AZİZ HALKIMIZA Allah'ın adıyla…
AZİZ HALKIMIZA Allah’ın adıyla… “(Ey Peygamber) Şüphesiz sen yüce bir ahlaka sahipsin.” (Kalem/4) “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler” (İsra/53) İnancımıza göre bir Müslüman ya dinden hükümler çıkaracak derecede alim, ya da böyle olan alimlere, ki biz bunlara müçtehid diyoruz, mukallid olmak zorundadır. Yani Müçtehidler, “Rabbani Alimler” olarak Allah’ın buyruklarına uymamız ve onları tanıyıp bilmemiz açısından çok önemli bir konumda bulunmaktadırlar. Hz. Mehdi (A.F.)’nin g
14 Kasım 2014 - 13:16
AZİZ HALKIMIZA
Allah’ın adıyla…
“(Ey Peygamber) Şüphesiz sen yüce bir ahlaka sahipsin.” (Kalem/4)
“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler” (İsra/53)
İnancımıza göre bir Müslüman ya dinden hükümler çıkaracak derecede alim, ya da böyle olan
alimlere, ki biz bunlara müçtehid diyoruz, mukallid olmak zorundadır. Yani Müçtehidler, “Rabbani
Alimler” olarak Allah’ın buyruklarına uymamız ve onları tanıyıp bilmemiz açısından çok önemli bir
konumda bulunmaktadırlar. Hz. Mehdi (A.F.)’nin gaybetinde de, yine bizzat O’nun (A.F.) işaretiyle
kendilerine uymamız emredilen ve “Masum İmamın naipleri” makamında oldukları önemle
vurgulanan Müçtehidlerimize itaat, mektebimizin önemle vurguladığı bir husustur.
Hal böyle iken, son günlerde hem de kendisini “alim” olarak tanıtan bazı zevat tarafından
Mektebimizin iki güzide Müçtehidi olan Ayetullah-el Uzma Seyyid Ali Hamanei ve Ayetullah el
Uzma Seyyid Ali Sistani’ye ahlak dışı ifadelerle saldırıldığı müşahede edilmiştir. Üstüne üstlük,
Müçtehitlerimize, bu ifadesinden dahi hicap duyduğumuz aşağılık saldırı, Peygamber mirası
minberden yapılmıştır… Bizzat Müçtehitlerimizin isimleri zikredilerek yapılan bu ahlaksız ve
hayâsız saldırı, hepimizi derinden yaralamıştır. Ahlaktan nasibini almamış, Yukarıda zikrettiğimiz
Kur’an ayetlerinde vurgulanan vasıflardan zerre dahi taşımayan bu zevatın sözleri, aslında nasıl
bir şahsiyete sahip olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü Emir’ul Mü’minin Ali’nin (a.s.)
buyurduğu gibi, kişi dilinin altında saklıdır. Bu zevat da bu talihsiz konuşmaları ile aslında kendi
vasıflarını açığa çıkarmış, kendilerini açık etmişlerdir. Aziz müçtehitlerimize yaptıkları saldırı,
elbette onların yüce şanından bir zerre dahi eksiltmemiş, ama “kötü söz sahibinindir” sözü
mucibince, halkımız nezdinde de “kötü söz sahiplerinin” iğrenç vasıfları aşikar olmuştur…
İslam düşmanlarının saldırısı sonucu sağ elini kaybeden büyük müçtehitlerimizden Ayetullah
Seyyid Ali Hamanei’nin bu durumunu “alay ve küfür” vesilesi yapan bu zihniyet, Allah yolunda bir
uzvunu kaybedenlere “gazi” ve “yaşayan şehit” denildiğinden habersiz görülmektedir. Ayrıca
sıradan bir insanın dahi, engelli bir uzvu ile alay etmenin ne kadar zavallı bir durum olduğu göz
önüne alınırsa, bu paçavra zihniyetin durumu daha da netlik kazanmış olur. Hele Allah yolunda
kaybedilen bir uzvun şeref vesilesi olduğu göz önüne alınırsa, bu zevatın bu yüce manevi sıfatlara
ne kadar yabancı oldukları da ortaya çıkmış olur.
Kendi fitne ve fücur eylem ve söylemlerini göremeyip, yüce iki şahsiyete, büyük iki Müçtehide,
mektebimizin iftiharı iki rabbani âlime, emperyalizmin Müslümanları birbirine Kırdırtma
siyasetinin önünde büyük bir engel oluşturan güzide iki öndere “fitneci” yakıştırması yapanların
sıfatı nedir, onu da siz değerli halkımızın basiretine havale ediyoruz.
Bu zevatın ahlaksız saldırıları bununla da kalmamış, şehrimizin ulemasına da ancak kendilerine
yakışan bir iğrençlikle saldırıda bulunmuş, çirkin ve iftira dolu sözlerle ulemanın itibarını
zedelemek istemişlerdir. Hiçbir mesnedi olmayan ve iftiradan öteye geçmeyen iddiaları öylesine
çirkin bir üslupla dile getirilmiştir ki, değil minberde, sokakta dahi duyulması hayâ sahiplerine ağır
gelir…
Başta aziz halkımız olmak üzere hepimizi derinden yaralayan olayın vahameti ortadadır.
Kendisine “âlim” sıfatı takan, ancak âlimlikle ne ilim bakımından ne de ahlak bakımından ilgisi
olmayan insanlar tarafından, Kur’an ahlakından, Ehl-i Beyt ahlakından olabildiğince uzak, ahlaksız
bir üslupla, hem de Peygamber minberinden dini değerlere pervasızca hakaret edilmesi kabul
edilebilir bir şey değildir. Ancak tesellimiz, halkımızın artık bu zevatın gerçek yüzlerini görmesi ve
“dini söylemlerinin” hiçbir samimiyet taşımadığını, sözlerinin boğazlarından öteye geçmediğini ve
böylesine ahlak dışı bir üsluba sahip olanların din içerikli sözlerinin de hiçbir kıymetinin
olamayacağını görmüş olmalarıdır…
Şu bir gerçektir ki; bütün inanç gruplarında bu tür sıra dışı, kin ve öfkeden beslenen grupçuklar
vardır. Ama şunu da iftiharla söylüyoruz ki, bu tür zararlı akımlar bizim mektebimizde asla taban
bulamamıştır. Gerek Müçtehitlerimizin fetvaları, gerekse de halkımızın bu tür düşüncelere geçit
vermemesi sonucu mektebimiz içerisinde kendilerine bir yer edinememişlerdir. Masum
imamlarımızın ve onların naipleri Müçtehitlerimizin İttihad-ı İslam (İslam Birliği) konusunda
gösterdikleri hassasiyet ve çabalar, bu tür zararlı akımların bünyemizde yuvalanmasına müsaade
etmemiştir. Bu vesileyle de Aziz Müçtehitlerimize duyduğumuz şükranı ifade ediyor, siz değerli
halkımıza da teşekkürlerimizi sunuyoruz.
“Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen” Yüce peygamberimiz buyuruyor ki; “Mümine
söven kimse, helaka koşan kimse gibidir.” (Usul-u Kafi, 2. Cilt, s.599, Sövme Babı, Hadis no:
2757)
Siz değerli halkımızın da bu vesile ile bu tiplerin iğrenç yüzlerini teşhis ettiğiniz inancıyla Aziz
Müçtehitlerimize pervasızca hakaret eden bu ahlak yoksunu zevatı Allah’a havale ediyoruz…
Ayrıca bunların toplumda fitneye yol açan söylem ve eylemlerinden ve kendileri gibi
düşünmeyenlere, zikrinden dahi hayâ ettiğimiz sıfatlar yakıştırmalarından uzak olduğumuzu
beyan ederiz.
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu
bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder.(Nur Suresi 21. Ayet)
Iğdır Ehl-i Beyt (a.s) Alimleri Derneği
Allah’ın adıyla…
“(Ey Peygamber) Şüphesiz sen yüce bir ahlaka sahipsin.” (Kalem/4)
“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler” (İsra/53)
İnancımıza göre bir Müslüman ya dinden hükümler çıkaracak derecede alim, ya da böyle olan
alimlere, ki biz bunlara müçtehid diyoruz, mukallid olmak zorundadır. Yani Müçtehidler, “Rabbani
Alimler” olarak Allah’ın buyruklarına uymamız ve onları tanıyıp bilmemiz açısından çok önemli bir
konumda bulunmaktadırlar. Hz. Mehdi (A.F.)’nin gaybetinde de, yine bizzat O’nun (A.F.) işaretiyle
kendilerine uymamız emredilen ve “Masum İmamın naipleri” makamında oldukları önemle
vurgulanan Müçtehidlerimize itaat, mektebimizin önemle vurguladığı bir husustur.
Hal böyle iken, son günlerde hem de kendisini “alim” olarak tanıtan bazı zevat tarafından
Mektebimizin iki güzide Müçtehidi olan Ayetullah-el Uzma Seyyid Ali Hamanei ve Ayetullah el
Uzma Seyyid Ali Sistani’ye ahlak dışı ifadelerle saldırıldığı müşahede edilmiştir. Üstüne üstlük,
Müçtehitlerimize, bu ifadesinden dahi hicap duyduğumuz aşağılık saldırı, Peygamber mirası
minberden yapılmıştır… Bizzat Müçtehitlerimizin isimleri zikredilerek yapılan bu ahlaksız ve
hayâsız saldırı, hepimizi derinden yaralamıştır. Ahlaktan nasibini almamış, Yukarıda zikrettiğimiz
Kur’an ayetlerinde vurgulanan vasıflardan zerre dahi taşımayan bu zevatın sözleri, aslında nasıl
bir şahsiyete sahip olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü Emir’ul Mü’minin Ali’nin (a.s.)
buyurduğu gibi, kişi dilinin altında saklıdır. Bu zevat da bu talihsiz konuşmaları ile aslında kendi
vasıflarını açığa çıkarmış, kendilerini açık etmişlerdir. Aziz müçtehitlerimize yaptıkları saldırı,
elbette onların yüce şanından bir zerre dahi eksiltmemiş, ama “kötü söz sahibinindir” sözü
mucibince, halkımız nezdinde de “kötü söz sahiplerinin” iğrenç vasıfları aşikar olmuştur…
İslam düşmanlarının saldırısı sonucu sağ elini kaybeden büyük müçtehitlerimizden Ayetullah
Seyyid Ali Hamanei’nin bu durumunu “alay ve küfür” vesilesi yapan bu zihniyet, Allah yolunda bir
uzvunu kaybedenlere “gazi” ve “yaşayan şehit” denildiğinden habersiz görülmektedir. Ayrıca
sıradan bir insanın dahi, engelli bir uzvu ile alay etmenin ne kadar zavallı bir durum olduğu göz
önüne alınırsa, bu paçavra zihniyetin durumu daha da netlik kazanmış olur. Hele Allah yolunda
kaybedilen bir uzvun şeref vesilesi olduğu göz önüne alınırsa, bu zevatın bu yüce manevi sıfatlara
ne kadar yabancı oldukları da ortaya çıkmış olur.
Kendi fitne ve fücur eylem ve söylemlerini göremeyip, yüce iki şahsiyete, büyük iki Müçtehide,
mektebimizin iftiharı iki rabbani âlime, emperyalizmin Müslümanları birbirine Kırdırtma
siyasetinin önünde büyük bir engel oluşturan güzide iki öndere “fitneci” yakıştırması yapanların
sıfatı nedir, onu da siz değerli halkımızın basiretine havale ediyoruz.
Bu zevatın ahlaksız saldırıları bununla da kalmamış, şehrimizin ulemasına da ancak kendilerine
yakışan bir iğrençlikle saldırıda bulunmuş, çirkin ve iftira dolu sözlerle ulemanın itibarını
zedelemek istemişlerdir. Hiçbir mesnedi olmayan ve iftiradan öteye geçmeyen iddiaları öylesine
çirkin bir üslupla dile getirilmiştir ki, değil minberde, sokakta dahi duyulması hayâ sahiplerine ağır
gelir…
Başta aziz halkımız olmak üzere hepimizi derinden yaralayan olayın vahameti ortadadır.
Kendisine “âlim” sıfatı takan, ancak âlimlikle ne ilim bakımından ne de ahlak bakımından ilgisi
olmayan insanlar tarafından, Kur’an ahlakından, Ehl-i Beyt ahlakından olabildiğince uzak, ahlaksız
bir üslupla, hem de Peygamber minberinden dini değerlere pervasızca hakaret edilmesi kabul
edilebilir bir şey değildir. Ancak tesellimiz, halkımızın artık bu zevatın gerçek yüzlerini görmesi ve
“dini söylemlerinin” hiçbir samimiyet taşımadığını, sözlerinin boğazlarından öteye geçmediğini ve
böylesine ahlak dışı bir üsluba sahip olanların din içerikli sözlerinin de hiçbir kıymetinin
olamayacağını görmüş olmalarıdır…
Şu bir gerçektir ki; bütün inanç gruplarında bu tür sıra dışı, kin ve öfkeden beslenen grupçuklar
vardır. Ama şunu da iftiharla söylüyoruz ki, bu tür zararlı akımlar bizim mektebimizde asla taban
bulamamıştır. Gerek Müçtehitlerimizin fetvaları, gerekse de halkımızın bu tür düşüncelere geçit
vermemesi sonucu mektebimiz içerisinde kendilerine bir yer edinememişlerdir. Masum
imamlarımızın ve onların naipleri Müçtehitlerimizin İttihad-ı İslam (İslam Birliği) konusunda
gösterdikleri hassasiyet ve çabalar, bu tür zararlı akımların bünyemizde yuvalanmasına müsaade
etmemiştir. Bu vesileyle de Aziz Müçtehitlerimize duyduğumuz şükranı ifade ediyor, siz değerli
halkımıza da teşekkürlerimizi sunuyoruz.
“Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen” Yüce peygamberimiz buyuruyor ki; “Mümine
söven kimse, helaka koşan kimse gibidir.” (Usul-u Kafi, 2. Cilt, s.599, Sövme Babı, Hadis no:
2757)
Siz değerli halkımızın da bu vesile ile bu tiplerin iğrenç yüzlerini teşhis ettiğiniz inancıyla Aziz
Müçtehitlerimize pervasızca hakaret eden bu ahlak yoksunu zevatı Allah’a havale ediyoruz…
Ayrıca bunların toplumda fitneye yol açan söylem ve eylemlerinden ve kendileri gibi
düşünmeyenlere, zikrinden dahi hayâ ettiğimiz sıfatlar yakıştırmalarından uzak olduğumuzu
beyan ederiz.
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu
bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder.(Nur Suresi 21. Ayet)
Iğdır Ehl-i Beyt (a.s) Alimleri Derneği







YORUMLAR