ÜniversitemizdeYaşlı Farkındalığı ; Konulu Konferans Düzenlendi
Üniversitemizde Yaşlı Farkındalığı ; Konulu Konferans Düzenlendi Üniversitemiz tarafından Karaağaç Kampüsü konferans salonunda “Yaşlı Farkındalığı” konulu konferans düzenlendi. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Sefer Coş
27 Mart 2018 - 15:20
Üniversitemizde "Yaşlı Farkındalığı ; Konulu Konferans Düzenlendi
Üniversitemiz tarafından Karaağaç Kampüsü konferans salonunda “Yaşlı Farkındalığı”
konulu konferans düzenlendi.
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Sefer Coşar’ın konuşmacı olarak katıldığı konferansa;
Iğdır Üniversitesi Genel Sekreteri Öğr. Gör. Mehmet Kurt, SGK İl Müdürü Emin Öztürk,
akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“Yaşlılık Nedir Yaşlanma Nasıl Olur”
Yaşlanma ile ilgili bilgi veren İl Müdürü Coşar, “Yaşlanma genetik olarak belirlenmiş,
çevresel etkenlerden de etkilenen, doğal bir süreç olup; fiziksel olduğu kadar, ruhsal ve sosyal
yönde de değişiklikleri içermektedir. Yaşlılık bulunulan toplum ve kültürüne göre farklı
algılanabildiği gibi; toplumlar ve kültürlerin oluşumunda da önemli bir yer tutmaktadır. 3,4
kişinin yaşlı olduğuna karar vermek için ‘kesin’ belirteçler bulmak da çok kolay değildir.
Yaşlılık ile ilgili yapılan tanımlamalardan en sık kullanılanlardan birisi Dünya Sağlık Örgütü
tarafından yapılan ‘yaş’ temelli olanıdır. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılığı 65 yaş ve üzeri olarak
kabul eder. Birleşmiş Milletler ise aynı tanım için 60 yaşı sınır kabul etmektedir. Yaşlılığın
kronolojik, biyolojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal boyutu da vardır. Yaşlanmanın
sınıflandırılması da bu doğrultuda yapılmaktadır.
Kronolojik Yaşlanma: Doğum yaşı ya da takvim yaşı olarak ifade edilebilir. Literatürde
kronolojik olarak 65 yaş ile 74 yaş arası genç yaşlı, 75-85 yaş arası yaşlı, 85 yaş ve üzeri ise
yaşlı yaşlı olarak kabul edilmektedir.
Biyolojik Yaşlanma: Organlar düzeyinde fonksiyon azalması, dokularda yıpranma ve
tahribatın artması; kısaca vücudun yapısal ve işlevsel olarak değişimidir.
İnsan yaşlanması aslında döllenme ile başlar, zaman akışı içinde gittikçe hızlanır. Orta yaş
sonuna doğru saç ağarması, deri kırışması, kas gücünün zayıflaması gibi dış görünüşteki
yaşlanma belirtileri ile tanımlanabilir duruma gelir.
Psikolojik Yaşlanma: Yaşın kronolojik ilerlemesine bağlı olarak bireyin algılama, öğrenme,
problem çözme gibi bellek gücü ile kişilik kazanma alanlarında uyum sağlama
kapasitelerindeki değişmeleri kapsar.
Sosyolojik Yaşlanma: Bireyin toplum yaşamında, çalışma ve sosyal işlerinde gücünün ve
yeteneğinin azalarak kaybolması, bireyin toplumsal rol, statü ve beklentilerinin değişmesidir.
Toplumsal Yaşlanma: Toplumsal yaşlılık fiziksel yaşlanmaya bağlı olarak bireyin günlük
yaşamını etkilemeye başlaması ve toplumsal rollerini gereği gibi yerine getirememesinden
dolayı çevresinden yaşlı olduğuna dair mesajlar alması durumunu ifade eder.
Toplumsal yaşamın temel kuralı karşılıklı sevgi ve saygıdır. Türk toplumu bu temel kural
doğrultusunda, toplumsal dayanışmayı yaşamın her evresinde ilke edinmiştir. Yaşlılara bugün
gösterilecek sevgi ve saygı, gelecek kaygılarımızı azaltacak, hangi yaşta olursa olsun, tüm
bireylerin yaşama güvenle bakmalarını sağlayacaktır.” dedi.
Üniversitemiz tarafından Karaağaç Kampüsü konferans salonunda “Yaşlı Farkındalığı”
konulu konferans düzenlendi.
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Sefer Coşar’ın konuşmacı olarak katıldığı konferansa;
Iğdır Üniversitesi Genel Sekreteri Öğr. Gör. Mehmet Kurt, SGK İl Müdürü Emin Öztürk,
akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“Yaşlılık Nedir Yaşlanma Nasıl Olur”
Yaşlanma ile ilgili bilgi veren İl Müdürü Coşar, “Yaşlanma genetik olarak belirlenmiş,
çevresel etkenlerden de etkilenen, doğal bir süreç olup; fiziksel olduğu kadar, ruhsal ve sosyal
yönde de değişiklikleri içermektedir. Yaşlılık bulunulan toplum ve kültürüne göre farklı
algılanabildiği gibi; toplumlar ve kültürlerin oluşumunda da önemli bir yer tutmaktadır. 3,4
kişinin yaşlı olduğuna karar vermek için ‘kesin’ belirteçler bulmak da çok kolay değildir.
Yaşlılık ile ilgili yapılan tanımlamalardan en sık kullanılanlardan birisi Dünya Sağlık Örgütü
tarafından yapılan ‘yaş’ temelli olanıdır. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılığı 65 yaş ve üzeri olarak
kabul eder. Birleşmiş Milletler ise aynı tanım için 60 yaşı sınır kabul etmektedir. Yaşlılığın
kronolojik, biyolojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal boyutu da vardır. Yaşlanmanın
sınıflandırılması da bu doğrultuda yapılmaktadır.
Kronolojik Yaşlanma: Doğum yaşı ya da takvim yaşı olarak ifade edilebilir. Literatürde
kronolojik olarak 65 yaş ile 74 yaş arası genç yaşlı, 75-85 yaş arası yaşlı, 85 yaş ve üzeri ise
yaşlı yaşlı olarak kabul edilmektedir.
Biyolojik Yaşlanma: Organlar düzeyinde fonksiyon azalması, dokularda yıpranma ve
tahribatın artması; kısaca vücudun yapısal ve işlevsel olarak değişimidir.
İnsan yaşlanması aslında döllenme ile başlar, zaman akışı içinde gittikçe hızlanır. Orta yaş
sonuna doğru saç ağarması, deri kırışması, kas gücünün zayıflaması gibi dış görünüşteki
yaşlanma belirtileri ile tanımlanabilir duruma gelir.
Psikolojik Yaşlanma: Yaşın kronolojik ilerlemesine bağlı olarak bireyin algılama, öğrenme,
problem çözme gibi bellek gücü ile kişilik kazanma alanlarında uyum sağlama
kapasitelerindeki değişmeleri kapsar.
Sosyolojik Yaşlanma: Bireyin toplum yaşamında, çalışma ve sosyal işlerinde gücünün ve
yeteneğinin azalarak kaybolması, bireyin toplumsal rol, statü ve beklentilerinin değişmesidir.
Toplumsal Yaşlanma: Toplumsal yaşlılık fiziksel yaşlanmaya bağlı olarak bireyin günlük
yaşamını etkilemeye başlaması ve toplumsal rollerini gereği gibi yerine getirememesinden
dolayı çevresinden yaşlı olduğuna dair mesajlar alması durumunu ifade eder.
Toplumsal yaşamın temel kuralı karşılıklı sevgi ve saygıdır. Türk toplumu bu temel kural
doğrultusunda, toplumsal dayanışmayı yaşamın her evresinde ilke edinmiştir. Yaşlılara bugün
gösterilecek sevgi ve saygı, gelecek kaygılarımızı azaltacak, hangi yaşta olursa olsun, tüm
bireylerin yaşama güvenle bakmalarını sağlayacaktır.” dedi.






YORUMLAR