Biz Oğuzoğullarıyız

Biz Oğuzoğullarıyız
11 Şubat 2025 - 20:20
Biz Oğuzoğullarıyız
         Bu ifade Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri lise yıllarında yazdığı şiirin
başlığıdır. Fen dersleri de oldukça iyi olan Mustafa Kemal’e edebiyat öğretmeni bu
şiiri üzerine “Sen ileride çok iyi bir asker olacaksın, şiire devam etmeni istemiyorum”
der.
               Biz biliyoruz ki Mustafa Kemal’in tarih dersleri de çok iyiydi. Okulda verilen
tarih bilgisinden daha fazlasına sahipti. Biz Oğuzoğullarıyız şiiri de engin tarih bilgisini
bize gösteriyor. Atatürk, “Tarih akar gelir, bir yerden kesilmez” demişti. Milat denilen
tarihin sıfırlanmasını kabul etmiyordu.
            Peki, kimdi kendilerini tarihe yazdıran bu Oğuzlar? Devlet kurmadan
kendilerini tarihe yazmak mümkün müydü? Devlet kurmak ordu kurmayla başladığına
göre, ordu ise halkını düşmandan korumak için kurulacağına göre hangi düşmana
karşı ordular kuruyorlardı? Birleşik ordular kurdular, onluk sistem oluşturdular, altın
ordular kurdular, gizli çalıştılar ve MÖ 88’de bir bahar akşamı tüm Anadolu’dan tefeci
bankerleri sildiler, 22 Oğuz boyundan 8 büyük ordu kurup Roma ile 48 yıl savaştılar,
kimdi bunlar?
                             Töre anayasaydı. Borç almayacak, kuman yaşayacak, ordu kuracaktı…
Oğuzlu devlet töresi ordu kurma töresidir, bir kere bunu not edelim. Halkına kol
kanat germek için ordu kurulur. Büyük şahlanışlarda (uyanışlarda) ve kutlamalarda
Oğuz davulları çalınır. Bu töreyi en son 27 Aralık 1919’da tarihe yazdık; Atatürk’ün
Hacıbektaş’tan Ankara’ya gelişinde, Dikmen Kızılcabayır’dan Oğuzkırı’na indikleri
yerde Oğuz ateşleri yakıldı ve Mustafa Kemal’i karşılamaya 70 zurna ile 300 kös
davulu çalındı.
               Oğuz davulu öküz (Oğuzca Oçuz) derisinden yapıldığı için bu davullara
KÖS/KOS (Oğuzca Ços davulu) denir. Oğuz(Okhus) ile Kos sesdeştir ve buradan
tarihteki Sele-u KOS devlet adına ulaşırız. Akmenid Oğuzlu İmpartorluğunun
yıkılmasıyla kurulan, başkenti Silifke (Selevkia) olan, Toros dağlarından Filistin’e
uzanan, Ankara’dan Mısır’a kadar, Bereketli Hilal topraklarını kucaklayan coğrafyanın
egemen devleti, SELEV-KOS’lar. Ortasında Şam ve bilim şehri Palmira vardı. Adının
açılımı KOS Ulusu, ya da Oğuz Güneşi olur. Bilim başkenti Şam’dı. Eski adı Dimaz-
Kos açılımında keza KOS adını görebiliyoruz.
              Şam’daki Emeviye camisi, Selev-Kos kralı Gelini-Kos (Gelini Oğuz) tarafından,
Sinop’tan gelin aldığı Başoğuzlu prenses Ladike (IV.Mitridate’nin kızı) onuruna
yapılmıştır. Güneş sembollü Oğuzların Gök Bilimevi olarak yaptığı bu binayı MS.70
yılında Kudüs’ü ve Şam’ı işgal eden Yahudi tefeci korsanlar burayı Sinagog yaptılar
ve kulelerden birini soydukları mücevher kasalarını muhafaza için kullandılar. Bu
dönem kısa sürdü, çünkü Çerkezyalı Oğuzoğulları Sasani bilim uygarlığını kurdular,
tefeciliği bitirdiler ve Urfa merkezli bir Türkmeneli eyaleti kuruldu ve Palmira kralı
Niğdeli Doğan Bey ile kraliçe Leyla Zeynep Sultan tarih sahnesine çıktı.

               Başoğuzlu İmparator VI.Mitridates’in kolundan Leyla Zeynep Sultan’ın 14
Şubat 273 yılında esir götürüldüğü Roma’da öldürülmesiyle beraber Roma kralı
Glaudio tüm Roma erkeklerini Oğuz bilimevlerini yıkmak üzere Anadolu’ya gönderdi;
Leyla Zeynep’in yaptırdığı Ankara Avgusto bilimevi, Adana Tuana Kütüphnesi,
Kemerhisar Apollonius Bilimevi, Niğde Gümüşler Şifayurdu, Dimazkos Gökbilimevi,
Palmira bilim şehri, Petra ve İskenderiye Kütüphanesi, yakıldı yıkıldı, perişan edildi.
Romalı tarihçilerin Güneş Tapınağı dediği Şam Gökbilimevi de o zaman kilise oldu.
Hatta İskenderiye’de Tokatlı Matematikçi bilim kadını Opacia yakılarak öldürüldü ve
buna da Hıristiyan Kıptiler yaktı diye kılıf uydurdular.
          Değerli okurlarım, konuyu Suriye topraklarının yağmalanmasına getireceğim.
Ancak bu yağmaya birilerinin iştahını kabartmak için önce bilimin yok edilmesi ve
İslam adına insan öldürmeye şartlandırılması gerekiyordu ve adım adım İsrail işgaline
taşlar döşendi.
                “Biz Oğuzoğullarıyız” yazı dizisine başlama nedenim içimi saran hüzün…
Şam’da 2012’de bugün Emeviye camisi denilen Oğuz Güneşi Gökbilimevinde
şükür namazı kılmış bir kişi olarak içime düşen hüznü ancak buraların tarihini yazarak
atabilirim. Bugün ülkemizde ve dünyada eğitimin bilim rayından çıkartılarak
gericileştirilmesi ile tarihte Anadolu’da OĞUZLU bilimevlerinin tahrip edilmesi
arasında önemli benzerlikler görüyorum. Küresel oligarklar borç veremedikleri
kamucu sistemleri yıkıyor, Suriye de bunun için yıkılıyor. Çiller hanım Sümerbank’ı
satarken “son sosyalist kaleyi de yıktık” derken boşa dememişti. Bize “es es 1”
modeli uyguladılar. Yoksa, tarihteki gibi Yahudi bankerler borç veremedikleri kamucu
ülkeleri düşman ilan ederler, eğer teslim olmazlarsa “es es 2” modeliyle saldırır
yıkarlar. Huyları hiç değişmedi.
           Şam ile Ankara aynı Oğuz köklerine sahiptir. Sembollerimiz aynen duruyor.
Paramızda buğday vardır. Suriye parasında Sasani/Çeçen kraliçe Leyla Zeynep
Sultan ve Hilal vardır. Selevkos Oğuzlu devletinin sembollerinde de tıpkı Ankara Hitit
Güneşi gibi; boğa ve geyik, kursun üzerinde üç noktalı “ant içme” sembolleri görürüz.
Şam, Dimaz-Kos, eğer İsrail işgali altına düştüyse ve bu işgalde Sirkasyalı
(Başoğuzlu) yoksul Çeçen/Sasani gençleri öne sürüldüyse, Sasani kraliçemiz Azize
Leyla Sultan gözyaşlarına boğulmuştur. Artık Kudüs’te kimse Aksa (Oğuz) Mescidini
koruyamaz.
           Tarih boyunca Romalı tefecilerle savaşan bütün Oğuzoğlu krallarımız ağlıyor
şimdi. Yahudi tefecileri ülkesinden kovan Kuruşlar, Darius Oğuzlar, Mitridateler
ağlıyor, Nemrut’un başında Galinikos ağlıyor, Mısır’da Baybars ağlıyor, Kutuz ağlıyor,
Selahattin Eyyubi ağlıyor ve vasiyetinde bir daha Yahudi tefeciden borç almayın
yoksa başa dönersiniz diyen Sevgili Peygamberimiz ağlıyor. KOS yurdu Suriye
topraklarında ne var ne yoksa hepsi küresel tefecilerin eline geçecek, nasıl
ağlamasınlar.
         Tarihte tefecileri kendi yurdunda barındırmayan tüm Oğuz beyleri gibi, sevgili
yurdumuzun son Oğuzlu direniş kumandanı olan, bize borçsuz anayasa ve borçsuz
ülke bırakan başkomutan Mustafa Kemal Atatürk de ağlıyor şimdi. Nasıl ağlamasın,
parçalanma sırası bize geliyor.
Yeniden nasıl doğduk küllerimizden, yazacağız, tarih bitmedi.
Mahiye Morgül
14.12.2024 -Rize

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Alev Koçak
    6 gün önce
    Malesef geç ama iyi ki bugun tesadüf gibi gorunen (asla tesaduf olmayan) bir sekilde bu muhtesem yazınızla kavustum acaba bu gunler için tekrar revize edip daha cok bilgi paylasır mısınız?.. cook tsk ederiz.