IĞDIRLI ŞAİR TUĞRUL KESKİN YILLAR SONRA IĞDIR'DA

IĞDIRLI ŞAİR TUĞRUL KESKİN YILLAR SONRA IĞDIR’DA Iğdır’ın yetiştirdiği tanınmış şairlerden olan Tuğrul Keskin ,yıllar önce ayrıldığı Iğdır’a gelerek ata topraklarında hasret giderdi. Iğdır Pozitif Düşünce derneğinin misafirde olan Tuğrul Keskin,yemekte dernek üyeleriyle bir araya gelerek Iğdır ve şiiri konuştu. Şiir dalında birçok ödülü alan , edebiyat alanında en önemli ödüllerden olan Yunus Nadi ödülüne layık görülen Iğdır’ın yetiştirdiği şair Tuğrul Keskin,

IĞDIRLI ŞAİR TUĞRUL KESKİN YILLAR SONRA IĞDIR'DA
21 Haziran 2014 - 20:38
IĞDIRLI ŞAİR TUĞRUL KESKİN YILLAR SONRA IĞDIR’DA



Iğdır’ın yetiştirdiği tanınmış şairlerden olan Tuğrul Keskin ,yıllar

önce ayrıldığı Iğdır’a gelerek ata topraklarında hasret giderdi.



                Iğdır Pozitif Düşünce derneğinin misafirde olan Tuğrul

Keskin,yemekte dernek üyeleriyle bir araya gelerek Iğdır ve şiiri

konuştu.



                Şiir dalında birçok ödülü alan , edebiyat alanında en

önemli ödüllerden olan Yunus Nadi ödülüne layık görülen Iğdır’ın

yetiştirdiği şair Tuğrul Keskin, eşi ve Yeni Kuşak Köy ensitütüleri

derneği genel başkanı prof dr Kemal Kocabaş onuruna pozitif düşünce

derneği  Bike kebap saolunda bir yemek verdi.



Hoş bir sohbet ortamında geçen yemekte konuşulan konu şiir ve Iğdır

oldu. Tuğrul Keskin, “Iğdır’ı sevmek, Iğdır’ı düşünmek apayrı bir

tutkudur. Gurbetteki Iğdırlılar Iğdır’ı hep özler burada yaşamak ister

fakat şartlar el vermez.fakat gönülleri hep Iğdır’dadır.”dedi.



                  Yemekte yazdığı şiirlerden okuyan Tuğrul

Keskin,hayat hikayesi ve şiirle tanışması konusunda şunları söyledi:”

Çocukluğum Iğdır´da geçti. Hani Rus sınırında bizim(miş) de sanki

bizden uzak(mış) gibi uzanan o küçücük aralıkta. Adı da Aralık zaten

11-12 yaşlarımın geçtiği yerin. İşte aralıkta bir hayattı o zaman. Her

şeyin aralıkta yaşandığı. Rus sınırında olduğumuzdan, sosyalizmle,

kapitalizm aralığında. Bilgiyle, bilgisizliğin aralığında. Çocuklukla,

büyüklüğün aralığında. Yoklukla, varlığın aralığında. Düşle, gerçeğin

aralığında. Ölümle, yaşamın aralığında küçücük bir hayat. Küçük

hayatların büyük beklentisi olmazmış gibi gelir bana. Başka hayat

bilmediklerinden belki. Ancak o zamanlar konservatuvar okumak

isterdim. Neden okumak isterdim, kim yönlendirmişti, bunu çok net

hatırlamıyorum ama isterdim. Olmadı. Sonrasında göç yolları göründü

İzmir´e. İzmir...Belki de yeniden doğduğum şehir.Şiirin içine doğdum

ben, tanışmadan önce. Ailemde pek çok halk ozanı var. Bir de

Azeri´lerin yaşamı gibi bir şeydir ahenkli söz söylemek. Çok küçük

yaşlarımda derinliğine bilirdim bir çok efsaneyi. Mesela Mecnun´un

Leyla´ya söylediği şiirleri. Kerem´i yakan şiirleri. Aslı´nın gözyaşı

olan şiirleri. Zaloğlu Rüstem´in acısını. Ferhat ile Şirin´in

şiirlerini. Köroğlu´nu ezbere bilirdim. Aşık Elesker´i, Molla Penah´ı

ve uzun kış gecelerinde babamın kahvesine konuk olup, her gece eşsiz

şiirler okuyan büyük ozanlar´ı. Sonra Dede Korkut´un Deli Dumrul´unu.

En önemlisi, sonraki yıllarda benim de üstünde derinliğine çalıştığım

Babek´in onurlu hikayesini bilirdim küçük yaşımda. Bir iki denemem de

vardı. Mesela bana pelikan dolma kalem kazandıran ilk şiirim gibi.



Ama modern şiirle tanışıklığım çok sonraki yıllarda oldu, lise iki

gibi sanırım. Ahmed Arif´in Hasretinden Prangalar Eskittim´i ile

karşılaşmak bambaşka ufuklar açmıştı bende. Enver Gökçe, Nazım,

Mayakovski. Eşsiz ve kardeş ve özgür ve eşitçe bir dünyanın benim

dışımda, benden uzakta bir yerlerde olduğunu, yaşandığını duyumsattı

bana. Benim için yeni ve özgür bir dünyanın kapısı tam da burasıydı. O

kapıdan içeri girdim. İşte bu kapı “neden şiir”in de derinliğine bir

yanıtı gibidir. Girdiğim ve artık geriye dönülmez o kapının ardında

bütün zulümlerdi gördüğüm, kötülüklerdi. Eşitsizliğin ve alçaklığın

büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağdı bütün gördüğüm. Böylesine

ezilmişler dünyasında tuttum ezilenden yana oldum ben de. Bu

yaralarımı göstermek, benimki gibi ağrıyan yürükleri bulmak için de,

ifadesini çocukluğumdan bildiğim o sese, o ilk sese kulak verdim ve

şiir yazmayı sürdürdüm. O yıllarda şiir yazmasam, yaşama katlanamazdım

gibi geliyor bana şimdilerde. “



                Yemekten sonra Tuğrul Keskin’e dernek adına Öğretim

görevlisi Sözer Akyıldırım tarafından Ünlü şair”Şehriyar”’ın halı

dokunma resmini hediye etti.



 Tuğrul KESKİN KİMDİR



Şair, 15 Mayıs 1961'de Iğdır'ın Aralık İlçesi'nde doğdu. Asıl adı

Ertuğrul Keskin'dir. Bazı şiirlerinde Azer Tuğrul Keskin, A.Tuğrul

Keskin adlarını da kullandı. İzmir Atatürk Ticaret Lisesi'ni bitirdi.

Muğla İşletme Yüksek Okulu'nda öğrenciyken yüksek öğrenimini

sonlandırdı ve ticarete atıldı. Değişik işlerde çalıştı, yöneticilik

yaptı. Piya Yayınları'nın kurucuları arasında yer aldı. Bir kız çocuğu

babası olan Keskin Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Edebiyatçılar

Derneği ve Dil Derneği üyesidir.



İlk şiirleri itibaren Yaba ve Yeni Olgu dergilerinde yayınlandı. Şiir

ve yazıları; Türkiye Yazıları, Dönemeç, Ortaklaşa, Yamaç, Yarın, E,

Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, Papirüs, Ötekisiz, Kum, Düşe-Yazma,

Agora, Ünlem, Gediz, Dize, Üç Nokta, vd. dergilerde yayımlandı.

'Ütopya' ve 'Kunduz Düşleri' dergilerini çıkartan ekipte yer aldı.

Yeni Bütüncü Şiirin Manifestosu'nu yayımladı. "1980'li yıllarda

başlayan şiir serüveninde göçlendirilmiş ve kurulu düzene

başkaldıranların amansız yazgısını, kendi yaşantı örüntüleriyle içi

içe örerek, duru bir dille, birey-toplum izdüşüm dengesini gözeterek,

imgeyi maske düşürücü bir tarzda kullanan çıplak şiirler yazıyor."



Yapıtları:

Bir Suyun Kıyısında (1985)

Kırılan Kar Sesi (1988)

Babek (1990)

Tacir ve Cinayet (1994)

İpekler Çoğaltmaya (1999)

Zifir (2004)

Solgun (2004)

Eski’ten (2005)

Babek Bir İsyan (2005)



Ödülleri:

1990 Dokuz Eylül Şiir Ödülü

1994 Dionysos Şiir Ödülü

2004 Yunus Nadi Şiir Ödülü / Zifir ile

2004 Dionysos Şiir Ödülü / Yeniden ile

2008 Behçet Aysan Şiir Ödülü

YORUMLAR

  • 0 Yorum