Bakan Bozdağ': Iğdır'da Müftünün hazırladığı raporu Vali istedi... CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, Iğdır Müftüsü'nün hazırladığı rapor üzerinde ayrıntıyla durdu. Hazırlanan r
Bakan Bozdağ': Iğdır'da Müftünün hazırladığı raporu Vali istedi... CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, Iğdır Müftüsü'nün hazırladığı rapor üzerinde ayrıntıyla durdu. Hazırlanan raporda, "Kürt kesiminden gençlerin ideolojik taleplerini terörize uygulamalarla dile getirdikleri" ve "Azeri-Caferi kesimden de bazı grupların inançsal (mezhepsel) düşüncelerini dini argümanlarla seslendirdikleri görülmektedir" gibi skandal ifad
22 Kasım 2013 - 20:10
Bakan Bozdağ': Iğdır'da Müftünün hazırladığı raporu Vali istedi...
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, Iğdır Müftüsü'nün
hazırladığı rapor üzerinde ayrıntıyla durdu.
Hazırlanan raporda, "Kürt kesiminden gençlerin ideolojik
taleplerini terörize uygulamalarla dile getirdikleri" ve "Azeri-Caferi
kesimden de bazı grupların inançsal (mezhepsel) düşüncelerini dini
argümanlarla seslendirdikleri görülmektedir" gibi skandal ifadeler
kullanılmıştı.
Bunun üzerine Bakan Bozdağ'ın yanıtı ise ilginçti: Müftünün
hazırladığı raporu vali istedi...
Konuşmanın tutanakları aşağıdaki gibidir.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekili arkadaşlar;
öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, muharrem ayına girdik biliyorsunuz, mâhımatem muharrem.
Öncelikle, bu ayda Kerbela şehitleri için, İmam Hüseyin için,
ehlibeyit için, 12 İmamlar için matem orucu tutan yurttaşlarımızın,
canlarımızın oruç ve ibadetleri Hak katında kabul ola diyorum.
Kerbela olayı, biliyorsunuz, Peygamber evladına Fırat'ın suyunun
çok görülerek, orada, tarihin gördüğü en kanlı savaşta, vahşice İmam
Hüseyin ve Peygamber evlatlarının şehit edilmesini anlatır.
Aslında Kerbela bize hep böyle susuz bir çöl gibi gelir, ama
Kerbela susuz bir çöl değil, içinden koskoca Fırat geçmektedir.
Kerbela'nın anlamı, o koskoca Fırat'ın suyundan Peygamber evladının
mahrum bırakılması, bir damla suyun verilmemesi.
Şimdi, işte Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi tam da buna
benziyor aslında, Kerbela'ya benziyor, koskoca bir Fırat'ın suyu gibi
5,5 milyar TL gibi bir bütçe tek bir inanca, ama Alevi cana, o İmam
Hüseyin'i seven, ehlibeyti seven, o yolda gidenlere bir tek kuruş
verilmiyor, bir kuruş verilmiyor.
Bu açıdan, bu bütçe -sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim-
haramdır, İslami açıdan haramdır, insani açıdan, hukuk açısından
zulümdür, haksızlıktır diyorum.
Efendim, işte arkadaşlar söylüyor: "Aleviler de İslam'ın içindedir,
Aleviler İslam'ın bir yorumudur. Buyursunlar gelsinler camiye,
gelsinler benim gibi namaz kılsınlar." Alevi canlar tabii ki asimile
olmak için oraya gelmeyecektir ama biliyorsunuz ülkemizde Azeri Caferi
kesimleri camisi var, camiye gidiyorlar ama müftü efendi ne diyor,
Iğdır Müftüsü: "Aman efendim, bunları hemen Diyanet İşleri
Başkanlığına bağlayalım, asimile edelim."
Sayın Bakan, Iğdır Müftüsü hâlen görevde mi bilmiyorum ama bakın,
o arkadaş orada görev yapamaz artık bu saatten sonra. Soruşturma açtı
Diyanet İşleri Başkanlığı ama göstermelik bir soruşturma olursa bu
işin sonunda olacak olaylardan Diyanet İşleri Başkanlığı sorumludur,
siz sorumlusunuz. Bunu buradan ilan ediyorum. Yani, bağnaz, mezhep
taassubuyla hareket eden bir adam müftülük görevi yapamaz, Diyanet
İşleri Başkanlığını bir ilde temsil edemez. Ne diyor müftü efendi:
"Efendim, Azeri Caferi imamlar, mollalar hurafelerle halkı kandırıyor,
bizim camilerimize gelmesini engelliyorlar." E, sana ne kardeşim? Ya,
hurafeyse hurafe, oraya inanıyorsa oraya... Kime ne? Yani, tek tip
mezhep yaratma, tek tip inanç yaratma diye bir projeniz mi var?
Diyanet İşleri Başkanlığını böyle bir görevi mi var?
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Doğruyu yapma görevi var.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Kime göre doğru?
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Herkese göre doğru.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Size ne ya.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Anayasa'ya göre Diyanet İşleri Başkanlığı
laiklik ilkesi doğrultusunda göre görev yapar. Laiklik ilkesi bütün
inançlara eşit davranmaktır. Efendim size ne? Yani, Caferi öyle namaz
kılıyor, Alevi cemevine gidince "Allah-Muhammed-Ali" deyip zikredecek.
Tek tip Müslüman mı yaratmak istiyorsunuz? Yani, asimile politikası
sizin, bakanlığın ve Diyanet İşleri Başkanlığının bir politikası
mıdır? Bu söyleyin, bilelim, bizde ona göre tedbir alalım. Bu hâliyle
Diyanet İşleri Başkanlığı artık belli tarikatların, belli yobaz
zihniyetlerin kurumu olma durumuna gelmiştir. Diyanet İşleri
Başkanlığının ya kaldırılması ya da acilen revize edilmesi gerekiyor.
Siz hep askerî vesayetten falan bahsedersiniz, askerî vesayet
kaldırıldı falan ama daha ağır bir vesayet, Diyanetin vesayeti
gelmiştir bu ülkeye şu anda. Şu anda en büyük vesayet Diyanettir. Şu
anda cumhuriyetin önündeki en büyük engel Diyanet İşleri
Başkanlığıdır. Bu kurum revize edilmeden, bu kurum değiştirilmeden, bu
zihniyet değiştirilmeden bu ülkede ne insan haklarından ne
demokrasiden ne inanç hürriyetinden bahsedemezsiniz. Bu kadar açık, bu
kadar açık.
Dolayısıyla, Sayın Bakan, lütfen, siz cumhuriyetin bakanısınız.
Anayasa "Diyanet İşleri Başkanlığı laik cumhuriyet ilkeleri
doğrultusunda görev yapar." diyor. Bu görevi tekrar hatırlatın Diyanet
İşleri Başkanına ve yetkililerinize. Ve o müftü hakkında gereğini
acilen yapın, yoksa daha büyük olaylara sebebiyet verebilirsiniz.
Sorunsuz olan, ülkenin savunmasında, millî birlikte, vatanın bütünlüğü
konusunda en çok sorumluluk duygusu olan bu ülkede 3 milyona yakın
Azeri Caferi kesimi problemli hâle getirmekten kastınız nedir? Yani,
müftünün raporunu okuduysanız, bir şey diyor orada, Iğdır'ı analiz
ediyor, diyor ki: "Iğdır'da Şafi Kürt kardeşlerle Azeri Şiiler
tarihten beri bir arada barış içinde yaşamaktadır. Herhangi bir
problem yoktur bunlar arasında. Mezhep itilafı da herhangi bir
probleme neden olmamaktadır. Hatta terör olayları bile husumete neden
olmamaktadır." E, çok güzel; e, olmamaktadır. E, peki ne istiyorsun
müftü efendi, derdin ne? Niye kaşıyorsun kardeşim? Yani, sanki müftü
problem istiyor Iğdır'da. Yani hakikaten...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özgündüz, lütfen tamamlar mısınız.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bakın, Iğdır özel bir yerdir, Iğdır özellikli bir yerdir, 3 ülkeyle
sınırı olan bir yerdir. Böyle bir yerde böyle bir müftünün değil,
gerçekten dini iyi anlayan, mezhep taassubundan uzak, mezheplerin
sadece farklı fıkıh olduğunu bilen, aydın din adamlarına ihtiyaç
vardır. O müftü hakkında gereğinin yapılmasını talep ediyorum ve
dediğim gibi, bu Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin İslami açıdan
haram, insani açıdan zulüm, haksızlık olduğu için ret oyu vereceğimizi
bildiriyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - ... BAŞBAKAN YARDIMCISI
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Iğdır İl Müftüsüyle alakalı değerlendirmeler
yapıldı burada.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Yavuz zalim demektir!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Tabii, Iğdır İl Müftüsü
bir rapor nedeniyle gündeme geldi. Bunun üzerine Diyanet İşleri
Başkanlığı derhâl bir müfettiş görevlendirdi, konuyu incelettiriyoruz,
raporun sonucuna göre de biz hareket edeceğiz, ancak kamuoyunun şunu
bilmesini özellikle istiyorum ki Iğdır İl Müftüsünden böyle bir raporu
Hükûmet olarak biz istemedik.
İki, böyle bir raporu Diyanet İşleri Başkanlığı da istememiştir.
Üç, böyle bir raporu İçişleri Bakanlığı da istememiştir. Bunu
özellikle ifade etmek istiyorum.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - O zaman gerekeni yapın! Müftü istihbarat
görevlisi değil ki, arkadaşları fişlemiş!
İHSAN ÖZKES (İstanbul) - O istemeden rapor yazılır mı ya?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Bu rapor valiliğin
talebi üzerine hazırlanıp gönderilmiş bir rapordur, biz de bu konuyu
inceletiyoruz.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Takip edeceğiz! Müftüyü ve valiyi takip
edeceğiz Sayın Bakan!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Devlet yönetimini
bilenler bilirler ki bir iddia ortaya atıldığı zaman, bunun üzerinde
gereken tahkikat yapıldıktan sonra, yapılması gereken bir şey varsa
yapılır, biz de şu anda bu konuyu inceletiyoruz, bununla ilgili
gereken, efendim, adımı da atacağız, atmamız gereken ne adım varsa onu
da yapacağız, bunun özellikle bilinmesini istiyorum. Bir de Diyanet
İşleri Başkanımızla burada ifadeler kullanıldı, diyanet işleri
teşkilatıyla ilgili ifadeler kullanıldı. Diyanet işleri teşkilatının
bir yobaz kurumu olduğu söylendi ki yani bu lafı ben bu çatı altında
bulunan hiçbir arkadaşıma yakıştıramadığımı özellikle ifade etmek
isterim.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Kim söyledi?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Ali Özgündüz Bey
söyledi efendim. Kendi buradaysa, "Yobaz kurumu olmuştur." dedi. Bu
bir hakaret...
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Hayır...
İHSAN ÖZKES (İstanbul) - Tamamını söyle, çarpıtmayın Sayın Bakan!
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Hayır...
BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar...
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Bakın, Sayın Özgündüz,
ben buradayım.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkenin saygın bir kurumudur, orada
görev yapanlar da haysiyetli, şerefli, aydın, bilge kişilerdir, orada
yobazlar barınmıyor, onun için bu lafı söyleyene, ben, bunu, kusura
bakmasın...
İHSAN ÖZKES (İstanbul) - Siz çarpıtma ustasısınız, onu iyi biliyoruz!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Efendim, açın
tutanakları, getirin, bakın. Yani ben iade ediyorum, bu büyük bir
saygısızlık işin doğrusu.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, Iğdır Müftüsü'nün
hazırladığı rapor üzerinde ayrıntıyla durdu.
Hazırlanan raporda, "Kürt kesiminden gençlerin ideolojik
taleplerini terörize uygulamalarla dile getirdikleri" ve "Azeri-Caferi
kesimden de bazı grupların inançsal (mezhepsel) düşüncelerini dini
argümanlarla seslendirdikleri görülmektedir" gibi skandal ifadeler
kullanılmıştı.
Bunun üzerine Bakan Bozdağ'ın yanıtı ise ilginçti: Müftünün
hazırladığı raporu vali istedi...
Konuşmanın tutanakları aşağıdaki gibidir.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekili arkadaşlar;
öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, muharrem ayına girdik biliyorsunuz, mâhımatem muharrem.
Öncelikle, bu ayda Kerbela şehitleri için, İmam Hüseyin için,
ehlibeyit için, 12 İmamlar için matem orucu tutan yurttaşlarımızın,
canlarımızın oruç ve ibadetleri Hak katında kabul ola diyorum.
Kerbela olayı, biliyorsunuz, Peygamber evladına Fırat'ın suyunun
çok görülerek, orada, tarihin gördüğü en kanlı savaşta, vahşice İmam
Hüseyin ve Peygamber evlatlarının şehit edilmesini anlatır.
Aslında Kerbela bize hep böyle susuz bir çöl gibi gelir, ama
Kerbela susuz bir çöl değil, içinden koskoca Fırat geçmektedir.
Kerbela'nın anlamı, o koskoca Fırat'ın suyundan Peygamber evladının
mahrum bırakılması, bir damla suyun verilmemesi.
Şimdi, işte Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi tam da buna
benziyor aslında, Kerbela'ya benziyor, koskoca bir Fırat'ın suyu gibi
5,5 milyar TL gibi bir bütçe tek bir inanca, ama Alevi cana, o İmam
Hüseyin'i seven, ehlibeyti seven, o yolda gidenlere bir tek kuruş
verilmiyor, bir kuruş verilmiyor.
Bu açıdan, bu bütçe -sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim-
haramdır, İslami açıdan haramdır, insani açıdan, hukuk açısından
zulümdür, haksızlıktır diyorum.
Efendim, işte arkadaşlar söylüyor: "Aleviler de İslam'ın içindedir,
Aleviler İslam'ın bir yorumudur. Buyursunlar gelsinler camiye,
gelsinler benim gibi namaz kılsınlar." Alevi canlar tabii ki asimile
olmak için oraya gelmeyecektir ama biliyorsunuz ülkemizde Azeri Caferi
kesimleri camisi var, camiye gidiyorlar ama müftü efendi ne diyor,
Iğdır Müftüsü: "Aman efendim, bunları hemen Diyanet İşleri
Başkanlığına bağlayalım, asimile edelim."
Sayın Bakan, Iğdır Müftüsü hâlen görevde mi bilmiyorum ama bakın,
o arkadaş orada görev yapamaz artık bu saatten sonra. Soruşturma açtı
Diyanet İşleri Başkanlığı ama göstermelik bir soruşturma olursa bu
işin sonunda olacak olaylardan Diyanet İşleri Başkanlığı sorumludur,
siz sorumlusunuz. Bunu buradan ilan ediyorum. Yani, bağnaz, mezhep
taassubuyla hareket eden bir adam müftülük görevi yapamaz, Diyanet
İşleri Başkanlığını bir ilde temsil edemez. Ne diyor müftü efendi:
"Efendim, Azeri Caferi imamlar, mollalar hurafelerle halkı kandırıyor,
bizim camilerimize gelmesini engelliyorlar." E, sana ne kardeşim? Ya,
hurafeyse hurafe, oraya inanıyorsa oraya... Kime ne? Yani, tek tip
mezhep yaratma, tek tip inanç yaratma diye bir projeniz mi var?
Diyanet İşleri Başkanlığını böyle bir görevi mi var?
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Doğruyu yapma görevi var.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Kime göre doğru?
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Herkese göre doğru.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Size ne ya.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Anayasa'ya göre Diyanet İşleri Başkanlığı
laiklik ilkesi doğrultusunda göre görev yapar. Laiklik ilkesi bütün
inançlara eşit davranmaktır. Efendim size ne? Yani, Caferi öyle namaz
kılıyor, Alevi cemevine gidince "Allah-Muhammed-Ali" deyip zikredecek.
Tek tip Müslüman mı yaratmak istiyorsunuz? Yani, asimile politikası
sizin, bakanlığın ve Diyanet İşleri Başkanlığının bir politikası
mıdır? Bu söyleyin, bilelim, bizde ona göre tedbir alalım. Bu hâliyle
Diyanet İşleri Başkanlığı artık belli tarikatların, belli yobaz
zihniyetlerin kurumu olma durumuna gelmiştir. Diyanet İşleri
Başkanlığının ya kaldırılması ya da acilen revize edilmesi gerekiyor.
Siz hep askerî vesayetten falan bahsedersiniz, askerî vesayet
kaldırıldı falan ama daha ağır bir vesayet, Diyanetin vesayeti
gelmiştir bu ülkeye şu anda. Şu anda en büyük vesayet Diyanettir. Şu
anda cumhuriyetin önündeki en büyük engel Diyanet İşleri
Başkanlığıdır. Bu kurum revize edilmeden, bu kurum değiştirilmeden, bu
zihniyet değiştirilmeden bu ülkede ne insan haklarından ne
demokrasiden ne inanç hürriyetinden bahsedemezsiniz. Bu kadar açık, bu
kadar açık.
Dolayısıyla, Sayın Bakan, lütfen, siz cumhuriyetin bakanısınız.
Anayasa "Diyanet İşleri Başkanlığı laik cumhuriyet ilkeleri
doğrultusunda görev yapar." diyor. Bu görevi tekrar hatırlatın Diyanet
İşleri Başkanına ve yetkililerinize. Ve o müftü hakkında gereğini
acilen yapın, yoksa daha büyük olaylara sebebiyet verebilirsiniz.
Sorunsuz olan, ülkenin savunmasında, millî birlikte, vatanın bütünlüğü
konusunda en çok sorumluluk duygusu olan bu ülkede 3 milyona yakın
Azeri Caferi kesimi problemli hâle getirmekten kastınız nedir? Yani,
müftünün raporunu okuduysanız, bir şey diyor orada, Iğdır'ı analiz
ediyor, diyor ki: "Iğdır'da Şafi Kürt kardeşlerle Azeri Şiiler
tarihten beri bir arada barış içinde yaşamaktadır. Herhangi bir
problem yoktur bunlar arasında. Mezhep itilafı da herhangi bir
probleme neden olmamaktadır. Hatta terör olayları bile husumete neden
olmamaktadır." E, çok güzel; e, olmamaktadır. E, peki ne istiyorsun
müftü efendi, derdin ne? Niye kaşıyorsun kardeşim? Yani, sanki müftü
problem istiyor Iğdır'da. Yani hakikaten...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özgündüz, lütfen tamamlar mısınız.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bakın, Iğdır özel bir yerdir, Iğdır özellikli bir yerdir, 3 ülkeyle
sınırı olan bir yerdir. Böyle bir yerde böyle bir müftünün değil,
gerçekten dini iyi anlayan, mezhep taassubundan uzak, mezheplerin
sadece farklı fıkıh olduğunu bilen, aydın din adamlarına ihtiyaç
vardır. O müftü hakkında gereğinin yapılmasını talep ediyorum ve
dediğim gibi, bu Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin İslami açıdan
haram, insani açıdan zulüm, haksızlık olduğu için ret oyu vereceğimizi
bildiriyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - ... BAŞBAKAN YARDIMCISI
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Iğdır İl Müftüsüyle alakalı değerlendirmeler
yapıldı burada.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Yavuz zalim demektir!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Tabii, Iğdır İl Müftüsü
bir rapor nedeniyle gündeme geldi. Bunun üzerine Diyanet İşleri
Başkanlığı derhâl bir müfettiş görevlendirdi, konuyu incelettiriyoruz,
raporun sonucuna göre de biz hareket edeceğiz, ancak kamuoyunun şunu
bilmesini özellikle istiyorum ki Iğdır İl Müftüsünden böyle bir raporu
Hükûmet olarak biz istemedik.
İki, böyle bir raporu Diyanet İşleri Başkanlığı da istememiştir.
Üç, böyle bir raporu İçişleri Bakanlığı da istememiştir. Bunu
özellikle ifade etmek istiyorum.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - O zaman gerekeni yapın! Müftü istihbarat
görevlisi değil ki, arkadaşları fişlemiş!
İHSAN ÖZKES (İstanbul) - O istemeden rapor yazılır mı ya?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Bu rapor valiliğin
talebi üzerine hazırlanıp gönderilmiş bir rapordur, biz de bu konuyu
inceletiyoruz.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Takip edeceğiz! Müftüyü ve valiyi takip
edeceğiz Sayın Bakan!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Devlet yönetimini
bilenler bilirler ki bir iddia ortaya atıldığı zaman, bunun üzerinde
gereken tahkikat yapıldıktan sonra, yapılması gereken bir şey varsa
yapılır, biz de şu anda bu konuyu inceletiyoruz, bununla ilgili
gereken, efendim, adımı da atacağız, atmamız gereken ne adım varsa onu
da yapacağız, bunun özellikle bilinmesini istiyorum. Bir de Diyanet
İşleri Başkanımızla burada ifadeler kullanıldı, diyanet işleri
teşkilatıyla ilgili ifadeler kullanıldı. Diyanet işleri teşkilatının
bir yobaz kurumu olduğu söylendi ki yani bu lafı ben bu çatı altında
bulunan hiçbir arkadaşıma yakıştıramadığımı özellikle ifade etmek
isterim.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Kim söyledi?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Ali Özgündüz Bey
söyledi efendim. Kendi buradaysa, "Yobaz kurumu olmuştur." dedi. Bu
bir hakaret...
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Hayır...
İHSAN ÖZKES (İstanbul) - Tamamını söyle, çarpıtmayın Sayın Bakan!
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Hayır...
BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar...
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Bakın, Sayın Özgündüz,
ben buradayım.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkenin saygın bir kurumudur, orada
görev yapanlar da haysiyetli, şerefli, aydın, bilge kişilerdir, orada
yobazlar barınmıyor, onun için bu lafı söyleyene, ben, bunu, kusura
bakmasın...
İHSAN ÖZKES (İstanbul) - Siz çarpıtma ustasısınız, onu iyi biliyoruz!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Efendim, açın
tutanakları, getirin, bakın. Yani ben iade ediyorum, bu büyük bir
saygısızlık işin doğrusu.






YORUMLAR