara birlikte yaşamanın gerektiğini, toplum bilincini vermek için eğitim

sürecinin amaçlarını ve içeriğini belirlemiş ve onu kontrol altına almışlardır. Bu suretle eğitim

bir kamu hizmeti olarak kurumlaşmıştır.

Ülkemizde de 1739 sayılı milli eğitim temel kanununda Türk milli eğitiminin genel

amaçları üç madde halinde sıralanmıştır:

I – Genel amaçlar: Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin

bütün fertlerini,

1. (Değişik: 16/6/1983 - 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada

ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve

kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve

daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere

dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı

görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak

yetiştirmek;

2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş

bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip,

insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan;

yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve

birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların,

kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi

olmalarını sağlamak; Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve

mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel

kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı,

yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.

Bu amaçlar doğrultusunda ülkemizde örgün eğitimin her kademesinde eğitim ve

öğretim yapılmaktadır.

Tabi bunlar devletin belirlediği ana amaçlar. Bu ana amaçlar doğrultusunda başa gelen

hükümetler yayımladıkları yönetmelikler, genelgeler ve yönergelerle bir şekilde eğitimin nasıl

verileceğini şekillendirilmeye çalışıyorlar. Yeni müfredat programları hazırlayarak uygulama

aşamasında kendi hükümet programları doğrultusunda örgün eğitimin verilmesini sağlıyorlar.

ÖRGÜN EĞİTİMDE ANNE VE BABALARIN AMACI

Her ne kadar devletler toplumdan beklentilerine göre amaçlar oluşturup buna göre

eğitim – öğretim yapmaya çalışsa da anne-babaların da çocuklarından örgün eğitimle birlikte

beklentileri vardır.

Bugün ülkemizde verilen örgün eğitime anne babaların bakış açısı eğitim düzeyinin

artması, kentleşme ve ekonomik seviyenin yükselmesi ile birlikte değiştiği görülmektedir.

Artık çocuk eti senin kemiği benim anlayışına sahip bir anne baba tutumuyla

karşılaşmamaktadır. Aile açısından öğretmen tek başına her şeyi bilen değildir. Aile sadece

okulun çabasının öğrenci başarısı için yeterli olmadığının farkındadır.

İnsanlar anne baba olmanın verdiği değere anlam katmaya başladılar. Dolayısıyla

çekirdek aile ile birlikte azalan çocuk sayısı, çocuğa verilen değeri arttırmıştır. Çocuk artık

gelecek açısından ekonomik bir değer atfedilen konumundan değerli ve korunması gereken

bir varlık olarak görülmeye başlanmıştır.

ANNE-BABALARIN ÇOCUĞUN OKULDAKİ BAŞARISINA ETKİSİ

Ailenin çocuğun eğitimi üzerindeki önemi ve katkısına değinmeden önce klasikleşmiş

bir örnekle başlamak istiyorum.

Üniversiteye gelen bir öğrencinin başarısızlığını irdeleyen hocalar genelde öğrencinin

geldiği liseyi suçlar, liseler ortaokulları, ortaokullar ilkokulları, ilkokullar okulöncesini ve son

olarak okulöncesi öğretmenleri de topu aileye atar.

Peygamber efendimiz aile ilişkilerine ve çocukların yetiştirilmesine büyük önem

vermiştir. O, “Şüphesiz ki bir çoban güttüğü sürüden sorumlu olduğu gibi, kişi de ailesinden,

çoluk çocuğundan sorumlu tutulacaktır.” Şeklinde buyurarak eşlerin birbirlerine ve

çocuklarına karşı sorumlu olduklarını bizlere hatırlatır.

Ünlü filozof Sokrates’in dediği gibi ‘‘Çocukların ilk ve en etkili öğretmenleri anne

–babalarıdır.’’

Çocuğun doğumuyla birlikte karşılaştığı ilk çevresi, aile çevresidir. Ebeveynler

çocukların hem anne babası hem de onların ilk öğretmenleridir. Eğitim ilk olarak bireyin

içinde bulunduğu ailede başlamaktadır. Ailenin bireye sağladığı çevre onun gelişimine yön

vermektedir. Bu yüzden çocuğun gelişiminin seyri ailenin çocuğun ihtiyaçlarını karşılama ve

onu desteklemesiyle doğru orantılıdır

Anne-babalar olarak çocuklarımızı okula gönderdiğimizde haklı olarak onlardan başarı

beklemekteyiz. Bu beklentimizle birlikte şu soruları da kendimize sormamız lazım

-çocuk okulda nasıl başarılı olur?

-çocuğun başarısında rol oynayan faktörler nelerdir?

-anne- baba olarak bize düşen sorumluluklar var mıdır?

Yapılan araştırmalar çocuğun davranışlarını ve okul başarısını etkileyen nedenler

arasında en önemlisinin aile faktörü olduğunu göstermektedir. Çünkü aile ortamı ve ilişkileri

çocuğun sadece okul başarısında değil tüm gelişim evrelerinde etkilidir.

Eğitimci Prof.Dr. İlkay Kasatura “Okul Başarısından Hayat Başarısına” (1991) adlı

araştırmasında şu bilgileri paylaşmaktadır. Başarılı öğrenciler başarılarını en başta kendi

çalışmalarına borçlu olduklarını söylerken, yardımcı etkenler olarak da en önemlisinin aile

olduğunu belirtmektedirler. Başarısız öğrencilerin büyük çoğunluğu ise, başarısızlık nedenleri

olarak ilk sırada aileyi zikretmişlerdir. Bunun en büyük gerekçesi olarak da anne-babanın

sinirli mizaçları nedeniyle evde huzurlu ortamın olmamasını göstermişlerdir. Başarısızlık

nedenleri üzerine yapılan bir başka araştırmada da öğrencilerin %42 gibi büyük bir çoğunluğu

başarısızlıklarını aileden kaynaklanan nedenlere bağlamışlardır.

Eğitim bilimci Prof.Dr. Süleyman ÇELENK okuma-yazma öğretiminde anne

babaların etkisi adlı çalışmasında şu tespitte bulunmaktadır. ‘evde çocuğuna eğitim yardımı

sağlayan ve bu amaçla okul ile yakın işbirliğine giren ailelerin çocuklarının okuduğunu

anlama başarılarının daha yüksek olduğu sonucuna varmıştır.’

Yine bu çalışmada aktarılan bir araştırmada; çocuğuna yakın ilgi gösteren, çocuğunun

çalışma ortamını düzenleyen ve planlayan, çocuğunun başarısını övücü sözlerle destekleyen,

çocuğunun başarısızlığında onu çalışırsan başarılı olursun sözleriyle yüreklendiren anne-

babaların çocuklarının akademik başarılarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

Anne-babanın eğitim durumu, sosyo-ekonomik durumu, aile içi ilişkiler, boşanma, aile

üyelerinden birinin ölümü, anne-babanın çocuğa karşı tutumları, anne-babanın okula karşı

tutumları ve çocuktan okul başarısı beklentileri, çocuğun ders çalışma ortamı gibi hususlar

çocuğun okul başarısını etkilemektedir.

NASIL BİR YOL İZLENMELİ

Anne-babalar çocuklarının eğitimdeki başarılarını artırmak için doğru yöntem ve

teknikler kullanmalılar

Başarı sadece derslerle sınırlı değildir. Onların farklı alanlardaki yeteneklerini,

ilgilerini keşfederek bunları verimli bir şekilde kullanmalarına yardımcı olunmalıdır. Bu

yönlerini ortaya çıkarmak için onu tanımalı ve ona zaman ayırmalıdır.

Okul ile ortak program üzerinde görüş birliği içinde düzenli iletişim içinde bulunan,

bu ortak anlayış içinde çocuğuna eğitim desteği sağlayan velilerin çocuklarının okul

başarılarının daha da yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

Çocuklardan beklentimiz onların kapasitesine uygun olmalı. Aşağıdaki fıkrada olduğu gibi

sınırları zorlamamalı

(Sürtünme katsayısı)

Fizik dersinde öğretmen öğrencilerden birini kaldırıp sormuş:

-“Otobüstesin hava çok sıcak ne yaparsın?”

-“Camı açarım hocam.”

-“Söyle o zaman giren havanın sürtünme katsayısını.”

Bilmiyorum hocam.”

-“O zaman otur sıfır.”

Bu böyle bir değil iki değil bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor. Öğretmen bir

öğrenciyi daha kaldırmış;

-“Oğlum otobüstesin hava çok sıcak ne yaparsın?”

-“Ceketimi çıkarırım hocam.”

-“Ama oğlum çok sıcak.”

-“O zaman gömleğimi de çıkarırım.”

-“Oğlum hava çok çok sıcak…”

Öğrenci dayanamamış:

-“Hocam öleceğimi bilsem o camı açmam…”

Çocuktan beklentimiz onun kapasitesine uygun bir şekilde olmalıdır. Kapasitesinin

üstünde bir performans beklememiz onun dersten soğumasına ve stres yaşamasına sebep olur.

Sınırları zorlamamak gerekir.

Eğitimin vazgeçilmez bir kuralı vardır; rol model olma. Bu eğitimciler için olduğu

kadar anne babalar içinde geçerli bir kuraldır. Çocuklardan beklentilerimizi kendimiz

uygulayarak model olmalıyız.

Çocuğun okuldaki etkinliklerine katılmak, öğretmenlerini ziyaret etmek ailenin

kendisi ile ilgilendiğinin bir göstergesidir.

Ailenin bakım, şefkat ve koruması okul başarısının yükselmesinde önemli bir

faktördür

Çocuğumuzu başkalarıyla kıyaslamadan önce empati yapmalıyız. Aşağıdaki fıkrada

görüldüğü gibi karşılaştırmalar farklı cevap almamıza sebep olabilir.

(Birinciydi

Derslerinde sürekli olarak kırık not alan Bircan’a babası Atatürk’ü örnek

gösterdi.

— Atatürk senin yaşındayken sınıfın birincisiydi.

Bircan hemen yanıt verdi:

— Senin yaşındayken de cumhurbaşkanıydı.)

Eşimizin bizi başkasıyla kıyaslamasında yaşayacağımız ruh halini, belki de

vereceğimiz tepkinin nasıl olacağını düşünmeliyiz.

Çocuklarımızın olumlu davranışlarını görmezden gelip sadece olumsuz olanlarını

görüp yermemiz onun bize olan güvenini sarsacaktır.

Okul ile işbirliği içinde olmak çocuğun başarısının artmasında önem arz etmektedir.

İnşallah paylaşımlarımız faydalı olmuştur.

Son olarak Ben bu panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve siz değerli

katılımcılara teşekkür ederim.

*Yakup ALHAN

Milli Eğitim Şube Müdürü