MEHMET GIYAS AZERİTÜRK

MEHMET GIYAS AZERİTÜRK

[email protected]

46'lık BASRİ

11 Şubat 2021 - 14:44

46’lık BASRİ

Dönem dizileri çok ilgi çeker, dönemi yaşayan kuşağa adeta bir ayna tutar. Tanıkları için
yaşamdan kesitler sunar. Özellikle siyasi olayları ele alan sahneler, biz nerde hata yaptık
sorularına da yanıt verir. Eleştiri yapmak veya özeleştiri vermek için gerek bireysel, gerekse
kamu vicdanı açısından büyük bir olanak yaratır.
TRT’de yayınlanan, senaryosunu Murat Aras ve Birol Güven’in yazdığı, yönetmenliğini Birol
Güven’in yaptığı 80’ler dizisi uzun yıllardır ilgi ile izlenen ve bizlere ayna tutan dönem
dizilerinin başında gelmektedir.
Dizideki birçok karakter, evimizden, mahallemizden veya kentimizden tanıdıktır. Yani bizden
biridir. Bu karakterlerden birisi de 46’lık Basri’dir. 46’lık sözü Mülga Türk Ceza Kanunun
46. maddesine atfen söylenir. Bu madde cezai ehliyeti düzenleyen madde olması hasebiyle
toplumda sıkça kullanılan sözcüklerin başında gelmektedir. Öyle ki, zaman zaman tehdit
unsuru olarak dahi kullanılmıştır. “Bak benim 46’lık raporum var. Ya da buna dokunma adam
46’lıktır” gibi, çekilip bükülmüştür. Basri; sokak filozofu misali zaman zaman geleceğe dair
öngörülerde bulunan, sakal, bıyık bir birine karışmış görüntüsü ile mahalle halkı tarafından
46’lık kabul edilen bir karakterdir. Çınaraltı Kahvesinde veya Tadıgüzel Pastanesinde oturur,
çay içer ve kendince etrafına öğütlerde bulunur. Mahallenin Pastacısı Sami, olup bitenleri
Basri ile paylaşır. Basri, her sahnede bu günlere dair öngörülerde bulunarak bazen mizahi
bazen de düşünsel göndermeler yapar. Mesela, mahalleye gelen telefon alt yapısı ile ilgili
olarak; “Gün gelecek telefonlar küçülecek ve ceplere girecek” veya televizyon yayınlarına
ilişkin, gün gelecek, dünyanın her yerini canlı olarak izleyeceğiz gibi 20-30 yıllık öngörüleri
vardır. Bu öngörülerde esas motto “gün gelecek” söylemidir.
Nihayet “gün geldi” ve 46’lık Basri’nin öngörüleri bir bir yaşama geçti. Ancak Basri bir şeyi
öngörmedi veya göremedi. Takipçileri olarak bizler, 46’lık Basri’den “gün gelecek herkes
46’lık olacak veya herkesin basireti bağlanacak ”, dediğini duymadık. 46’lık Basri, bu
kadarını hesaplayamadı demek ki.

İnternetin yaygınlaşması, sosyal ağların gelişmişliği adeta bir medya devrimini ortaya çıkardı.
Artık TV kurmak için sermayeye, iş adamına yani medya patronuna gerek kalmadı. İletişim
Fakültelerine de gerek kalmadı. Hepimiz evden ve kısa mesafeden yayıncı olduk. Hala niye
“İletişim Fakültesi” açılır onu da anlamış değiliz! Herkes kendi medyasını yarattı, medya
patronu oldu. Telefon ekranında kendisini izleyen her birey “Uluslararası İlişkiler Uzmanı,
Siyaset Bilimci, Ekonomist ve Güvenlik Uzmanı ‘dır artık. Biz neden hala Lisans Üstü Eğitim
Enstitüleri kuruyoruz! Bu da anlaşılmayanlar listesindedir.
Artık her gün, her an Basri’nin “Gün gelecek “ mottosu ile yüz yüzeyiz. Örneğin “Döviz
artışlarını dış güçlere yapıyor, göreceksiniz dize gelecekler, gün gelecek döviz düşecek” diye
bir yerde veya duvarında yazan bir “yazarımız” ertesi gün merkez bankasının faiz kararı ile
dövizin düşmesi karşısında, iki gün evvel yazdığı yazıyı paylaşarak, “ben demiştim. beni
eleştirenler utansın, bakın döviz düştü” diyerek yüksek öngörü sahibi olduğunu söylemekle
kalmıyor buna yürekten inanabiliyor. Peki yüksek faiz kararı? Bunun önemi yok çünkü o
kısmı okumuyor bile.
Aklımıza 46’lık sorular geliyor. Bize ne oluyor. Hepimiz 46’lık olduysak, bu kadar Adalet
Sarayına, Yargıçlara, Savcılara hatta Cezaevlerine ne gerek var. Ehliyet yok ise…
Ne demişler; önce akıl sağlığı. Aklınıza mukayyet olun!

YORUMLAR

  • 1 Yorum