Yolgeçen hanı Iğdır

Yolgeçen hanı Iğdır ABD'nin dünya üzerinde uyguladığı en büyük stratejisi nedir niye sorsam, eminim ki hep bir ağızdan şu kelimeler telaffuz edecektir. Böler, parçalar, yönetir ve sömürür. İşte Iğdır böyle bir durumda, birileri bölüyor, parçalıyor, yönetiyor ve sömürüyor. Bu olumsuzluğu, yürütmeyi sevk ve idare eden hiç şüphesiz ki siyasilerdir. Hem vebal olarak sorumluluk altındadırlar, hem de tarih eğer bir gün

29 Mart 2015 - 13:32
Yolgeçen hanı Iğdır

                ABD'nin dünya üzerinde uyguladığı en büyük stratejisi nedir niye sorsam, eminim ki hep bir ağızdan şu kelimeler telaffuz edecektir.  

                Böler, parçalar, yönetir ve  sömürür.

                İşte Iğdır böyle bir durumda, birileri bölüyor, parçalıyor, yönetiyor ve sömürüyor.

                Bu olumsuzluğu, yürütmeyi sevk ve idare eden hiç şüphesiz ki siyasilerdir.

                Hem vebal olarak sorumluluk altındadırlar, hem de tarih eğer bir gün yargılayacak olursa o gün ilk yargılanacak olanlardır.

                Iğdır'ın Türk'ü de, Kürdü' de zavallı insanlardır.  Her zaman birileri sırtlarına basıp, ekmeklerini ellerinden alır onlarda oturup seyrederler.

                Biri Kürt'tür, ne de olsan bizdendir der sesini çıkarmaz, diğeri Türk'tür, ne de olsa   bizdendir der sesini çıkarmaz.

                Bu iki ırkın dışa vurulmayan ancak zihinleri  gerisinde muhafaza ettikleri  garip, anlamsız bölge milliyetçiliğinden uzak tutumları, Iğdır'ın sahipsiz YOLGEÇEN HANI  olmasına vesile teşkil etmektedir.

                Haliyle bu yaklaşım tarzı, bizlerin farkında olmadan mevziler kaybettiğimize, en üst seviyede varlıklarımızı yitirmemize, ekonomik ve kültürel  anlamda gittikçe gerilememize vesileler teşkil etmektedir.

                Siyasi görüşü ne olursa olsun, Iğdır'lı, Iğdır'lı olmalıdır.

                Iğdır dışında yaşayan Iğdırlıların birbirileri ile olan dayanışması Iğdır'da da olmalıdır.

                Ne hikmetse  tabanda Azerisiyle-Kürdüyle hiçbir sorun yaşamayan Iğdırlılar , tavanda şehri yönetmeye talip olanlar tarafından hep sorun, çekişme, öteleme, dışlama sorunu yaşıyorlar.

                Iğdır'ın yerli Kürt'ü ve Azeri'sin de istisnalar olsa da, dışarıdan gelenler ırkçılığa daha çok meyil etmekte, ayrımcı davranmakta, bu şehirde yaşayan ancak kendi ırkından olmayanları yok hükmünde saymaktadırlar. Yani bir anlamda böl, parçala, yönet ve sömür taktiği uygulanmaktadır.

                Iğdır'da bunca okul, yol, hastane, vs. inşaat ihale edildi. Birini de mi Iğdır'lı bir firma alamazdı.  Kurumlar binlerce kalem tüketim malı alıyorlar. Bu ihtiyaçlarını yerelden temin etseler ve burada ki firmaları kalkındırsalar fenamı olur? Adaletli ihaleye çıksalar, adam kayırmasalar, partizanca, ırkçı düşünmeden hakkaniyetle işlerini yerelde yaptırsalar fena mı olur? Babalarının işyerinde gösterdikleri hassasiyeti, başında bulundukları kurumda gösteriyorlar  mı acaba? Kendi öz işlerinde oldukları gibi, başında bulundukları kurumda da hassas olamazlar mı?

                Sevgili okuyucular, Vasıflı süreli yayın yapan 5 gazetemiz bulunmaktadır.  Iğdır ve Iğdırlının genel sorunlarını her fırsatta dile getiriyor, yorumluyoruz. Bu yazdıklarımızın halkta elbette ki karşılığı vardır. Bunu okuyan iş adamından, işçisine herkesin duyarlı olması, ilgili ve yetkilileri uyarması, Iğdır'ın sahipsizliğini dile getirmesi ve IĞDIR'IN BİR YOL GEÇEN HANI olmadığını haykırması gerekmektedir.

                Yok eğer ki bu benim Azerim, yanlışı da benim, doğrusuda benim, bu benim Kürdüm yanlışı da benim, doğrusuda benim denilirse el alem gelir elinizdeki ekmeği götürür, sizin sırtınıza basarak sömürür giderler.

                Hiç kimse bu realiteyi yok sayamaz. Iğdır'lı bir Kürt veya Türk ne Van'da, ne Erzurum'da, ne Ağrı'da, ne Kars'ta  gidip ihale alamaz. Etkin bir kurumda müdür olamaz, olsa da söz sahibi olamaz.

                Evet biz misafirperver bir toplumuz, dışarıdan  Iğdırımıza  gelen misafirleri bağrımıza basıyor  ve hiçbir şekilde yabancılık çektirmiyoruz. Ama o dışarıdan gelenlerin bazıları bir zaman sonra öyle bir öz güven sahibi oluyorlar ki, makamlarında parti başkanını bile tartaklamaya yelteniyorlar.

                Bu fotoğraf aslında Iğdır'ın ne hallerde olduğunun fotoğrafıdır. Söylersin gönül koyarlar, söylemezsin aptal yerine koyarlar. Onun için susmanın, olayları alttan almanın anlamı yok, var ise bir olumsuzluk bunu dile getirmek ve ilgilileri uyarmak, kamuoyunu bilgilendirmek, uyuyan halkın uyanmasını sağlamak gerekir.

                Hiç kimse birilerinin aklıyla alay etmesin. Ak Parti iktidarı elinde bulunan siyasi gücünü Iğdır halkının kalkınması için kullanmalıdır. Iğdır halkını, esnafını, iş adamını yok etmeye, ötelemeye, çalışanlara dur demesini bilmelidir.  

                İsmail Aras, Cabbar Şıktaş, , Erham Hacıkasımoğlu, Mehmet Toka 

YORUMLAR

  • 0 Yorum