MEHMET GIYAS AZERİTÜRK

MEHMET GIYAS AZERİTÜRK

[email protected]

HALKA İNMEK Mİ? HALKA GİTMEK Mİ?

23 Haziran 2021 - 17:36

HALKA İNMEK Mİ? HALKA GİTMEK Mİ?
        Siyaset kurumunun dillere peleseng bir sözü vardır. Halka inmek.. ister genel siyasette olsun ister parti içi muhalefette, sık sık iktidar makamında olanlar “Halka inmemek” ile suçlanırlar.
    Bu Kavram uzun yıllardır siyaset kurumumuzun eskimeyen eleştiri sözcüğü olarak güncelliğini korumaktadır.
Halka inilir mi? Halka çıkılır mı? İnmek ile çıkmak arasındaki kavram farkı aynı zamanda statü derecesi olarak ta kullanılır mı? Tüm bunlar tartışma konusudur. Halka inmeyi düşünen seçilmiş, kendini doğal olarak bir basamak üstte görmek gibi bir duyguya kapılıyor. Seçim meydanlarında kendini halkın hizmetine adamış, hizmetkâr olmayı taahhüt eden aday, seçildikten sonra birden bire kendisini merdivenin bir basamak üstünde görmek gibi ortamın içinde buluyor. Çünkü bir gün evvel ayağına gittiği seçmen, ertesi gün artık onun ayağına geliyor. Bir günde; sıra dışı, seçilmiş olmanın bütün cazibesini üstünde taşımanın gururu ile donatılıyor. 
Peki bu durumun kime ne faydası var? Bu yanlış düzelmeden seçen ile seçilen arasındaki illiyet bağı nasıl doğru zemine oturacak? Bunun sorumlusu sadece siyasetçi midir? Yoksa çuvaldızı biraz da
kendimize batırmak mı gerekiyor?
Cumhuriyetimiz; siyaset kurumuna önemli görevler verdi. Bunların en başında örnek teşkil edecek, rol
model olabilecek sorumlu ve donanımlı kişilikleri toplumun önüne koyarak, hizmet yaparken model
de oluşturmanın gayretini taşımaktaydı. Zaman içinde popülist politikalar, popülist liderler örnek
olma vasfını kenara iterek, “asker” olma vasfını ele aldılar. Türkiye ne yazık ki, her geçen gün adım
adım popülizme teslim oldu. Bugün izlenen temel politikalar artık kimin daha çok popülizmi
uygulayacağı üzerine kuruludur. Ülkenin temel sorunu popülizmdir. Bir an önce bu çıkmazdan
uzaklaşmak ve ülke gerçeklerine geri dönmek kaçınılmazdır. Bunu başarmadan siyaset kurumu ülkeye
fayda sağlamak yerine telafisi zor zararlar verecektir.
Sözü Nasrettin Hoca-Timurlenk fıkrası ile bitirelim. Hoca ile Timur aynı yüz yılda yaşamamasına
rağmen Türk halkının ince zekâsı ile fıkralarda çokça buluşturuldu. Nasrettin Hoca, Azerbaycan
Edebiyatında Molla Nesreddin olarak bilinir. Hoca bir gün Timur’un huzuruna gider. Timur
komutanları ile birlikte yemek sofrasındadır. Yalnız komutanlar yer sonrasında otururken, Timur
tahtına kurulmuş yemeğini oraya yiyor. Hoca içeri girer ve Timur’a doğru “Selamün Aleyküm ya Hz.
Allah” der. Timur çok bozulur ve ben Allah değilim, çık dışarı yeniden gel der. Hoca bir daha içeri girer
ve bu defa “Selamün Aleyküm ya Hz. Peygamber “ der. Timur; ey gafil ben ne Allah’ım nede
Peygamber. Ben bir Allah bendesiyim, der. Bunun üzerine Hoca; madem Allah bendesi (kulu) sin, niye
bendelerin yanında oturmuyorsun? Hoca’nın yada Azerbaycan’daki adıyla Molla Nesreddin’in sözüne
kulak vermek lazım.
Allah bendelerine, farklı vasıflar verirsek onlarda bizden bir kat üstte otururlar. Sonra bizlerde yıllarca
Halka inmeyi tartışırız.
Halka inmek yerine Halka gitmek daha doğru bir davranış, daha doğru bir kavram olsa gerek. Öyleyse
bize ineni değil geleni tercih edelim..
Mehmet Gıyas AZERİTÜRK

YORUMLAR

  • 0 Yorum