Azerbaycan hakk savaşında
Azerbaycan hakk savaşında Azerbaycanın stratejik durumu ve doğal kaynaklarla zengin
27 Ekim 2020 - 10:21
Azerbaycan hakk savaşında
Azerbaycanın stratejik durumu ve doğal kaynaklarla zengin olması onu her zaman diğer
devletlerin ilgi merkezinde yapmıştır. Özellikle komşu ülkeler belli tarihi zamanlarda
Azerbaycanın topraklarına karşı toprak taleplerinde bulundular. Toprak iddialarını halkımıza
saldırganlık ve soygun pozisyonunda defalarca gösteren Ermeniler ikiyüzlülükleri, yalanları ve
insanlık dışı davranışları ile bu düşmanlardan ayrılmaktadır.
Tarihe bakarsak 30 Mart – 3 Nisan 1918 tarihleri arasında Bakü ve çevresinde Ermenilerin
işledikleri soykırım sırasında 12.000 azerbaycanlı öldürüldü. Halkımıza yönelik trajedi basında
yer bulmaya çalışılsa da engellerle karşılaşıldı. Dönemin yönetici güçleri bu olayları
unutturmaya çalıştı ve halkımızı yeniden bu suçlularla yaşamaya zorladı. Yüzlerce yıl süren
Ermeni saldırganlığı 1980-lerden daha belirgin bir biçimde kendini göstermeye başladı.
Azerbaycanın ayrılmaz bir parçası olan Dağlık Karabağa yönelik iddiaları düşmanı yeni bir
saldırı başlatmaya sevk etdi. Sakinleşmeyen Ermenileri Azerbaycana karşı yeniden kışkırtmaya
başladılar. Tarihin en unutulmaz kanlı olayı olan 26 şubat 1992';de Hocalıda yaptıkları soykırım
Ermenilerle dost olmanın imkansızlığını kanıtladı. Hocalı soykırımı sonucunda 63'9;ü çocuk,
106';sı kadın ve 70';i yaşlı olmak üzere 613 Hocalı sakini öldürüldü, 25 çocuk her iki
ebeveynlerini, 130 çocuk ebeveynlerinden birini kaybetti. Düşmanın kuşunlarıyla 76';sı çocuk
487 kişi yaralandı. 1275 kişi esir alındı. 68';i kadın 26'sı çocuk olmak üzere 150 tutsağın akıbeti
hala bilinmiyor. Tarihe kara leke olarak geçen Hocalı soykırımında öldürülen insanlar insanlığa
yakışmasa da düşman tarafından ağır işkenceye maruz kaldılar. Bebek demeden herkes
gaddarcasına öldürüldü. Bütün bunlara rağmen dünya yine bu zülmü görmezden gelerek sessiz
kaldı, bölgede barışın temin edilmesi için bir takım gruplar oluşturuldu ve kararlar alındı. Ancak
bunların hiç biri düşman tarafından yapılmadı. Bu dönemde kurulan AGİT MİNK Grubu da
yükümlülüklerin yerine getirmemiş, bölgede barışı ve Azerbaycanın toprak bütünlüyünü
sağlamamıştır.

Azerbaycan toprakları neredeyse 30 yıldır düşman işgali altında. Yirminci yüzyılda
soykırım, yağma, barbarlıkdan doymayan ermeniler,dünyanın barıştan insanlıktan ve COVİD-19
gibi ağır bir virüsten baktığı bir dönümde saldırgan politikasını sürdürdü. Düşmanın peş peşe
provokasyonları, özellikle 12 Temmuz';da Tovuz olayları Azerbaycan için bardağı taşıran son
damla oldu.
Her zaman barışı tercih eden Azerbaycan bu kez düşmana hak ettiği cevabı vermeye hazırdı.
Halkımıza karşı her zaman patronları pahasına bir saldırı politikası izleyen Ermeniler bir gerçeği
unuttular. Şimdi onların önünde 90';ların Azerbaycanı durmuyor. Birinci Karabağ Savaşında
silahsız insanlar düşmanlarla karşı karşıya gelmişdise, şimdi tüm modern ekipman ve silahlarla
donatılmış dijital Azerbaycan Ordusu toprağından bir karış bile düşmana vermeyecektir. Üstelik
bütün dünyanın Ermeni karakterinden bıktığı bir zamanda, Ermeni yalanından canından
doyduğu bir zamanda. 27 Eylül 2020';den itibaren Ermeniler cephe hattındaki topraklardan
azerbaycanlı sivillere ateş etmeye başladı. Şanlı Azerbaycan Ordusu Başkomutanın emriyle
düşmana layikli bir cevap verdi. Güçlü ordumuzun önünde duramayan düşman korkakça kaçtı,
yaralıları ve ekipmanları savaş alanında bırakarak ağır kayıplar verdi.
Ermenistan topraklarında paniğe neden oldu. Ordumuzun önünde devam edemeyen düşman
kuvvetleri sivil halka ateş açtı. Azerbaycan';ın ikinci büyük şehri Gence'de işlenen terör eylemleri
bu hainliği bir kez daha göstermiştir. Gence şehri 4 Ekim 2020';den beri Ermenistan Silahlı
Kuvvetleri tarafından sürekli roket ateşi altında. Gence';nin intikamının siperlerde alınmasının
ardından düşman, 11 Ekim 2020 günü saat 02:00 sularında yeni bir terör eylemi gerçekleştirdi.
Askeri operasyonlar bölgesinden uzak olan Gence, Ermenistan topraklarından Scud-B Taktik
Operasyonel Füze Kompleksinden atılan taktik balistik füzelerle yeniden ateşlendi. Sonuç
olarak, Zafer Park çevresindeki konutlar çöktü, 5';i kadın 10 kişi öldü ve 6';sı çocuk ve 16';sı kadın
olmak üzere 35 kişi yaralandı. 17 Ekim'de bitmez tükenmez düşman Gence';ye ağır toplarla ateş
etmeye devam etti. Saldırıda 13 kişi öldü, 48 kişi yaralandı. Ölenlerin 6'sı erkek, 4';ü kadın ve 3';ü
çocuktu. Yaralanan 48 kişinin 23';ü erkek, 5';i çocuktu ve 20'si kadın. İki çocuk kayıp. 27
Eylül';den bu yana Ermeni Silahlı Kuvvetlerinin saldırılarında toplam 63 sivil hayatını kaybetti,
282 kişi yaralandı. Harap durumdaki sivil tesis sayısı 341';e, apartman sayısı 90;a, konut sayısı
1.846';ya ulaştı.
Ermeni tarafının insani ateşkesi ihlal ettiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak 10 Ekim 2020'de
Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları'nın Moskova';da yaptığı görüşme sonucunda,
insani ateşkes Ermenistan';ın askeri-siyasi liderliği tarafından büyük ölçüde ihlal edildi. İnsani
ateşkesin ilk dakikalarından itibaren, uluslararası insani hukukun yükümlülüklerini ihlal eden
Ermeni tarafı, Azerbaycan';ın sivil halkını kasıtlı olarak roket ve toplarla hedef aldı. Gence';deki
olaylar, Ermenistan'ın insani ateşkese, askeri saldırıya ve Azerbaycan topraklarının yasadışı
işgalini sürdürme niyetine uymadığının açık bir göstergesidir. Ermenistan'ı, uluslararası insancıl
hukuk kapsamındaki yükümlülükleri de dahil olmak üzere uluslararası hukukun kanun ve
ilkelerine uymaya ve BM Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği üzere Azerbaycan';ın işgal
altındaki topraklardan derhal, eksiksiz ve koşulsuz geri çekilmesi şartlarına uymaya çağırıyoruz.
Tarihsel olarak, komşu ülkelere karşı sinsi toprak iddialarını gerçekleştirme, bir ;Büyük
Ermenistan" yaratma hayaliyle yaşayan Ermeni milliyetçileri, bir bütün olarak dünyaya ve
insanlığa karşı korkunç suçlar politikası izlediler. Gerçekler, kötü şöhretli komşularımızın bu
yasadışı iddiaları gerçekleştirmek için saldırı politikasını ulusal mücadele; yoluna dönüştürerek
devlet düzeyinde saldırı politikasını desteklediklerini göstermektedir. Aynı zamanda bazı
yabancı güçlerin çıkarlarının ifadesi haline gelmiş ve bazı devletler Güney Kafkasya ve Batı
Asya';da kendilerini güçlendirmek için her zaman Ermeni meselesini" kendi çıkarları
doğrultusunda kullanmaya çalışmışlardır. Ermeni milliyetçilerinin halkımıza karşı izledikleri
soykırım ve saldırganlık politikasının iki yüz yılı aşkın bir geçmişi vardır. Bu iğrenç politikanın
amacı, Azerbaycanlıları eski topraklarından çıkarmak, bu topraklarda Ermeni tarihçiler ve
ideologlar tarafından icat edilen bir Büyük Ermenistan" devleti kurmaktır. Bu amaçla aşamalı
olarak yürütülen terör ve soykırım politikasının kanlı sonuçları, asırlardır bu barbarlığın kurbanı
olan Azerbaycan halkının sadece büyük Türk dünyasını değil, tüm insanlığı kapsayan anılarında
derin izler bırakmıştır.
27 Eylül'de başlayan çatışmalar, Paralı askerlerle, eski ve işe yaramaz silahlarla donatılmış
korkak Ermeni Ordusu';nun, son kan damlasına kadar savaşan görkemli Azerbaycan Ordusu';nun
önünde vatanına, bayrağına, devletine ve halkına bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Cephede
Azerbaycan askeri ile savaşamayan korkak düşman, yalanlarıyla yine dünyanın dikkatini bölgeye
çekmeye çalışıyor. Yalanlar, provokasyonlar ve Azerbaycan';ın şanlı zaferleri sonucunda
dünyanın gözleri yeniden Dağlık Karabağ';a çevrildi. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
İlham Aliyev';in izlediği politika neticesinde dünyanın birçok ülkesi artık Azerbaycan';ın toprak
bütünlüğünü destekliyor ve Ermeni saldırısını kınıyor.
Bugün Azerbaycan güçlü bir ulus devlet birliğine sahip. Bu birliğin gücü sayesinde topraklarımız
birbiri ardına özgürleştiriliyor. Azerbaycan halkı Azerbaycan ordusuna, Başkomutanlığa
inanıyor ve zafer umuyor. Çünkü Karabağ Azerbaycan';dır!
Seyfur Hacımuradov
"Nahçıvan Haberleri" Medya Grubu Genel Yayın Direktörü
Azerbaycanın stratejik durumu ve doğal kaynaklarla zengin olması onu her zaman diğer
devletlerin ilgi merkezinde yapmıştır. Özellikle komşu ülkeler belli tarihi zamanlarda
Azerbaycanın topraklarına karşı toprak taleplerinde bulundular. Toprak iddialarını halkımıza
saldırganlık ve soygun pozisyonunda defalarca gösteren Ermeniler ikiyüzlülükleri, yalanları ve
insanlık dışı davranışları ile bu düşmanlardan ayrılmaktadır.
Tarihe bakarsak 30 Mart – 3 Nisan 1918 tarihleri arasında Bakü ve çevresinde Ermenilerin
işledikleri soykırım sırasında 12.000 azerbaycanlı öldürüldü. Halkımıza yönelik trajedi basında
yer bulmaya çalışılsa da engellerle karşılaşıldı. Dönemin yönetici güçleri bu olayları
unutturmaya çalıştı ve halkımızı yeniden bu suçlularla yaşamaya zorladı. Yüzlerce yıl süren
Ermeni saldırganlığı 1980-lerden daha belirgin bir biçimde kendini göstermeye başladı.
Azerbaycanın ayrılmaz bir parçası olan Dağlık Karabağa yönelik iddiaları düşmanı yeni bir
saldırı başlatmaya sevk etdi. Sakinleşmeyen Ermenileri Azerbaycana karşı yeniden kışkırtmaya
başladılar. Tarihin en unutulmaz kanlı olayı olan 26 şubat 1992';de Hocalıda yaptıkları soykırım
Ermenilerle dost olmanın imkansızlığını kanıtladı. Hocalı soykırımı sonucunda 63'9;ü çocuk,
106';sı kadın ve 70';i yaşlı olmak üzere 613 Hocalı sakini öldürüldü, 25 çocuk her iki
ebeveynlerini, 130 çocuk ebeveynlerinden birini kaybetti. Düşmanın kuşunlarıyla 76';sı çocuk
487 kişi yaralandı. 1275 kişi esir alındı. 68';i kadın 26'sı çocuk olmak üzere 150 tutsağın akıbeti
hala bilinmiyor. Tarihe kara leke olarak geçen Hocalı soykırımında öldürülen insanlar insanlığa
yakışmasa da düşman tarafından ağır işkenceye maruz kaldılar. Bebek demeden herkes
gaddarcasına öldürüldü. Bütün bunlara rağmen dünya yine bu zülmü görmezden gelerek sessiz
kaldı, bölgede barışın temin edilmesi için bir takım gruplar oluşturuldu ve kararlar alındı. Ancak
bunların hiç biri düşman tarafından yapılmadı. Bu dönemde kurulan AGİT MİNK Grubu da
yükümlülüklerin yerine getirmemiş, bölgede barışı ve Azerbaycanın toprak bütünlüyünü
sağlamamıştır.

Azerbaycan toprakları neredeyse 30 yıldır düşman işgali altında. Yirminci yüzyılda
soykırım, yağma, barbarlıkdan doymayan ermeniler,dünyanın barıştan insanlıktan ve COVİD-19
gibi ağır bir virüsten baktığı bir dönümde saldırgan politikasını sürdürdü. Düşmanın peş peşe
provokasyonları, özellikle 12 Temmuz';da Tovuz olayları Azerbaycan için bardağı taşıran son
damla oldu.

Her zaman barışı tercih eden Azerbaycan bu kez düşmana hak ettiği cevabı vermeye hazırdı.
Halkımıza karşı her zaman patronları pahasına bir saldırı politikası izleyen Ermeniler bir gerçeği
unuttular. Şimdi onların önünde 90';ların Azerbaycanı durmuyor. Birinci Karabağ Savaşında
silahsız insanlar düşmanlarla karşı karşıya gelmişdise, şimdi tüm modern ekipman ve silahlarla
donatılmış dijital Azerbaycan Ordusu toprağından bir karış bile düşmana vermeyecektir. Üstelik
bütün dünyanın Ermeni karakterinden bıktığı bir zamanda, Ermeni yalanından canından
doyduğu bir zamanda. 27 Eylül 2020';den itibaren Ermeniler cephe hattındaki topraklardan
azerbaycanlı sivillere ateş etmeye başladı. Şanlı Azerbaycan Ordusu Başkomutanın emriyle
düşmana layikli bir cevap verdi. Güçlü ordumuzun önünde duramayan düşman korkakça kaçtı,
yaralıları ve ekipmanları savaş alanında bırakarak ağır kayıplar verdi.

Ermenistan topraklarında paniğe neden oldu. Ordumuzun önünde devam edemeyen düşman
kuvvetleri sivil halka ateş açtı. Azerbaycan';ın ikinci büyük şehri Gence'de işlenen terör eylemleri
bu hainliği bir kez daha göstermiştir. Gence şehri 4 Ekim 2020';den beri Ermenistan Silahlı
Kuvvetleri tarafından sürekli roket ateşi altında. Gence';nin intikamının siperlerde alınmasının
ardından düşman, 11 Ekim 2020 günü saat 02:00 sularında yeni bir terör eylemi gerçekleştirdi.
Askeri operasyonlar bölgesinden uzak olan Gence, Ermenistan topraklarından Scud-B Taktik
Operasyonel Füze Kompleksinden atılan taktik balistik füzelerle yeniden ateşlendi. Sonuç
olarak, Zafer Park çevresindeki konutlar çöktü, 5';i kadın 10 kişi öldü ve 6';sı çocuk ve 16';sı kadın
olmak üzere 35 kişi yaralandı. 17 Ekim'de bitmez tükenmez düşman Gence';ye ağır toplarla ateş
etmeye devam etti. Saldırıda 13 kişi öldü, 48 kişi yaralandı. Ölenlerin 6'sı erkek, 4';ü kadın ve 3';ü
çocuktu. Yaralanan 48 kişinin 23';ü erkek, 5';i çocuktu ve 20'si kadın. İki çocuk kayıp. 27
Eylül';den bu yana Ermeni Silahlı Kuvvetlerinin saldırılarında toplam 63 sivil hayatını kaybetti,
282 kişi yaralandı. Harap durumdaki sivil tesis sayısı 341';e, apartman sayısı 90;a, konut sayısı
1.846';ya ulaştı.

Ermeni tarafının insani ateşkesi ihlal ettiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak 10 Ekim 2020'de
Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları'nın Moskova';da yaptığı görüşme sonucunda,
insani ateşkes Ermenistan';ın askeri-siyasi liderliği tarafından büyük ölçüde ihlal edildi. İnsani
ateşkesin ilk dakikalarından itibaren, uluslararası insani hukukun yükümlülüklerini ihlal eden
Ermeni tarafı, Azerbaycan';ın sivil halkını kasıtlı olarak roket ve toplarla hedef aldı. Gence';deki
olaylar, Ermenistan'ın insani ateşkese, askeri saldırıya ve Azerbaycan topraklarının yasadışı
işgalini sürdürme niyetine uymadığının açık bir göstergesidir. Ermenistan'ı, uluslararası insancıl
hukuk kapsamındaki yükümlülükleri de dahil olmak üzere uluslararası hukukun kanun ve
ilkelerine uymaya ve BM Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği üzere Azerbaycan';ın işgal
altındaki topraklardan derhal, eksiksiz ve koşulsuz geri çekilmesi şartlarına uymaya çağırıyoruz.
Tarihsel olarak, komşu ülkelere karşı sinsi toprak iddialarını gerçekleştirme, bir ;Büyük
Ermenistan" yaratma hayaliyle yaşayan Ermeni milliyetçileri, bir bütün olarak dünyaya ve
insanlığa karşı korkunç suçlar politikası izlediler. Gerçekler, kötü şöhretli komşularımızın bu
yasadışı iddiaları gerçekleştirmek için saldırı politikasını ulusal mücadele; yoluna dönüştürerek
devlet düzeyinde saldırı politikasını desteklediklerini göstermektedir. Aynı zamanda bazı
yabancı güçlerin çıkarlarının ifadesi haline gelmiş ve bazı devletler Güney Kafkasya ve Batı
Asya';da kendilerini güçlendirmek için her zaman Ermeni meselesini" kendi çıkarları
doğrultusunda kullanmaya çalışmışlardır. Ermeni milliyetçilerinin halkımıza karşı izledikleri
soykırım ve saldırganlık politikasının iki yüz yılı aşkın bir geçmişi vardır. Bu iğrenç politikanın
amacı, Azerbaycanlıları eski topraklarından çıkarmak, bu topraklarda Ermeni tarihçiler ve
ideologlar tarafından icat edilen bir Büyük Ermenistan" devleti kurmaktır. Bu amaçla aşamalı
olarak yürütülen terör ve soykırım politikasının kanlı sonuçları, asırlardır bu barbarlığın kurbanı
olan Azerbaycan halkının sadece büyük Türk dünyasını değil, tüm insanlığı kapsayan anılarında
derin izler bırakmıştır.
27 Eylül'de başlayan çatışmalar, Paralı askerlerle, eski ve işe yaramaz silahlarla donatılmış
korkak Ermeni Ordusu';nun, son kan damlasına kadar savaşan görkemli Azerbaycan Ordusu';nun
önünde vatanına, bayrağına, devletine ve halkına bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Cephede
Azerbaycan askeri ile savaşamayan korkak düşman, yalanlarıyla yine dünyanın dikkatini bölgeye
çekmeye çalışıyor. Yalanlar, provokasyonlar ve Azerbaycan';ın şanlı zaferleri sonucunda
dünyanın gözleri yeniden Dağlık Karabağ';a çevrildi. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
İlham Aliyev';in izlediği politika neticesinde dünyanın birçok ülkesi artık Azerbaycan';ın toprak
bütünlüğünü destekliyor ve Ermeni saldırısını kınıyor.
Bugün Azerbaycan güçlü bir ulus devlet birliğine sahip. Bu birliğin gücü sayesinde topraklarımız
birbiri ardına özgürleştiriliyor. Azerbaycan halkı Azerbaycan ordusuna, Başkomutanlığa
inanıyor ve zafer umuyor. Çünkü Karabağ Azerbaycan';dır!
Seyfur Hacımuradov
"Nahçıvan Haberleri" Medya Grubu Genel Yayın Direktörü







YORUMLAR