Malik AKŞİT'ten ÇİN ZULMÜNE KARŞI BOYKOT ÇAĞRISI
Malik AKŞİT’ten ÇİN ZULMÜNE KARŞI BOYKOT ÇAĞRISI Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Iğdır İl Başkanı Malik AKŞİT Çin zulmünü protesto etmek adına boykot çağrısı yaptı. Akşit açıklamalarında şunları kaydetti: Türkiye’nin ve Iğdır’ın en büyük sivil toplum kuruluşu olarak üzerimize düşen vazifenin bilincindeyiz ve diyoruz ki; Doğu Türkistan'daki Çin zulmüne "DUR" demek, zulmü kınamak için “BOYKOT” çağrısı yapıyoruz. Önce şunu belirtmeliyim ki; Müslüman Uygur Türkleri toprakları ve vatanları
02 Temmuz 2015 - 14:33 - Güncelleme: 02 Temmuz 2015 - 20:46
Malik AKŞİT’ten ÇİN ZULMÜNE KARŞI BOYKOT ÇAĞRISI
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Iğdır İl Başkanı Malik AKŞİT Çin zulmünü
protesto etmek adına boykot çağrısı yaptı.
Akşit açıklamalarında şunları kaydetti:Türkiye’nin ve Iğdır’ın en büyük sivil toplum kuruluşu olarak üzerimize düşen
vazifenin bilincindeyiz ve diyoruz ki;Doğu Türkistan'daki Çin zulmüne "DUR" demek, zulmü kınamak için
“BOYKOT” çağrısı yapıyoruz.Önce şunu belirtmeliyim ki; Müslüman Uygur Türkleri toprakları ve vatanları
Doğu Türkistan’daki şanlı direnişlerini 257 yıldan beri büyük bir cesaret,
kahramanlık örnekleri ile dolu ve başarı ile sürdürmekte. Müslüman Uygur
Türkleri bu kutsal mücadelesini Doğu Türkistan Hür ve Bağımsız olana ve bu
topraklarda İlahikelimetullah cari olana kadar sürdürmeye azimli ve kararlıdır.
Selam olsun Uygurlu kardeşlerimize, selam olsun şanlı direnişe, lanet olsun
faşist Çin’e…
15 gündür Çinli faşist askerler bölgeyi tamamen kuşatma altına aldı. Yüreğimiz
yaralı. Gönül rahatlığıyla iftar edemiyoruz.Türkistan’da Oruç tutmak da yasak…
Başörtülü kadınlar taciz ediliyor, keyfi bir şekilde gözaltına alınıyor..
Kur’an eğitimi engelleniyor, 500 bin civarında çocuk zorla ideolojik eğitimlere
tabi tutuluyor..Çin hükümeti, farklı Türkçe lehçelerinde konuşan yerli halkı Çinceyi
kullanmaya zorlayarak asimilasyon politikaları uyguluyor.
Mal varlıklarına keyfi bir şekilde el konuluyor, seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor.
Türkistanlı kadınlar, “plan dışında” hamile kaldıklarında hamileliklerinin son
günleri dahi olsa mecburi kürtaja tabi tutuluyor. Nüfus planlaması dışında olan
çocukların gizli olarak dünyaya getirilmesi hâlinde ise aileler çok yüksek maddi
cezalara maruz kalıyor, doğum yapan kadın veya eşi memur ise bu kişinin
görevine son veriliyor.
Bu hukuksuzluklara, zulümlere, yasaklara ve baskılara itiraz edenler evlerinden
alınıyor, demokratik eylem hakkını kullananlar sokak ortasında öldürülüyor.
İşkenceler ve idamlar ise aralıksız sürüyor.
Halka önder olabilecek kapasitedeki bazı Alimler de zehirlenerek öldürülüyor.
Kapalı devre zulümler devam ederken dünyanın sessizliğinden cesaret alan Çin
her güne yeni bir katliam ile başlıyor. 15 günde Çin’in resmi verilerine göre
onlarca, insan hakları kuruluşlarına göre yüzlerce Müslüman yaşamını yitirdi,
binlercesi cezaevine konuldu. Kahrolsun faşist Çin, kahrolsun bu zulme
gözlerini kapatanlar.
Yardım kuruluşlarının dahi bölgeye girmesi engellenmekte, bölgeden sağlıklı
haber alınamamaktadır. Bölgenin dünya ile bağının kesilerek bu şekilde
karantinaya alınması, durumun vahametiyle ilgili endişelerimizi arttırmaktadır.
Çin, Doğu Türkistan’da olup bitenleri, gerçek haber ve bilgilerin üstünün zorla
örttürmektedir. Kendi güdümündeki medya’yı müthiş derecede dizginleyerek
kör ve sağır duruma getirmektedir. Gerçekleri kontrol ederek ustaca ve sinsice
gizlemektedir. Çin’in bu sahtekârlığı bütün dünyaca bilinmektedir.
Çin hükümetinin soykırıma dönüşen uygulamaları, her yıl yüzlerce
Müslüman’ın hayatını kaybetmesiyle son buluyor.. Dünya bu soykırıma, bu
insanlık zulmüne, bu alçaklığa ve vahşete seyirci kalarak, ortak
oluyor. Adaletsizlik, hukuksuzluk bunların kanına işlemiş. Yaşanan zulümler
karşısında uluslararası kamuoyunu her zamanki gibi üç maymunu oynuyor.
Doğu Türkistan söz konusu olunca vicdanını duvara asanları kınıyoruz. Tüm
dünya sussa da biz susmayacağız! Yeryüzünde tek başımıza bile kalsak
mazlumun ve mağdurun yanında yer almaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Onların
haklarını savunmaktan katiyen geri durmayacağız. Büyük Memur-Sen ailesi
olarak biz var oldukça Doğu Türkistan zulmünü, Gazze katliamlarını, Mısır ve
Arakan’da yaşanan hukuksuzlukları gözlerine sokmaya devam edeceğiz.
Gözlerinizi kapayarak vicdanlarınızın sizi rahat bırakmasına asla müsaade
etmeyeceğiz.
Buradan faşist Çin’e sesleniyoruz; Doğu Türkistan’a baskı uygulamaktan,
vicdanları yaralamaktan, insan haklarını çiğnemekten, din ve vicdan hürriyetini
gasp etmekten bir an önce vazgeç… Yeter artık. Uyarıyoruz! Akıttığınız kanda
boğulacaksınız Hiç bir zulüm ebedi değildir. Aklınızı başınıza alın.
Bir çağrımızda insanlığa;
Bu zulme “DUR” demek için tüm vicdan sahiplerini ayağa kalkmaya, Çin zulmü
son bulana kadar bir daha oturmamaya davet ediyoruz. Bugün Çeçenistan’ın
Ruslardan gördüğü zulmü, Doğu Türkistanlılar Çinlilerden görmektedir. Dünya
ise bu zulme göz yummaktadır. Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir
sorunu olarak görülmemeli ve vicdan sahibi insanlar bu meseleyi
sahiplenmelidir…
Doğu Türkistan’da ki vahşet, alçaklık ve soykırımı protesto etmek için
“BOYKOT” çağrısı yapıyoruz. Çin, Doğu Türkistanlılara esir muamelesi
yapmakta ve onlara türlü zulümleri reva görmektedir. Faşist Çin hükümeti,
Doğu Türkistan’da Uygur nüfusunu azaltarak bölgeyi Çinlileştirmektir. Susacak
mıyız? Haydi ilk önce “Boykot” ile başlayalım. Çin mallarına yönelik kapsamlı
bir boykotla, yaşananların hesabını sormaya başlayalım. “Çin malına hayır”
diyerek, tepkimizi gösterelim, Doğu Türkistan'daki soydaşlarımıza Faşist Çin
zulmünü protesto için ve boykot için harekete geçelim.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Iğdır İl Başkanı Malik AKŞİT Çin zulmünü
protesto etmek adına boykot çağrısı yaptı.
Akşit açıklamalarında şunları kaydetti:Türkiye’nin ve Iğdır’ın en büyük sivil toplum kuruluşu olarak üzerimize düşen
vazifenin bilincindeyiz ve diyoruz ki;Doğu Türkistan'daki Çin zulmüne "DUR" demek, zulmü kınamak için
“BOYKOT” çağrısı yapıyoruz.Önce şunu belirtmeliyim ki; Müslüman Uygur Türkleri toprakları ve vatanları
Doğu Türkistan’daki şanlı direnişlerini 257 yıldan beri büyük bir cesaret,
kahramanlık örnekleri ile dolu ve başarı ile sürdürmekte. Müslüman Uygur
Türkleri bu kutsal mücadelesini Doğu Türkistan Hür ve Bağımsız olana ve bu
topraklarda İlahikelimetullah cari olana kadar sürdürmeye azimli ve kararlıdır.
Selam olsun Uygurlu kardeşlerimize, selam olsun şanlı direnişe, lanet olsun
faşist Çin’e…
15 gündür Çinli faşist askerler bölgeyi tamamen kuşatma altına aldı. Yüreğimiz
yaralı. Gönül rahatlığıyla iftar edemiyoruz.Türkistan’da Oruç tutmak da yasak…
Başörtülü kadınlar taciz ediliyor, keyfi bir şekilde gözaltına alınıyor..
Kur’an eğitimi engelleniyor, 500 bin civarında çocuk zorla ideolojik eğitimlere
tabi tutuluyor..Çin hükümeti, farklı Türkçe lehçelerinde konuşan yerli halkı Çinceyi
kullanmaya zorlayarak asimilasyon politikaları uyguluyor.
Mal varlıklarına keyfi bir şekilde el konuluyor, seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor.
Türkistanlı kadınlar, “plan dışında” hamile kaldıklarında hamileliklerinin son
günleri dahi olsa mecburi kürtaja tabi tutuluyor. Nüfus planlaması dışında olan
çocukların gizli olarak dünyaya getirilmesi hâlinde ise aileler çok yüksek maddi
cezalara maruz kalıyor, doğum yapan kadın veya eşi memur ise bu kişinin
görevine son veriliyor.
Bu hukuksuzluklara, zulümlere, yasaklara ve baskılara itiraz edenler evlerinden
alınıyor, demokratik eylem hakkını kullananlar sokak ortasında öldürülüyor.
İşkenceler ve idamlar ise aralıksız sürüyor.
Halka önder olabilecek kapasitedeki bazı Alimler de zehirlenerek öldürülüyor.
Kapalı devre zulümler devam ederken dünyanın sessizliğinden cesaret alan Çin
her güne yeni bir katliam ile başlıyor. 15 günde Çin’in resmi verilerine göre
onlarca, insan hakları kuruluşlarına göre yüzlerce Müslüman yaşamını yitirdi,
binlercesi cezaevine konuldu. Kahrolsun faşist Çin, kahrolsun bu zulme
gözlerini kapatanlar.
Yardım kuruluşlarının dahi bölgeye girmesi engellenmekte, bölgeden sağlıklı
haber alınamamaktadır. Bölgenin dünya ile bağının kesilerek bu şekilde
karantinaya alınması, durumun vahametiyle ilgili endişelerimizi arttırmaktadır.
Çin, Doğu Türkistan’da olup bitenleri, gerçek haber ve bilgilerin üstünün zorla
örttürmektedir. Kendi güdümündeki medya’yı müthiş derecede dizginleyerek
kör ve sağır duruma getirmektedir. Gerçekleri kontrol ederek ustaca ve sinsice
gizlemektedir. Çin’in bu sahtekârlığı bütün dünyaca bilinmektedir.
Çin hükümetinin soykırıma dönüşen uygulamaları, her yıl yüzlerce
Müslüman’ın hayatını kaybetmesiyle son buluyor.. Dünya bu soykırıma, bu
insanlık zulmüne, bu alçaklığa ve vahşete seyirci kalarak, ortak
oluyor. Adaletsizlik, hukuksuzluk bunların kanına işlemiş. Yaşanan zulümler
karşısında uluslararası kamuoyunu her zamanki gibi üç maymunu oynuyor.
Doğu Türkistan söz konusu olunca vicdanını duvara asanları kınıyoruz. Tüm
dünya sussa da biz susmayacağız! Yeryüzünde tek başımıza bile kalsak
mazlumun ve mağdurun yanında yer almaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Onların
haklarını savunmaktan katiyen geri durmayacağız. Büyük Memur-Sen ailesi
olarak biz var oldukça Doğu Türkistan zulmünü, Gazze katliamlarını, Mısır ve
Arakan’da yaşanan hukuksuzlukları gözlerine sokmaya devam edeceğiz.
Gözlerinizi kapayarak vicdanlarınızın sizi rahat bırakmasına asla müsaade
etmeyeceğiz.
Buradan faşist Çin’e sesleniyoruz; Doğu Türkistan’a baskı uygulamaktan,
vicdanları yaralamaktan, insan haklarını çiğnemekten, din ve vicdan hürriyetini
gasp etmekten bir an önce vazgeç… Yeter artık. Uyarıyoruz! Akıttığınız kanda
boğulacaksınız Hiç bir zulüm ebedi değildir. Aklınızı başınıza alın.
Bir çağrımızda insanlığa;
Bu zulme “DUR” demek için tüm vicdan sahiplerini ayağa kalkmaya, Çin zulmü
son bulana kadar bir daha oturmamaya davet ediyoruz. Bugün Çeçenistan’ın
Ruslardan gördüğü zulmü, Doğu Türkistanlılar Çinlilerden görmektedir. Dünya
ise bu zulme göz yummaktadır. Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir
sorunu olarak görülmemeli ve vicdan sahibi insanlar bu meseleyi
sahiplenmelidir…
Doğu Türkistan’da ki vahşet, alçaklık ve soykırımı protesto etmek için
“BOYKOT” çağrısı yapıyoruz. Çin, Doğu Türkistanlılara esir muamelesi
yapmakta ve onlara türlü zulümleri reva görmektedir. Faşist Çin hükümeti,
Doğu Türkistan’da Uygur nüfusunu azaltarak bölgeyi Çinlileştirmektir. Susacak
mıyız? Haydi ilk önce “Boykot” ile başlayalım. Çin mallarına yönelik kapsamlı
bir boykotla, yaşananların hesabını sormaya başlayalım. “Çin malına hayır”
diyerek, tepkimizi gösterelim, Doğu Türkistan'daki soydaşlarımıza Faşist Çin
zulmünü protesto için ve boykot için harekete geçelim.







YORUMLAR