31 MART AZERBAYCANLILARA YAPILAN ERMENİ VAHŞETİ VE SOYKIRIMI GÜNÜDÜR
31 MART AZERBAYCANLILARA YAPILAN ERMENİ VAHŞETİ VE SOYKIRIMI GÜNÜDÜR Her sene mart ayının 31-i ülkemizde devlet düzeyinde Azerbaycanlıların Soykırımı Günü olarak kutlanıyor. Bu takvim son yüz yılda Azerbaycan tarihinde yaşanmış trajik olayların halkın hafızasındaki kanlı izlerini yansıtır. Ermeni milletçilerin halkımıza karşı yaptığı saldırı, şiddet, soykırım uzun bir tarihe sahiptir. Henüz 1721 yılında Kafkasya'ya yürüyüşe çıkan ve 2 yıl sonra Azerbaycan'ın Hazar arazileri dahil Bakü'yü işgal
27 Mart 2015 - 13:51
31 MART AZERBAYCANLILARA YAPILAN ERMENİ VAHŞETİ VE SOYKIRIMI GÜNÜDÜR
Her sene mart ayının 31-i ülkemizde devlet düzeyinde Azerbaycanlıların Soykırımı Günü olarak kutlanıyor. Bu takvim son yüz yılda Azerbaycan tarihinde yaşanmış trajik olayların halkın hafızasındaki kanlı izlerini yansıtır. Ermeni milletçilerin halkımıza karşı yaptığı saldırı, şiddet, soykırım uzun bir tarihe sahiptir. Henüz 1721 yılında Kafkasya'ya yürüyüşe çıkan ve 2 yıl sonra Azerbaycan'ın Hazar arazileri dahil Bakü'yü işgal eden 1. Pyotr yerel halkın sert direncini görünce "Ermenilerden kullanma kartnı" işe sokmuş ve Azerilerin tarihi topraklarında, özellikle Bakü ve Derbendde Ermenilerin yerleştirilmesi hakkında talimat vermistir. 1813 ve 1828 yıllarında imzalanan Gülistan ve Türkmençay anlaşmaları Azerbaycan halkının ve tarihi topraklarımızın bölünmesinin temelini koydu. Azerbaycanlıların toplu şekilde kırılmasını, repressiyonlara maruz kalmasını XX yüzyılın dünya tarihinin en kanlı sayfalarından biri olarak nitelendire biliriz. 1918 martın 31-de Bakı Komünü ve Ermeni şovinistleri Azerbaycan'da toplu katliamla gerçekleştirerek insanlık tarihinde benzeri görülmemiş soykırımına imza atmışlardır. Azerbaycan halkının bu milli faciasının devamı olarak, topraklarının istilası başlandı. Kısa bir sürede bu siyaset gerçəkləşdirilərək Ermenilerin toplu şekilde Azerbaycan topraklarına aktarılması gerçekleştirildi. Tarihi belgeler ve olayların içerigi bunu kanıtlıyor, işte Bolşevikler Ermenilerin yakından katılımıyla Mart olaylarının girişimcisi ve organizatörü olmuş ve Soykırım Azerbaycan topraklarının işgalinin bir parçası haline getirmişlerdir. Erivan, Nahçıvan ve Karabağ xanlıqlarının topraklarında yerleştirilen Ermeniler orada yaşayan Azerilerle kıyasla azınlık teşkil etmelerine rağmen kendi himayedarları altında "Ermeni vilayeti" adlandırılan idari bölgünün oluşturulmasına başardılar. Böyle yapay toprak dağılımı ile, aslında, Azerilerin kendi topraklarından kovulması ve yok edilmesi politikasının temeli atıldı. "Büyük Ermenistan" fikri tebliğatı böyle başlandı. Bu uydurma devletin Azerbaycan topraklarında kurulmasına "beraat kazandırmak amacıyla" Ermeni halkının tarihinin sahteleştitilmesine yönelik geniş kapsamlı programlar gerçekleştirildi. Azerbaycan'ın ve genelde Kafkasya tarihinin tahrif edilmesi bu programların önemli bir bölümünü oluşturuyordu. "Büyük Ermenistan" yaratmak hülyasından esinlenerek Ermeni işgalciler 1905-1907 yıllarında Azerbaycanlılara karşı açıkça geniş kapsamlı kanlı gösteriler gerçekleştirdiler. Ermenilerin Bakü'den başlanan vehşilikleri Azerbaycan'ı ve şimdiki Ermenistan arazisindeki Azerbaycan köylerini kapsadı. Yüzlerce yerleşim birimi yıkılmış yerle bir edildi, binlerce Azerbaycanlı vahşice katledildi. Bu olayların organizatörleri, kanlı olayların içeriği belli olmaması açısından, ona doğru hukuki-siyasi değer verilmesine her zaman engel olarak Azeriler için olumsuz bir imaj yaratmış, kendilerinin maceracı toprak iddialarını perdelemeyi başarmışlar. 1918 yılının Mart ayından itibaren devrimcilere karşı olan unsurlarla mücadele sloganı altında Bakü Komünü tarafından genelde Bakü quberniyasını azerbaycanlılardan temizlemek amacı güden menfur plan hayata geçirilmeye başlandı. O günlerde Ermenilerin yaptıkları cinayetler Azerbaycan halkının hafızasına çok derin kazınmıştır. Binlerce sivil Azerbaycanlı nüfus sadece milli mensubiyetine göre imha edilmiştir. Ermeniler evleri ateşe vurmuş, insanları diri diri yakıyorlardı. Ulusal mimarlık incilerini, okulları, hastaneleri, cami ve diğer anıtlar dağıtmış, Bakü'nün büyük bir bölümünü harabeye çevirmişlerdir.
Azerbaycanlıların Soykırımı Bakü, Şamahı, Guba kazalarında, Karabağ'da, Zengezurda, Nahçıvan'da, Lenkeranda ve Azerbaycan'ın diğer bölgelerinde işkenceyle gerçekleştirilmiştir. Bu bölgelerde sivil toplu şekilde katledilmiş, köyler yakılmış, milli kültür anıtları tahrip imha edilmiştir. Kafkasiyanın sovetləşməsindən kendi çirkin amaçları için kullanan Ermeniler 1920'de Zengezuru ve Azerbaycan'ın bazı topraklarını Ermenistan SSC'nin arazisi ilan ettiler. Sonraki dönemde bu bölgelerdeki Azerilerin sürgün edilmesi politikasını daha da genişletmek amacıyla yeni araçlara el attılar. Bunun için onlar SSCB Bakanlar Kurulu 23 Aralık 1947 tarihli "Ermenistan SSR-den kolkozçuların ve başka Azerbaycanlı nüfusun Azerbaycan SSC'nin Kür-Araz ovasına aktarılması hakkında" özel kararına ve 1948-1953 yıllarında Azerbaycanlıların kendi tarihi topraklarından kitlesel deportasiyasına devlet çapında başardılar. Ermeni milliyetçileri kendi destekçilerinin yardımıyla Azerbaycan halkına karşı keskin manevi taciz kampanyasına başladılar. Eski Sovyetler mekanında düzenli şekilde yayılan kitap, dergi ve gazetelerde milli kültürümüzün, klasik irsimizin, mimari abidelerimizin en nefis örneklerinin Ermeni halkına ait olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Aynı zamanda onlar tarafından tüm dünyada Azerilerin olumsuz bir imaj oluşturmak girişimleri de güçleniyordu. "Zavallı, mazlum Ermeni halkı" nın bir kopyasını yaratarak yüzyılın başlarında bölgede yaşanan olaylar bilinçli olarak tahrif edilir, Azerbaycanlılara karşı soykırım yapanlar soykırım kurbanları gibi kaleme verilirdi. Yüzyılın başında çoğunlukla nüfusu Azerbaycanlı olan Erivan kentinden ve Ermenistan SSC'nin diğer bölgelerinden soydaşlarımız takiplere maruz kalarak topluca kovuluyor. Azerbaycanlıların hakları Ermeniler tarafından kabaca bozulur, kendi ana dilinde eğitim almasına engeller töredilir, onlara karşı baskılar yapılmıştır. Azerbaycan köylerinin tarihi isimleri değiştiriliyor, toponimika tarihinde misli görünmeyen eski toponimlerin modern isimlerle evezolunma süreci gerçekleşir. 1988 yılından ortaya atılan Dağlık Karabağ konfliktinin başlangıç aşamasında yüz binlerce Azerbaycanlının kendi tarihi topraklarından kovulmasına da ülkede doğru siyasi fiyat verilmedi. Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi'nin Ermenistan SSC bünyesine dahil edilmesi hakkında Ermenilerin sivil anayasal kararını ve Moskova'nın aslında bu vilayeti Özel Yönetim Komitesi aracılığıyla Azerbaycan'ın tabeliyinden çıkarmasını halkımız ciddi tepkiyle karşıladı ve önemli siyasi gösterilere başvurmak zorunluluğu karşısında kaldı. Ülkede düzenlenen mitingler sırasında topraklarımızın işgali politikası kararlılıkla pislənsə de Azerbaycan yönetimi pasif tutumundan el çekmedi. İşte öyle bunun sonucu olarak 1990 yılının Ocak ayında giderek güçlenen halk hareketini bastırmak amacıyla Bakü'ye Moskova'nın 12 Kızılordusnun birlikleri girdi, yüzlerce Azerbaycanlı imha ve sakat edildi, yaralandı, diğer fiziksel baskıya maruz konuldu.
1992 yılının Şubat ayında Ermeniler Hocalı kentinin nüfusuna misli görünmeyen divan tuttu. Tarihimize Hocalı Soykırımı olarak işlenen bu kanlı facia binlerce Azeri'nin imhasına, esir alınmasına, şehrin tamamen yok oluşuyla sonuçlandı. Görülmemiş vahşilikle Müslüman ve Türk kanına susayan diğer katiller için "vahşet örneği" oldular. Hamile kadının karnını yarıp çocuğu çıkarmak ve onları kıtır kıtır doğramak, "Kuran" kitaplarını toplayarak ateş yakıp ateşinde cami imamlarını yakmak, duvara mızmarlamak, çocuklara bile acımadan derisini soymak, kıtır kıtır doğradıqdan sonra etini köpeğe atmak vb. gibi vahşetlere ilk kez imza atanlar işte kansız düşmanımız Ermeniler oldu. Milliyetçi-bölücü Ermenilerin Dağlık Karabağ'da başlattığı maceracı hareketin sonucu olarak bu gün bir milyondan fazla soydaşımız Ermeni işgalciler tarafından kendi öz yurtlarından göç salınmış, çadırlarda yaşamaya mahkum edilmiştir. Topraklarımızın% 20`nin Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından işgali sırasında binlerce vatandaşımız şehit olmuş, yaralanmıştır. Görüldüğü gibi, Azerbaycanlılara karşı bariz soykırımı gerçekleştiren Ermeniler Bakü dahil, tüm Azerbaycanı kendilerinin arazisine dönüştürmek niyetindelerdi. Halkımız uzun yıllar bu gerçek tarihten bilgisiz olmuş, sahte ideolojik ehkamlar ve yalan tarih sonucunda hafızamız uzun yıllar tamamen yabancı yönde ayarlanmış. Korkunç genositin kurbanı olmuş binlerce soydaşımızın uyuduğu mezarlığın üstünü betonlayaraq üzerinde Kirovun heykeli dikilmiş, çevrede dinlenme parklar yapılmıştır. Tarihi koşullar nedeniyle geçtiğimiz iki yüzyıl boyunca yaşanan olaylara, halkın facielerine objektif fiyat vermek mümkün olmamıştır. Bunun karşılığında Ermeniler geçtiğimiz yıllarda kendilerinin sahte iddalarını kamulaştırmaya, "Ermeni soykırımı" adlı avantüranı jeopolitik duruma getirmeyi çol büyük başarıyla tamamlamışlardır. Son yıllarda cumhuriyetimiz bu alanda etkinliğini güçlendirmiş, Ermenilere karşı etkili kontratak teşkil etmiştir. Bu anlamda, Milli lider Haydar Aliyev'in 1998 26 mart tarihli imzaladığı kararname 200 yıllık işgal ve soykırım politikalarına karşı çıkarılan tarihi belge olmakla birlikte, halkımızın kendi milli-manevi değerlerine, tarihi köklerine, toprağına ve vatanına bağlılığı açısından da çok önemli olmuştur. Ulu önder Haydar Aliyev'in bu tarihli fermanı bu çalışmalarının birim ve sistemli bir şekilde yürütülmesine olanaklar yaratmıştır. Bu talimat uzun yıllar gizli tutulan, üzerine yasaklar konulan gerçekleri açmış, halkımızın kan hafızasını təzələmişdi. Aynı zamandan beri her yıl Azerbaycan'da 31 MART AZƏRBAYCANLILARIN SOYKIRIMI GÜNÜ gibi devlet seviyesinde kaydedildi. Gelin, tarih boyunca halkımıza karşı işlenen cinayetleri hiçbir zaman unutmayalım. Her zaman Haydar Aliyev'in sözünü hatırlayalım: Tarihi yaddassizliq ve unutkanlık halkımıza pahalıya mal olabilir. Azerbaycanlılara karşı zaman zaman işlenen ağır suçları unutmamak, büyüyen nesli bedhah güçlerin sinsi niyetlerine karşı teyakkuz uyanıklık ruhunda terbiye etmek önemli bir görevdir. (HAYDAR ALİYEV)
2015 PAY Sosyal Siyasi Kulübün Başkanı
Hüseyinzade Umuxanım
Her sene mart ayının 31-i ülkemizde devlet düzeyinde Azerbaycanlıların Soykırımı Günü olarak kutlanıyor. Bu takvim son yüz yılda Azerbaycan tarihinde yaşanmış trajik olayların halkın hafızasındaki kanlı izlerini yansıtır. Ermeni milletçilerin halkımıza karşı yaptığı saldırı, şiddet, soykırım uzun bir tarihe sahiptir. Henüz 1721 yılında Kafkasya'ya yürüyüşe çıkan ve 2 yıl sonra Azerbaycan'ın Hazar arazileri dahil Bakü'yü işgal eden 1. Pyotr yerel halkın sert direncini görünce "Ermenilerden kullanma kartnı" işe sokmuş ve Azerilerin tarihi topraklarında, özellikle Bakü ve Derbendde Ermenilerin yerleştirilmesi hakkında talimat vermistir. 1813 ve 1828 yıllarında imzalanan Gülistan ve Türkmençay anlaşmaları Azerbaycan halkının ve tarihi topraklarımızın bölünmesinin temelini koydu. Azerbaycanlıların toplu şekilde kırılmasını, repressiyonlara maruz kalmasını XX yüzyılın dünya tarihinin en kanlı sayfalarından biri olarak nitelendire biliriz. 1918 martın 31-de Bakı Komünü ve Ermeni şovinistleri Azerbaycan'da toplu katliamla gerçekleştirerek insanlık tarihinde benzeri görülmemiş soykırımına imza atmışlardır. Azerbaycan halkının bu milli faciasının devamı olarak, topraklarının istilası başlandı. Kısa bir sürede bu siyaset gerçəkləşdirilərək Ermenilerin toplu şekilde Azerbaycan topraklarına aktarılması gerçekleştirildi. Tarihi belgeler ve olayların içerigi bunu kanıtlıyor, işte Bolşevikler Ermenilerin yakından katılımıyla Mart olaylarının girişimcisi ve organizatörü olmuş ve Soykırım Azerbaycan topraklarının işgalinin bir parçası haline getirmişlerdir. Erivan, Nahçıvan ve Karabağ xanlıqlarının topraklarında yerleştirilen Ermeniler orada yaşayan Azerilerle kıyasla azınlık teşkil etmelerine rağmen kendi himayedarları altında "Ermeni vilayeti" adlandırılan idari bölgünün oluşturulmasına başardılar. Böyle yapay toprak dağılımı ile, aslında, Azerilerin kendi topraklarından kovulması ve yok edilmesi politikasının temeli atıldı. "Büyük Ermenistan" fikri tebliğatı böyle başlandı. Bu uydurma devletin Azerbaycan topraklarında kurulmasına "beraat kazandırmak amacıyla" Ermeni halkının tarihinin sahteleştitilmesine yönelik geniş kapsamlı programlar gerçekleştirildi. Azerbaycan'ın ve genelde Kafkasya tarihinin tahrif edilmesi bu programların önemli bir bölümünü oluşturuyordu. "Büyük Ermenistan" yaratmak hülyasından esinlenerek Ermeni işgalciler 1905-1907 yıllarında Azerbaycanlılara karşı açıkça geniş kapsamlı kanlı gösteriler gerçekleştirdiler. Ermenilerin Bakü'den başlanan vehşilikleri Azerbaycan'ı ve şimdiki Ermenistan arazisindeki Azerbaycan köylerini kapsadı. Yüzlerce yerleşim birimi yıkılmış yerle bir edildi, binlerce Azerbaycanlı vahşice katledildi. Bu olayların organizatörleri, kanlı olayların içeriği belli olmaması açısından, ona doğru hukuki-siyasi değer verilmesine her zaman engel olarak Azeriler için olumsuz bir imaj yaratmış, kendilerinin maceracı toprak iddialarını perdelemeyi başarmışlar. 1918 yılının Mart ayından itibaren devrimcilere karşı olan unsurlarla mücadele sloganı altında Bakü Komünü tarafından genelde Bakü quberniyasını azerbaycanlılardan temizlemek amacı güden menfur plan hayata geçirilmeye başlandı. O günlerde Ermenilerin yaptıkları cinayetler Azerbaycan halkının hafızasına çok derin kazınmıştır. Binlerce sivil Azerbaycanlı nüfus sadece milli mensubiyetine göre imha edilmiştir. Ermeniler evleri ateşe vurmuş, insanları diri diri yakıyorlardı. Ulusal mimarlık incilerini, okulları, hastaneleri, cami ve diğer anıtlar dağıtmış, Bakü'nün büyük bir bölümünü harabeye çevirmişlerdir.
Azerbaycanlıların Soykırımı Bakü, Şamahı, Guba kazalarında, Karabağ'da, Zengezurda, Nahçıvan'da, Lenkeranda ve Azerbaycan'ın diğer bölgelerinde işkenceyle gerçekleştirilmiştir. Bu bölgelerde sivil toplu şekilde katledilmiş, köyler yakılmış, milli kültür anıtları tahrip imha edilmiştir. Kafkasiyanın sovetləşməsindən kendi çirkin amaçları için kullanan Ermeniler 1920'de Zengezuru ve Azerbaycan'ın bazı topraklarını Ermenistan SSC'nin arazisi ilan ettiler. Sonraki dönemde bu bölgelerdeki Azerilerin sürgün edilmesi politikasını daha da genişletmek amacıyla yeni araçlara el attılar. Bunun için onlar SSCB Bakanlar Kurulu 23 Aralık 1947 tarihli "Ermenistan SSR-den kolkozçuların ve başka Azerbaycanlı nüfusun Azerbaycan SSC'nin Kür-Araz ovasına aktarılması hakkında" özel kararına ve 1948-1953 yıllarında Azerbaycanlıların kendi tarihi topraklarından kitlesel deportasiyasına devlet çapında başardılar. Ermeni milliyetçileri kendi destekçilerinin yardımıyla Azerbaycan halkına karşı keskin manevi taciz kampanyasına başladılar. Eski Sovyetler mekanında düzenli şekilde yayılan kitap, dergi ve gazetelerde milli kültürümüzün, klasik irsimizin, mimari abidelerimizin en nefis örneklerinin Ermeni halkına ait olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Aynı zamanda onlar tarafından tüm dünyada Azerilerin olumsuz bir imaj oluşturmak girişimleri de güçleniyordu. "Zavallı, mazlum Ermeni halkı" nın bir kopyasını yaratarak yüzyılın başlarında bölgede yaşanan olaylar bilinçli olarak tahrif edilir, Azerbaycanlılara karşı soykırım yapanlar soykırım kurbanları gibi kaleme verilirdi. Yüzyılın başında çoğunlukla nüfusu Azerbaycanlı olan Erivan kentinden ve Ermenistan SSC'nin diğer bölgelerinden soydaşlarımız takiplere maruz kalarak topluca kovuluyor. Azerbaycanlıların hakları Ermeniler tarafından kabaca bozulur, kendi ana dilinde eğitim almasına engeller töredilir, onlara karşı baskılar yapılmıştır. Azerbaycan köylerinin tarihi isimleri değiştiriliyor, toponimika tarihinde misli görünmeyen eski toponimlerin modern isimlerle evezolunma süreci gerçekleşir. 1988 yılından ortaya atılan Dağlık Karabağ konfliktinin başlangıç aşamasında yüz binlerce Azerbaycanlının kendi tarihi topraklarından kovulmasına da ülkede doğru siyasi fiyat verilmedi. Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi'nin Ermenistan SSC bünyesine dahil edilmesi hakkında Ermenilerin sivil anayasal kararını ve Moskova'nın aslında bu vilayeti Özel Yönetim Komitesi aracılığıyla Azerbaycan'ın tabeliyinden çıkarmasını halkımız ciddi tepkiyle karşıladı ve önemli siyasi gösterilere başvurmak zorunluluğu karşısında kaldı. Ülkede düzenlenen mitingler sırasında topraklarımızın işgali politikası kararlılıkla pislənsə de Azerbaycan yönetimi pasif tutumundan el çekmedi. İşte öyle bunun sonucu olarak 1990 yılının Ocak ayında giderek güçlenen halk hareketini bastırmak amacıyla Bakü'ye Moskova'nın 12 Kızılordusnun birlikleri girdi, yüzlerce Azerbaycanlı imha ve sakat edildi, yaralandı, diğer fiziksel baskıya maruz konuldu.
1992 yılının Şubat ayında Ermeniler Hocalı kentinin nüfusuna misli görünmeyen divan tuttu. Tarihimize Hocalı Soykırımı olarak işlenen bu kanlı facia binlerce Azeri'nin imhasına, esir alınmasına, şehrin tamamen yok oluşuyla sonuçlandı. Görülmemiş vahşilikle Müslüman ve Türk kanına susayan diğer katiller için "vahşet örneği" oldular. Hamile kadının karnını yarıp çocuğu çıkarmak ve onları kıtır kıtır doğramak, "Kuran" kitaplarını toplayarak ateş yakıp ateşinde cami imamlarını yakmak, duvara mızmarlamak, çocuklara bile acımadan derisini soymak, kıtır kıtır doğradıqdan sonra etini köpeğe atmak vb. gibi vahşetlere ilk kez imza atanlar işte kansız düşmanımız Ermeniler oldu. Milliyetçi-bölücü Ermenilerin Dağlık Karabağ'da başlattığı maceracı hareketin sonucu olarak bu gün bir milyondan fazla soydaşımız Ermeni işgalciler tarafından kendi öz yurtlarından göç salınmış, çadırlarda yaşamaya mahkum edilmiştir. Topraklarımızın% 20`nin Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından işgali sırasında binlerce vatandaşımız şehit olmuş, yaralanmıştır. Görüldüğü gibi, Azerbaycanlılara karşı bariz soykırımı gerçekleştiren Ermeniler Bakü dahil, tüm Azerbaycanı kendilerinin arazisine dönüştürmek niyetindelerdi. Halkımız uzun yıllar bu gerçek tarihten bilgisiz olmuş, sahte ideolojik ehkamlar ve yalan tarih sonucunda hafızamız uzun yıllar tamamen yabancı yönde ayarlanmış. Korkunç genositin kurbanı olmuş binlerce soydaşımızın uyuduğu mezarlığın üstünü betonlayaraq üzerinde Kirovun heykeli dikilmiş, çevrede dinlenme parklar yapılmıştır. Tarihi koşullar nedeniyle geçtiğimiz iki yüzyıl boyunca yaşanan olaylara, halkın facielerine objektif fiyat vermek mümkün olmamıştır. Bunun karşılığında Ermeniler geçtiğimiz yıllarda kendilerinin sahte iddalarını kamulaştırmaya, "Ermeni soykırımı" adlı avantüranı jeopolitik duruma getirmeyi çol büyük başarıyla tamamlamışlardır. Son yıllarda cumhuriyetimiz bu alanda etkinliğini güçlendirmiş, Ermenilere karşı etkili kontratak teşkil etmiştir. Bu anlamda, Milli lider Haydar Aliyev'in 1998 26 mart tarihli imzaladığı kararname 200 yıllık işgal ve soykırım politikalarına karşı çıkarılan tarihi belge olmakla birlikte, halkımızın kendi milli-manevi değerlerine, tarihi köklerine, toprağına ve vatanına bağlılığı açısından da çok önemli olmuştur. Ulu önder Haydar Aliyev'in bu tarihli fermanı bu çalışmalarının birim ve sistemli bir şekilde yürütülmesine olanaklar yaratmıştır. Bu talimat uzun yıllar gizli tutulan, üzerine yasaklar konulan gerçekleri açmış, halkımızın kan hafızasını təzələmişdi. Aynı zamandan beri her yıl Azerbaycan'da 31 MART AZƏRBAYCANLILARIN SOYKIRIMI GÜNÜ gibi devlet seviyesinde kaydedildi. Gelin, tarih boyunca halkımıza karşı işlenen cinayetleri hiçbir zaman unutmayalım. Her zaman Haydar Aliyev'in sözünü hatırlayalım: Tarihi yaddassizliq ve unutkanlık halkımıza pahalıya mal olabilir. Azerbaycanlılara karşı zaman zaman işlenen ağır suçları unutmamak, büyüyen nesli bedhah güçlerin sinsi niyetlerine karşı teyakkuz uyanıklık ruhunda terbiye etmek önemli bir görevdir. (HAYDAR ALİYEV)
2015 PAY Sosyal Siyasi Kulübün Başkanı
Hüseyinzade Umuxanım







YORUMLAR