AYSUN ELİŞ

AYSUN ELİŞ

DÜŞÜNÜYORUM.... aysunavan_akva@hotmail.com

Sevgili Metres'e Mektupların Yazarı Olmak

07 Aralık 2022 - 17:20



Kurgu bir eser kendi kendini var eder. Zihnin içinde bir hayalet gibi dolaşıp durduktan sonra, önce izlerini fark edersiniz sonra gerçekliği belirginleşir. Zihninizde bir yerdedir. Vardır, var olan birşey mutlaka o var oluşu ortaya koyar. Siz istemeseniz de somut bir hal alıncaya kadar devam eder. SMM (Sevgili Metres'e Mektuplar) bu şekilde kendini var eden eserlerden biridir. Bu nedenle kitabın ilk nüshasını elime aldığımda 'Hoşgeldin Zihnimden Doğan Çocuk' diyerek karşıladım.

Sosyal medyadan, imza günlerine yakın çevremden tanımadığım insanlara varıncaya kadar bir çok değerlendirme aldım ve tamamı olumlu yorumlardı. Nasıl bir yazar olduğum okurun takdiridir. İyi bir okur olduğum ise benim gerçeğimdir. Hem yazarı hem okuru olarak bende SMM'ı kendi cümlelerimle değerlendirmeyi uygun buldum.

Sevgili Metres bir kaç karakter ekseninde evliliği, birey olmayı, insan olmayı sorgulayan bir kitaptır. Ana karakter Bayan E... Kocası tarafından aldatılan ve bunun yarattığı travmayı asla aşamayan biridir. Bu nedenle kocasının seçmiş olduğu, sevmiş olduğu kadına mektuplar yazmaya başlar. Metres Bayan E... İçin hayali bir karakter, hayali bir dosttur. Kendi var oluş sürecini ortaya koyarken tutunduğu bir varlıktır. Metres ya da kocanın iç dünyası anlatılmamış. Bunu hem yazar hem okur olarak eksiklik olarak değerlendiriyorum. Bir çok eserde yasak aşk boyutu fazlaca işlendiği için birkez daha işlemenin anlamsızlığından uzak durmaya çalışmak da diyebiliriz.

Toplumu kadının pencerisinden irdeleyen, sorgulayan ve sorgulatan bir eser. Böyle gelmiş böyle gider diye düşünülen bir çok şeyi eleştiren bir çalışma. Kitapta erotik her hangi bir olgu yok. Her hangi bir suçlama ya da aşağılama da söz konusu değil. Dert yanma, kadere söylenme, isyan etme bile yok, somut olarak bir gerçek var. Kadının, topluma, evliliğe, hayata, olan konumuna birde bu açıdan bakalım diyen kitaplardan.

Kitabın arka kapağında yer alan olay kıymetli bir dostuma aittir.(vefat etmiş olması nedeniyle ismini kullanıp kullanamayacağımı sormam mümkün degil bu nedenle adını kullanmayacağım). Bunu anlatırken üzerinden neredeyse yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen gözleri dolmuş ve ' ...kadın olmam, anne olmam, cinsiyetim, aynı anda tek cümleyle aşağılandı' demişti. Kitabın arka kapağında onun cümlesi yarım kalmış bir sitem olarak yaşamaya devam edecek.

SMM kadınlar için yazılan bir kitap değildir. Biz varız ve insanız diyen eserlerdendir. Her yönüyle eleştiren, her yönüyle hayatı sorgulayan bir kitaptır. İnsanların ön yargılarına, çarpık alaycı gülüşlerine rağmen yazılması gereken bir baş kaldırıydı. Kapak tasarımından çok hoşlandığımı söyleyemem ancak papatyanın yapraklarıyla papatya falı bakarsanız sevmiyor çıkıyor...

Kitapla ilgili en çok sorulan soruları bir araya toplamak istedim;

-Neden Sevgili Metres'e Mektuplar, çok cüretkar bir isim değil mi?
_Metres kavramını bir dile ben kazandırmadım; ancak bir dile, bir kavram kazandırsaydım bununla gurur duyardım ve bu kavramı kitap ismi olarak seçmekte bir beis görmüyorum. Kitap zaten Metres'e yazılan mektuplardan oluşuyorken isminin kitabın içeriğini yansıtan bir seçim olması elbette doğru bir karardır. Bence cüretkar bir ad taşımıyor.

-Kendi hayatınızı mı yazdınız?
_Hayır, benim hayatım değil ancak bir çok insanin hayatının kesiştiği noktayı kısmen de olsa yakaladım. Benim hayatıma benzemesi ya da bir başkasının hayatına benzemesi birşeyi değiştirmez. Bu kadınların ortak yaşanmışlıklarının sentezidir; ancak kitapla ilgili araştırma yaparken bir çok gözlem ve söyleşi yaptım. Neredeyse her kadın aldatılmayla ilgili bir deneyime sahipti. Mesele sadece aldatılmak da değildi. Değersizleşme, psikolojik şiddet, daima hizmetçi gibi davranılması, mutsuzluğu kabullenme, ilişkinin eğlenceli kısmının taraflardan birine, alınması gereken sorumlulukların diğerine yüklenmesi... Vs vs vs...

-Kızınızla görüşüyor musunuz? Oğlunuzun kaybını nasıl atlattınız?
_Biyolojik bir kızım yok ve ölen bir oğlumda yok.

- Evcil kedinizi gerçekten kitapta ki gibi mi sahiplendiniz?
_Bir kedi sahiplenmedim yada beni sahiplenen bir kedim de olmadı. Kitapta ki karakterin hayatına yalnız devam etmesine gönlüm razı olmadı. 'Bir kedim bile yok' diyecek kadar yalnız olmamalı insanlar. Kurgu karakter olsa bile.

-Kendi masalını mı yazacaksın?
-Hepimiz kendi masalımızı yazıyoruz.

-Okunmaya değer mi?
-Yazılmaya değdi!

Sevgili Metres'e Mektuplar kendi kaderini çizecek kadar güçlü bir eserdir ve bu kitabın yazarı olmak haklı bir onur sebebidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum